Statükocu ittifakın ayrışması

Artık genel kabul gören bir şey var. CHP, MHP ve Genelkurmay arasındaki ittifakta kırılma önce türban meselesi, sonra da sınır ötesi operasyon ile doruk noktasına vardı.


Artık genel kabul gören bir şey var. CHP, MHP ve Genelkurmay arasındaki ittifakta kırılma önce türban meselesi, sonra da sınır ötesi operasyon ile doruk noktasına vardı. Genelkurmay’ın bu iki parti için “terörle mücadeleye hainlerden daha zarar veriyorlar” açıklaması ile başlayan polemik CHP ile Genelkurmay arasında süreceğe benziyor. Bu ayrılık CHP ve MHP açısından bir kayıp olmuştur. Zira iki partinin de en güçlü argümanları, milliyetçilik ve laisizm üzerinden Genelkurmay gölgesinde politika yapmaları, en azından bugün itibariyle ellerinden alınmıştır. Şimdi ortaya bambaşka bir konsept çıkmıştır: TSK-AKP uyumu.
Genelkurmay’ın 27 Nisan e-muhtırasına AKP Cumhurbaşkanlığı seçimi ile cevap vermiştir. Bu gidişat, özellikle Genelkurmay’ın CHP ile girdiği ikinci polemik, CHP’nin açıklamalarını hakaret olarak kabul etmesi, CHP açısından daha büyük handikaptır. Zira sosyal demokrat olduğunu söyleyen bir parti olan CHP emekçi sınıflardan tamamen soyutanmasıyla daha bir çıkmaza girmiştir. Fakat MHP açsından türban ve milliyetçilik kan yapmaya devam ediyor. AKP ise rolünü oynuyor. Genelkurmay’la birlikte türban, milliyetçilik ve Kürt sorununu rehin tutuyor.
AKP, Kürt sorununun çözümünde 2002 genel seçiminde “bu sorunu biz çözeriz” beklentisi yaratmıştı. AKP’nin Kürt sorununu rehin tutma taktiklerinin devam ediyor olması, beklentiyle oy veren Kürt seçmenler açısından da tam bir hayal kırıklığı olmuştur. AKP açısından durum başka bir evreye geçmiştir. Tarikatlar eksenli bir örgütlenme yürüten AKP’ye askerinde ılımlılık koşuluyla destek verdiği aşikardır.
Burada DTP’nin özellikle bölgede ne yapacağı önem kazanmakta. CHP’nin 22 Temmuz genel seçimlerinde “iki oyunuz varsa birisini CHP’ye, birisini MHP’ye verin, laikliği ancak böyle koruyabiliriz” dedikleri biliniyor. Yani, zımnen ittifak söz konusu idi. Oysa hemen seçim sonrası Cumhurbaşkanlığı seçiminde olsun, türban meselesinde olsun, MHP’nin AKP’nin değirmenine su taşıması CHP’yi yarı yolda bırakmıştır. Şimdi denebilir ki DTP ile ne ilişkisi var. DTP’nin de 22 Temmuz seçimlerinde (belki bir fark var yönetim dışı) tabandaki kimi partilileri “kime oyunuzu veriyorsunuz” sorusunun ardından, “DTP’ye vermiyorsanız hiç olmazsa AKP’ye verin. Onlar da Kürt sorununun çözümünden yanalar. Fakat ordu engel oluyor” dedikleri bilinmektedir. Ancak son ordu-AKP yakınlaşmasıyla bu iddianın ne kadar yersiz olduğu görülmüştür.
Artık DTP’nin bu sızmaları önlemesi lazım. Özellikle bölgede AKP’nin ister dini bakımdan, ister ekonomik bakımdan, isterse Kürt sorunu noktasında halkı maniple etmesine izin vermeyerek, teşhir ederek AKP’den hiçbir beklentiye kapılmadan daha dik durmalı. Aynı zamanda topyekün bir programla çıkmalı, dilsel, kültürel taleplerinin yanına ekonomik talepleri de aynı ölçüde programının merkezine koymalıdır.
Cengiz Keleş (MERSİN)
www.evrensel.net