SADEDE GELELİM

  • Sosyal Sigorta ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) yasa tasarısı karşısında Emek Platformunun harekete geçmesi üzerine bir müzakere ve pazarlık süreci başladı.


    Sosyal Sigorta ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) yasa tasarısı karşısında Emek Platformunun harekete geçmesi üzerine bir müzakere ve pazarlık süreci başladı.
    Sendika konfederasyon başkanları televizyonda Can Dündar’ın programında her biri dili döndüğünce Çalışma Bakanı karşısında, sosyal güvenlik kurumlarının açıklarının sebeplerini açıkladı. Yüksek işsizlik sebeplerden birisidir. Çalışmak isteyen her on kişiden biri işsizdir. Bu kişiler çalışmakta olsa, sosyal güvenlik sistemine girecek prim varidatı yüzden ondan fazla artar. İşsizliğin de sebebi devletin çeşitli politikalarıdır. Yüksek faiz politikasından devlet personel politikasına, hükûmetin çeşitli uygulamaları işsizlik sorununa sebebiyet vermektedir.
    Konfederasyon başkanları sosyal güvenlik sisteminin malî açığının ikinci sebebi olarak kayıt dışı istihdamı bakanın önüne serdiler. Türkiye’de işgücü içinde on kişiden çalışma fırsatı bulabilen dokuzunun da yarısı kayıt dışı, yani sosyal güvenliksiz çalışmaktadır. Kentlerde (tarım dışında) ücretli ve yevmiyeli çalışanlar arasında kayıt dışı çalışanların oranı üçte bir kadardır. Bu çok yüksek bir orandır. Sadece tarım dışında ücretli ve yevmiyelilerden kayıt dışı çalışanlar sosyal güvenlik sistemine kaydolsa, bu grubun prim varidatı en az yüzde elli artar. Bütün kayıt dışı çalışanlar sisteme dahil olsa, prim varidatı yüzde yüz artabilir. Kayıt dışı istihdamı yok etmenin yolu bellidir: sıkı denetim ve sert yaptırımdır.
    Patronların kayıtlı çalıştırdıkları işçilerinin primlerini zamanında veya hiç ödememesi de sosyal sigortalar kurumunun malî açığının başka bir sebebi idi.
    Ancak konfederasyon başkanları sosyal güvenlik sisteminin malî açıklarını kapatma yollarını hükûmete işaret ederken, SSGSS reformunun temel gerekçesini ve felsefesini eleştirmemektedir. Burjuva sınıfının temsilcileri sosyal güvenlik sistemini kendi prim gelirleriyle döndürebilmek gerektiğini, sistemin malî açıklarına bütçeden transfer yapmanın ‘sürdürülemez’ olduğunu iddia edegelmektedir. Konfederasyonlar bu savı tartışmamaktadır. Neden bütçeden sosyal güvenlik sistemine transferler sürdürülemez olsun?
    Vergi gelirlerinden bir kısmının toplumun emektarlarına ve toplumun hastalarına tahsisinde mantık dışı ya da ahlak dışı bir yön yoktur. Bu aile içi dayanışmaya benzer: ailenin genç bireylerinin kocamış analarına babalarına ninelerine dedelerine maddî destek vermeye, yanında tutmaya karar verirken sürdürülebilirlik kavramı devreye girmez. Bu kararda vicdan, ahlâk anlayışı, töreler vs. rol oynar.
    Eşitlikçi ve dayanışmacı ideoloji açısından, yani sosyalist perspektiften, çalışanların millî hâsılayı yaşlılarla hastalarla ve malullerle mümkün mertebe eşitçe paylaşması insaniyet ve mantık gereğidir.
    Ne var ki burjuva sınıfı böyle bir sosyal güvenlik sistemi istememektedir. Onlar devletin vergi gelirlerinden emekçi yaşlılarına ve hastalarına maddî katkı yapmasına yani sosyal güvenlik kurumlarına transfer yapmasına karşı çıkmaktadır. Onların emekli aylığına ya da sağlık sigortasına ihtiyacı yoktur. Bütçe üzerinden emekçi yaşlılarına ve hastalarına yapılan transferlerde kendi ödedikleri bir gıdım verginin bulunmasına hayıflanmaktadırlar. Ama bütçe gelirlerinin dörtte birinin faiz adı altında kendilerine ödenmesinde ‘sürdürülemez’ bir yön, bir ‘kara delik’ özelliği görmemektedirler.
    Dolayısıyla, konunun sürdürebilirlikle ilgili teknik bir yanı yoktur. Tamamen siyasîdir. Millî hâsıladan devlete giden kısımdan, emekçilerin emeklilerine ve hastalarına bir pay verilip verilmeyeceği ile ilgilidir.
    Bu sebepledir ki Emek Platformu küçük bir uyarı grevi örgütleyince hükûmet hemen prim ödeme gün sayısı ve emeklenme yaşı konusunda pazarlık havasına girdi. Emek Platformu AKP’nin SSGSS tasarısını tümüyle iptal etmeye mecbur edecek güce sahiptir. Eğer bu tasarının emekçilerin hakkını (ilerideki bir tarihte de olsa) gerileten herhangi bir maddesi kanunlaşırsa, şimdiki sendika yöneticileri emekçilerin ve emekçilerin çocuklarının ahı ve öfkesi karşısında nasıl duracaklarını düşünmelidir.
    Cem Somel
    www.evrensel.net