Birlik ve kardeşlik coşkusuyla Newroza...

İstanbul Newroz Tertip Komitesi’nde yer alan EMEP İstanbul İl Başkanı Güven Gerçek, Newroz’a ilişkin sorularımızı yanıtladı.


İstanbul Newroz Tertip Komitesi’nde yer alan EMEP İstanbul İl Başkanı Güven Gerçek, Newroz’a ilişkin sorularımızı yanıtladı. Gerçek, Kürt halkı ile emekçilerin hak ve özgürlük mücadelesinin birlikteliğini sağlayacak Newrozu, ortak talepleri haykırmanın ve birlikte olmanın coşkusu ile kutlayacaklarını söyledi.

Bu yıl ki Newroz hangi koşullarda kutlanacak?
Newroz, başta Ortadoğu halkları olmak üzere pek çok dünya halkının bahar bayramı, ama kendi kaderini tayin etme mücadelesi veren Kürtler içinse bir özgürlük günü olarak kutlanıyor. ABD emperyalizmi öncüllüğünde, dünya emperyalizmi, kapitalizmi bir dünya sistemi olarak yeniden inşa etme planlarını, özellikle içinde yer aldığımız Ortadoğu coğrafyasında kanlı savaşlar ve saldırılar biçiminde, işbirlikçiler aracılığıyla sürdürüyor. Dünya halklarına ve emekçilerine kan, gözyaşı, yoksulluk ve işsizlik dayatıyor. Türkiye’de de Kürtlerin inkarına yönelik 80 yıllık devlet politikası, bugün de devam ettirilmekte. Kürt sorununun barışçı demokratik çözümü yerine, sınır ötesi operasyonlar, kara harekatları vb. askeri yöntemler devreye sokuluyor. Yine işsizlik ve yoksullukla boğuşan insanlarımızın, IMF güdümünde çıkarılmak istenen saldırı paketleriyle, kölelik yasalarıyla, geleceği ipotek altına alınmaya çalışılıyor. Kısaca böylesi koşullarda Newroza gidiyoruz ve bu Newrozu çok daha anlamlı kılıyor bizim için. Dolayısıyla işçiler, emekçiler, ezilenler ve Kürtler barış, kardeşlik, özgürlük, demokrasi ve insanca yaşam için Newroz gününde bir araya gelip taleplerini güçlü bir biçimde haykıracaklardır.

Bu yılki kutlamalarda öne çıkacak talepler neler olacak?
Bu koşullara karşı mücadelede öne çıkan ne kadar talep varsa bunlar aynı zamanda Newrozda dile getirilecek talepler olacaktır. Kürt sorununun demokratik barışçı çözümü talebi, en gür haykıracağımız talebimiz olacaktır. Yine barışçı çözümü hem sağlayacak, hem de bu çözümle daha da pekişecek olan eşitlik temelinde Türk ve Kürt halklarının kardeşliği, Newroz ateşini daha da harlayacaktır. Biliyoruz ki bunların sağlanması da ancak, sistemin tümden demokratikleşmesinden geçiyor. Ve bütün taleplerimize eksen olacak temel hak ve özgürlük istemleri, emekçiler, çalışanlar, işsizler, Kürtler, Türkler tarafından tek bir ses olarak tüm Türkiye’ye ve dünyaya duyurulacaktır.

Newroz kutlamalarına nasıl hazırlandığınız konusunda bilgi verir misiniz?
İstanbul’da güçlü bir Newroz kutlamayı hedefliyoruz. Özellikle emekten, demokrasiden yana siyasal oluşumlar, partiler, kitle örgütleri ve sendikalarla birlikte güçlü bir Newroz kutlamak istiyoruz. Ortak bir tertip komitesi oluşturduk. Gerek parti olarak, gerek ortak platformlarla aydınlatma faaliyeti, yaygın bildiri dağıtımı, yerellerde ve işyerlerinde Newrozun önemi ile ilgili paneller yaptık. Amacımız, kışkırtılan ırkçılığa ve şovenizme karşı barışı, kardeşliği öne çıkararak Kürt sorununun emekçiler arasında anlaşılmasına yardımcı olmak. Biliyoruz ki çalışanlara karşı çıkarılmak istenen SSGSS Yasası ile Kürtlere yönelik antidemokratik uygulamalar aynı merkezli. Yani Newrozda, sömürülen emekçilerle, ezilen, yok sayılan Kürt halkının birlikteliğini ne kadar sağlarsak o kadar anlamına yakışır bir Newroz kutlaması olacaktır. Tertip komitemiz izin için başvurusunu yaptı. 23 Mart günü Zeytinburnu’nda inanıyorum ki güçlü bir kutlama yapılacak. EMEP olarak saat 10.00’da Abdi İpekçi Spor Salonu önünde bir araya geleceğiz. (İstanbul/EVRENSEL)

İnisiyatif ele alınmalı

Newroz, 25. sınır ötesi harekatın sonrasına denk geldi. Bu harekat, Kürt sorununun askeri yöntemlerle çözülmediği ve başka açılımlara ihtiyaç olduğuna dair bir tartışmaya yol açtı. Hükümetin bu konudaki yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz ve sizce Kürt sorununun çözümü için neler yapılmalı?
Hükümetin, Kürt sorununa yaklaşımını çok samimi görmüyorum. 80 yıldır pek çok başbakan, yönetici kapalı ya da açık Kürt sorununun olduğunu kabul etmişken, sorunun çözümü noktasında bir tek adım atmış değillerdir. Son olarak bu hükümetin Başbakanı, Diyarbakır’da “elbette Kürt sorunu diye bir sorun vardır ve bu sorun benim de sorunumdur” demiştir. Ama kendi sorunu olarak gördüğü sorunu, değişmeyen resmi devlet politikasına uygun olarak inkarla, askeri müdahalelerle bastırmaya çalıştı. Kürt sorununun çözümü, yalnızca yönetenlere bırakılmayacak kadar tarihsel ve toplumsal bir sorundur. Bir halkın demokratik hak ve özgürlüklere sahip olma sorunudur ve tüm toplumu, halk kesimlerini ilgilendiren bir sorundur. Çözümü de ancak toplumsal kamuoyunun baskısıyla gelecektir. Emek ve demokrasi güçlerinin, sorunu kendi sorunu olarak görüp inisiyatifi ele almasıyla gerçekleşecektir.
Mustafa Akyol
www.evrensel.net