ellerin şifresi

Bilmiyorum “elolog”lar (el bilimcileri) benim “ellerin şifresi”ni çözüşüme ne derler ama ben sokakta ya da televizyonda olsun, hemen ellerine bakıp insanların o an beyinlerinin en gizli köşesinde neler düşündüklerini anlıyorum.


Bilmiyorum “elolog”lar (el bilimcileri) benim “ellerin şifresi”ni çözüşüme ne derler ama ben sokakta ya da televizyonda olsun, hemen ellerine bakıp insanların o an beyinlerinin en gizli köşesinde neler düşündüklerini anlıyorum. AKP’lilerin Başbakanı durmaksızın “her şeyi bildiğini ve hiç yanılmadığını”, sanki Tanrı’ymışçasına imâ ettiğine göre, benim de hiç olmazsa “ellerine bakıp ne düşündüklerini anlama” gibi bir hasletimin oluşu da olağan karşılanmalı. Eminim Ahsen Unakıtan’ın “very special” eşi Kemal Unakıtan ne demek istediğimi anlamıştır.
Bakın aşağıdaki “eller”in perde arkasında neler var:

(1 nolu resim)
“Ulusal Baba”mız Süleyman Demirel’in ellerine dikkat edin. Ne diyor? “Ey halkım, EEF’nin yetiştirdiği bendeniz, en azından 45 yıldır kaderinize hükmediyorum. Hâlâ da gündemdeyim. Hepinize hayırlı, uğurlu, kademli olsun…”

(2 nolu resim)
Ülkemizin iki ünlü AKP’lisi, elleriyle Türkiye’nin ekonomik durumunu yorumluyor: “Aziz ve muhterem halkımız, ülkemizin ekonomik görünümü bu durumda. Biz beceremedik, onun için sizin cebinize saldırıyoruz…”

(3 nolu resim)
İş dünyamızın kraliçesi Arzuhan Doğan Yalçındağ şöyle diyor elleriyle: “AKP sağ olsun, işlerimiz keka… Halk mı? Onlar da kendileri düşünsün…”

(4 nolu resim)AKP’lilerin muhteşem Başbakanı, “Hepiniz susacaksınız. Sadece ben konuşacağım” diyor elleriyle…

(5 nolu resim)
“Ulusal Baba”mız alınganlığını şöyle belirtiyor: “Ohhh iyi be… Recep kardeşime Dolmabahçe Sarayı’nda iki çalışma odası, Ertuğrul Günay’a Topkapı Sarayı’nda çalışma odası, 500 Avro’luk kırmızı tabanlı pabucu olan Hayrünisa kızımızın kocasına Yıldız Sarayı’nda çalışma odası… Tamam, bizim başımız kel ama hiç mi saray yok bana? Yerebatan Sarayı’na da fitim…”
(6 nolu resim)
AKP’lilerin Başbakanı’nın elleri sesleniyor: “Yeter be artık… İşçisi ister, sağlıkçısı, öğretmeni, köylüsü, kodamanı ister… Durun, durun, üzerime gelmeyin, dayanamıyorum…”
Vallaha ellere baktım, böyle yorumladım. Şeyhülislam Efendimiz de, Fetullah Gülen’imiz de, Ulema’mız da bozulmasın. Çünkü onlar o kadar yüce ki, yedek parçaları bile yok…
Bülent Habora
www.evrensel.net