Oluşturmaya çalışılan yeni gelenek

İstisnaları bir yana bırakırsak, sağlığında pek kimse için övgüler dizmeyiz. Diktatörlere, patronlara ya da çıkar amacıyla birilerine yapılan sahte övgüler konumuz değil


İstisnaları bir yana bırakırsak, sağlığında pek kimse için övgüler dizmeyiz. Diktatörlere, patronlara ya da çıkar amacıyla birilerine yapılan sahte övgüler konumuz değil. Sağlığında insanları yerden yere vurmayı, ‘ustanın keçeyi ancak döverek elde edebileceği’ zorlama alakayla da desteklemeye çalışırız.
Sağlığında değerini dile getirmediğimiz, hakkındaki olumlu yargılarımızı, en iyimser sözle, kendimize sakladığımız insanları kaybettiğimizde bu kez; ‘ölenin arkasından kötü söz söylenmez’ felsefesi çöreklenir dilimize. Ölmüş birisininin arkasından konuşurken artı bir nezaket gösterilmesi elbette anlaşılabilir fakat bu kez ibre öylesine tersine döner ki; meğer biz hayatımızın kurtarıcısını kaybetmişiz gibi yere göğe sığdırmayız kişiyi.
Dövülerek elde edilen keçe, kendi iradesi dışında, isteyenin kendi amacı doğrultusunda hizmetine sunulmuş gibi..
Burada sorun irade olayında düğümleniyor. Yaklaşımımız; muhatabımızın kendi iradesini ‘yaşata/dayatabileceği’ koşullarda ezilmesi; bir biçimde yitirmesi koşullarında kullanılması, bu anlamıyla da metalaştırılması üzerine şekillenmiş.
Bu geleneksel davranış son yıllarda bir boyutuyla değişiyor. Değerlerimiz sağlıklarında da ‘ödül’lendiriliyorlar.
Vedat Türkali’nin, Mihri Belli’nin yaş günlerinin etkinliklerle kutlanmasıyla açılan yeni yolda, bir adım da Türkiye Yazarlar Sendikası attı.
TYS, 22 Mart Cumartesi akşamı Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’nde, ‘Hıfzı Topuz 85 Yaşında’ etkinliğini gerçekleştirdi.
Etkinlikte gösterilen sinevizyonla hayatı anımsatıldı Topuz’un. Yaşamının çeşitli dönemlerini paylaşmış dostları da; o dönemde neleri hangi anlayışla yaptıklarını anlatarak, bilgimizi derinleştirdiler.
Konuşmalarda hiçbir eleştirinin dile getirilmemiş olması, Topuz’un hiçbir negatif yön ve davranışının bulunmadığı şeklinde yorumlanabilir mi? Elbette değil. Fakat bu, ‘ölünün ardından yakılan güzelleme’ tarzının bu gibi kutlamalara da hakim olmasının doğru olup olmadığı üzerinde düşünmemiz gerektiğini gösteriyor. Kutlama yeri, kişinin kritiğinin yapıldığı bir kürsü değil elbette, eleştiri özeleştirinin de yeri değil. Fakat diğer yandan; ‘övgü yarışına’ dönme tehlikesine karşı bir dikkat de oluşmalı.
Çok sayıda konuşmacının olması ve bazı konuşmacıların zamanı hor kullanması etkinliğin havasını ‘ağır’laştırsa da; etkinliğin sunucusu Gülsen Tuncer’in deyimiyle ‘iki söz bir saz’ akışı, etkinliğe kutlama tadını taşıdı. Şevval Sam’ın her davranış ve sözüne sinmiş samimiyeti ve şarkılarının coşkunluğu ile, Truva Folklor Araştırma Derneği ekibinin oyunları burada anımsanmayı hak ediyor.
Değerli yazar, araştırmacı, radyocu, iletişimci, birçok hayatı tek hayatta yaşatan Hıfzı Topuz’a daha nice onurlu ve üretken yıllar diliyorum.
Memik Horuz
www.evrensel.net