akp kapandı mı ıssız lahmacun kaldı mı?

  • Solucanları hepiniz bilirsiniz; lahmacunu da bilmeyeniniz yoktur sanırım. Bunu bilerek yaptım. Lahmacun ile solucanı aynı cümlenin içine isteyerek koydum.


    Solucanları hepiniz bilirsiniz; lahmacunu da bilmeyeniniz yoktur sanırım. Bunu bilerek yaptım. Lahmacun ile solucanı aynı cümlenin içine isteyerek koydum. Gündemi ne kadar yakından takip ettiğinizi öğrenmek için böyle bir yemekli-solucanlı cümle işine girdim. Eğer gündemi yakından takip ediyorsanız, söz konusu cümlenin içinde adı -sürünerek de olsa- geçen solucan arkadaşın amacını da anlamış olmanız gerekir. Ülke gündemi üzerime biraz fazla gelince, kimi neyle, hangi oranlarda nerede karıştıracağımı şaşırdım. Ben solucanları, bazı özellikleri dışında, severim. Bu yaratıklar ikiye hatta daha fazla parçaya bölündüklerinde de her bir parça yeni bir solucan olarak hayatını sürdürür. Bir bakıma onları kesmek onları tane olarak çoğaltmak anlamına gelir. Çoğalmasını istemiyorsanız, parçalamayacaksınız. Lahmacunu da severim... Önüme gelen bütün lahmacunları yerim, hiç birisini ıssızlığa terk etmem. Ama lahmacun ile solucan aynı anda sevilmiyor. İnsanların çoğunda bu özellik vardır. Sevdiğimiz şeyleri bile “sevme” sırasına koyarız. Bir taraftan yemek yerken, diğer taraftan, içimizden de bir solucanı okşayıp sevdiğimizi düşünemeyiz. Çünkü bu iki olay aynı anda meydana gelirse tiksinme kaçınılmaz olur. İkisinden birini tercih etmek zorunda kalırız. Ya sev ya da ye, durumu ortaya çıkar. Ama tabii, bunun da istisnaları vardır. Bu istisnaların çoğu yurt dışında meydana gelir. Örnek vermeyeceğim çünkü yazıda ithal istisna kullanmak istemiyorum. İşte bu noktada benim, yöntem bakımından AKP’den ayrıldığım hemen anlaşılıyor, değil mi? Ben yazıya, tüm istisnalar da dâhil, ithal istisna bile koymazken, AKP, partisine kapanma davası açıldıktan sonra, parti kapatmayı zorlaştırmak için yurt dışından pek çok model ithal etme fikrini gündemine taşıdı. Venedik modeli, Brüksel modeli, Japon modeli gibi... Bu, yabancı modeller, yerli vatandaş üzerinde İran etkisi, Malezya etkisi, Arabistan etkisi yaratmaz mı? Bana kalırsa, siyaset yasağı isteneler gidip yıllarca Venedik, Brüksel, Japonya gibi yerlerde yaşasınlar, eğer kendilerine ve orada yaşayan halka kötü bir şey olmazsa, modeli de alıp gelsinler. Bu da Ankara modeli olsun.
    Uzun bir hamilelik sürecinden sonra içime doğan bir ses, AKP’nin kapatılacağını söylüyor. İçime kısık bir şekilde doğan başka bir sesin içindeki gizli fısıltılar da partinin kapatılamayacağını söylüyor. Bu seslere fazla güvenmiyorum, yıllar boyu AKP tarafından yönetilmiş bir bedenin içine doğacak sesler İran ve Arabistan üzerinden dolanıp geldikleri için, ne dedikleri fazla anlaşılmıyor? Herkes gibi, içime değil de, dışıma, yan taraflarıma doğan seslere kulak vereceğim artık.
    Aziz Gültekin [[email protected]]
    www.evrensel.net