Yunan emekçiler boyun eğmeyecek

Her fırsatta “toplumsal barış” ve “kamu düzeninden” bahseden sermaye sınıfının aslında ne kadar ikiyüzlü ve sefil olduğu, kapitalizmi ilgilendirenin insanların refah ve mutluluğu değil tersine daha çok nasıl birer ...


Her fırsatta “toplumsal barış” ve “kamu düzeninden” bahseden sermaye sınıfının aslında ne kadar ikiyüzlü ve sefil olduğu, kapitalizmi ilgilendirenin insanların refah ve mutluluğu değil tersine daha çok nasıl birer kâr unsuru durumuna gelecekleri olduğu gerek Türkiye’de gerekse Yunanistan’da gündeme damgasını vuran gelişmelerle bir kez daha ortaya çıktı.
Saldırıların boyutu sadece işçi ve emekçilerle de sınırlı kalmıyor. Ezilen tüm toplumsal kesimleri doğrudan ilgilendiriyor. Dolayısıyla Yunanistan’da son günlerde artarak büyüyen tepkiler başta işçi ve emekçiler olmak üzere, gençliği, köylüyü, emekliyi, esnafı, aydını, gazeteciyi, sanatçıyı, akademisyeni vb. kucakladı. Kuşkusuz cephenin genişliği hükümeti yalnız bırakırken sermaye politikaları arkasına takılarak “sosyal demokratlık” yapan partileri de tutum almak ve söylemlerini değiştirmek zorunda bıraktı. Tüm kazanımları hedefe koyan saldırılar işçi ve emekçiler arasındaki birliği de pekiştirdi. İktidar partisi kendi yandaşları olarak gördüğü ve grev kırıcısı olarak kullanma yatırımları ve hesapları içine girdiği sendikaların ve sendikacıların ancak önemsiz bir kesimini “edilgen” bir konumda tutabildi.
Referandum tartışması
Bu arada tüm gelişmeler, yasa tasarısının meclisten geçmesi durumunda bile tepkilerin son bulmayacağını gösteriyor. Hükümet her ne kadar saldırıların “politik faturasını” üstleneceğini ve bundan korkmadığını söylüyorsa da halk daha şimdiden iktidar partisini ve tutarsız tutumlarıyla bilinen ana muhalefet partisini cezalandırmış bulunuyor. İktidara bağlı birçok milletvekili halkın tepkisinden korktuğu için tasarının kesin oylamaya sunulacağı başbakan tarafından açıklanmış olmasına rağmen cuma günü mecliste olmamayı tercih etmiş ve oylama çarşamba gününe ertelenmiştir.
Bu arada iktidar partisi dışındaki tüm partilerce ve konfederasyonlarca benimsenmiş olan referandum önerisi hükümeti iyice yalnızlaştırmış ve oylama cesareti gösterememesine yol açmıştır. İktidar partisinin kendi milletvekilleriyle de sorunlar yaşadığı basın yayın organlarında genişçe vurgulanmaktadır. Bir an önce tasarıyı geçirmek isteyen hükümet şimdi oluşan durumu değiştirmek için zamana ihtiyaç duyar hale gelmiş bulunuyor. Ortaya atılan referandum beklenmedik bir biçimde gündemi değiştirmiş ve yalpalayan birçok kesimi de tutum almaya zorlamıştır. Bu ise hükümeti daha çok korkutmakta ve işçi emekçilere ise hem cesaret hem de tepkileri genişletme olanağı sunmaktadır. Yasa tasarısı meclisten geçse bile cumhurbaşkanının imzalama yetkisi yoktur. Çünkü 120 milletvekilinin imzasını taşıyan referandum önerisinin oylanması gerekiyor. Öneri reddedilmedikçe cumhurbaşkanının onay verme yetkisi bulunmuyor.
Hareketin kitleselliği olağanüstü hal ilan etme ya da grevleri yasadışı ilan etme tehditlerini de boşa çıkardı. Mahkeme salonlarını basan emekçiler sloganlar altında grevin yasadışı olmadığını kabul ettirdiler. Yasa tasarısının geçmesi ile suların durulacağını ve insanların kaderlerine boyun eğeceğini sanan hükümet bugün yanlış hesap yaptığını daha iyi görmektedir.
Hükümet büyük olasılıkla sermayenin ve AB’nin baskıları karşısında tasarıyı meclisten geçirecektir. Ancak bunun hiçbir şeyin sonu olmadığı, sadece işçi ve emekçilerin değil sermaye sözcülerinin de bu günlerde sık sık dikkat çektikleri bir gerçek. Her şeyi mücadele belirleyecek. (Atina/EVRENSEL)
Seyit Aldoğan
www.evrensel.net