BASYAZI

  • Diyarbakır’da yüz binlerin katıldığı görkemli Newroz gösterisine güvenlik güçleri tarafından bir müdahale olmayınca, herkeste, “herhalde hükümet ve onun güvenlik güçleri, Newroz’un sakin geçmesini istiyor” duygusu uyanmıştı.


    Diyarbakır’da yüz binlerin katıldığı görkemli Newroz gösterisine güvenlik güçleri tarafından bir müdahale olmayınca, herkeste, “herhalde hükümet ve onun güvenlik güçleri, Newroz’un sakin geçmesini istiyor” duygusu uyanmıştı. Meğer ki, “güvenlik güçlerimiz” kendilerini bir gün zor tutmuşlar! Ve ertesi gün; Van, Hakkari, Siirt, Bitlis ve Urfa’da tek istekleri, Diyarbakır’da olduğu gibi Newroz’u kutlamak olan halka müdahale ettiler.
    Olay çıkan kentlerde güvenlik güçleri; Newroz alanlarında kadın, yaşlı, çocuk demeden kalabalığın üstüne panzer sürmekten koca kenti biber gazına boğmaya; cop, taş ve silah kullanmaktan tazyikli su sıkmaya, ellerindeki her aracı son sınırına kadar kullandılar. Bu saldırılar sonucu Van’da 1 kişi, dünkü gösterilerde de Yüksekova’da 1 kişi öldürüldü, yüzlerce insan yaralandı, yüzlerce kişi de gözaltına alındı. Vahşi saldırı; milletvekillerinin tartaklanmasına, devletin memuru olan Siirt Emniyet Müdürü’nün, Başbakan’ın izinden yürüyerek “Siz PKK’ye terör örgütü demiyorsunuz” gerekçesiyle DTP Milletvekili Akın Birdal’ın elini sıkmamasına kadar vardırıldı. Bayram alanları olması gereken Newroz alanları savaş alanına dönüştürüldü.
    Ve medya; güvenlik güçlerinin estirdiği terörün üstünü örtüp, caddelerdeki taşları, yanmış lastik kalıntılarını göstererek; “Yollara barikat kurdular, polisi taşa tutup olay çıkardılar, terör estirdiler; bölücü sloganlar attılar, Newroz’u şiddete dönüştürdüler” diye, yüz binlerce Kürdü, “terörist”, “bölücü” ilan ettiler. Yetmedi; kadınların ayrı kortej oluşturmasını, “DTP’de haremlik selamlık” diye karalama propagandası yaptılar.
    Elbette güvenlik güçlerinin nasıl hareket ettiği, halkı hangi gözle gördüğü bir kez daha görüldü 2008 Newroz’unda. Ama burada asıl görülen, AKP Hükümeti’nin Kürt halkına ve onun değerlerine nasıl bir gözle baktığıdır. Çünkü AKP’nin gözünde hak isteyen; Türk kökenli halkla aynı kültürel, siyasal haklara sahip olmak isteyen Kürt, “terörist”tir; “bölücü”dür. Dolayısıyla Newroz’u bir özgürlük bayramı olarak kutlamak, orada taleplerini ifade eden sloganlar atmak, AKP Hükümeti ve onun emrindeki yetkililer tarafından, suç ve her türlü saldırıyı hak eden bir davranış olarak görülmektedir.
    Cumartesi günü Van’ın, Hakkari’nin, Siirt’in, Urfa’nın, dün ise Yüksekova’nın sokaklarında yaşanan, hükümetin Kürt halkına bu bakışının yansımasıdır. Ve herhalde 6 Nisan’da bölgede geziye çıkacağı belirtilen Başbakan’a da “Newroz’a kan bulaştırmakla ne amaçladığı, bunların ‘Kürt sorununa çözüm paketi’nin neresinde olduğu” da sorulacaktır.
    Evet! Batı illerinde, Ergenekon Operasyonu’yla, “devleti çetelerden temizliyoruz, demokrasinin sınırları genişleyecek” edebiyatı yapan AKP Hükümeti, bölge illerinde “Ergenekon yasalarını” (Ergenekoncuların ideolojileriyle uyumlu uygulamalar) uygulamakta; Kürtler üstünde baskıyı artırmayı Newroz alanlarına kadar genişletmiş bulunmaktadır. Bu bile kendi başına bir ayrımcılık, Kürtler üstündeki şiddeti artırarak onları sindirmeyi amaçlamak değilse nedir?
    EVRENSEL
    www.evrensel.net