GÜNCEL

  • AKP’nin kapatılması davası medyada yoğun olarak tartışılıyor. Doğan grubuna bağlı medya (içlerindeki birkaç köşe yazarı hariç) Başsavcı’nın açtığı davayı destekliyor.


    AKP’nin kapatılması davası medyada yoğun olarak tartışılıyor. Doğan grubuna bağlı medya (içlerindeki birkaç köşe yazarı hariç) Başsavcı’nın açtığı davayı destekliyor. AKP’ nin kendine çeki düzen vermesini tavsiye ediyor. AKP yanlısı medya ise, davayı demokrasiye karşı yapılmış bir hareket olarak eleştiriyor.
    AKP yanlısı medya kalemşörleri, kapatma davasını demokrasi karşıtı bir girişim olarak değerlendiriyor ama AKP olaya böyle bakmıyor. AKP kendini demokratik kurallarla kendini bağlamak istemiyor. AKP’liler davayı iktidarlarına karşı bir hareket olarak değerlendiriyor. Bu nedenle de, partilerine yönelik antidemokratik girişimleri demokratik açılımlarla bertaraf etme yerine, Meclis’teki çoğunluğuna dayanarak özel birtakım yasa hükümleri çıkarmak suretiyle çıkış yolu arıyor.
    AKP kurmaylarının kamuoyunun tartışması için ilgi alanına sunulan çözüm önerileri bu tür öneriler. Japon Modeli, Venedik Protokolü vb. isimler verilmiş öneriler parti kapatmanın yasaklanması ya da zorlaştırılması için değil, AKP’nin bu badireyi atlatması için yapılıyor.
    Onlar, DTP’nin kapatılmasına karşı değiller.
    Hazırladıkları anayasa taslağında da parti kapatılmasının zorlaştırılması ya da yasaklanmasına ilişkin bir değişiklik önerisi yok. Siyasi Partiler Kanunu konusunda da hiçbir değişiklik önermiyorlar. Tam tersine, bu siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası onların aldıkları oyun çok üzerinde bir temsiliyet elde etmesinin yolunu da açıyor.
    AKP’nin dayandığı emperyalist güçler ve yerli işbirlikçileri de onlardan demokrat olmalarını, Türkiye’de gerçek bir demokratik sistem tesis etmesini talep etmiyor. ABD, AB ve TÜSİAD’ın AKP’den istediği demokrasi kıstasları Kopenhag Kriterleridir. Bu kriterler de beş sene önce AKP tarafından yerine getirilmiştir. Yani, AKP’nin Türkiye’ye getirdiği ve getireceği demokrasi bu kadardır.
    Bazı aydınlar, bu durumu bilmelerine rağmen, AKP’nin demokrasinin sınırlarını genişleteceği hayalini yaymakta çıkarları vardır. Bazı demokrat aydınlar ise bu propagandaya kanmış ve esas olarak üç askeri darbe, birkaç müdahale yaşamanın verdiği çekıngenlikle, faşist güçlerden korkusu nedeniyle AKP’ye sığınmayı daha akılcı bulmuşlardır.
    Kendilerine laikçi diyen kesimin ise egemen burjuvazi içinde destekçisi kalmamıştır. Bunlar, asker-sivil bürokrasi ve şeriat tehlikesi ile korkutulmuş orta sınıflara dayanmaktadır. Bürokrasi içindeki gücü de giderek erimektedir. Bürokrasi niteliğinden kaynaklanan nedenlerle iktidara doğru meyletmektedir. Aydınlar içinde ise İP, TKP ve Cumhuriyet gazetesi çevresine sıkışmış durumdadırlar.
    Ekonomik ve siyasi çıkarları demokrasi, barıştan ve emeğin haklarının genişletilmesinden yana olan geniş emekçi kesimleri ise kafa karışıklığı ve şaşkınlık içindedir.
    Bu koşullarda bizler, emek-demokrasi-barış güçleri, demokrasiyi “ama”sız ve yüksek sesle savunarak ve buna uygun davranarak, demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesi için somut öneriler geliştirerek, emeğin haklarının genişletilmesi için programımızı ana hatları ile kitlelere ileterek, barışın tesisi için Kürt sorununun demokratik çözümü ve acil atılması gerekli adımları çok somut formüle ederek kafa karışıklığını giderebilir ve emekçi halkın doğru seçenek etrafında toparlanmasına yardımcı olabilir.
    Barış ve demokrasi güçlerinin kitleleri birleştirmesi için koşullar mevcut ve uygundur.
    Kongrelerinde çatı partisi için karar almış olup bunun gereğini yerine getirmeyenler, yıllardır emekçilerin ileri kesimleri ve demokrat aydınların birlik çağrılarının gereklerini yerine getirmeyenler tarih ve halk önünde sorumlu olacaklardır.
    Kamil Tekin Sürek
    www.evrensel.net