Banyoları kadar olan evlerimizden ne istiyorlar?

Kentsel Dönüşüm Projesi bu kez de Denizli’nin Karşıyaka Mahallesi’ndeki vatandaşları evlerinden ediyor.


Kentsel Dönüşüm Projesi bu kez de Denizli’nin Karşıyaka Mahallesi’ndeki vatandaşları evlerinden ediyor. İki göz odalarında yoksullukları ile baş etmeye çalışan mahalleliler, yıkımların ne zaman ve nasıl olacağından habersiz. “Onların banyosu kadar olan evlerimizden ne istiyorlar” diye soran mahalleli kadınlar ise yüreklerine düşen korkuyu bastırarak mücadele edeceklerini söylüyorlar.
Denizli’de AKP’li belediye, tıpkı diğer yerlerde olduğu gibi birçok söz vererek gelmiş başkanlığa. Ama şimdi işler farklı. Belediyenin hizmet anlayışı, çoğu inşaat işlerinde çalışan ve kıt kanaat geçinen mahalleliyi evlerinden ediyor. Denizli’nin Karşıyaka Mahallesi’nde son günlerde “Yıktırmayacağız” sesleri yükseliyor.
Mahallelerinin tam karşısında yapımına başlanan TOKİ evlerinden alabilmeleri, bu evlerin taksitlerini karşılayabilmeleri neredeyse imkansız. İlk TOKİ evleri, yapıldığı yerler açısından her insanı memnun edecek kadar lükse ve manzaraya sahip. Fakat gerek aile bütçesine uymayan taksit fiyatları, gerekse de apartmanın soğuk, kendi içlerindeki yapıya uymayan yönleri, insanları memnun etmek için başka olguların gerektiğini akla getiriyor. Ve şimdi de 2. Etap’ta yapılan TOKİ evleri ise tam tersine, dağların arasına, derelere sıkışmış bir halde sıralanan binalardan ibaret. Bu durum gösteriyor ki, Başbakan Erdoğan’ın açılışına katıldığı TOKİ evleri aynı konuma sahip değil ve göz boyamadan, seçimlere yakın yapılan semt makyajlarından öte gitmiyor.
Nasıl razı olurum?
Evlerin arasında oturmuş baharın tüm güzelliğine inat içlerinde bir kor gibi yanan yıkımı düşünen kadınlarla sohbet ediyoruz. Yıllarını bu mahallede geçirmiş, büyüyüp evlenmiş ve çocuklarını büyütmüş olan Aysel teyze, ilerleyen yaşına inat capcanlı gözleriyle yaşamak istemedikleri ve hak etmedikleri şeyleri anlatıyor; “Ben dul bir kadınım, evimin yıkılmasına nasıl razı olurum? Asla helal etmiyorum. Onların da evleri, yuvaları yıkılırsa bizi ancak anlarlar” diyor. Elinden başka bir şey gelmediğini belirterek hakkını kesinlikle helal etmediğini tekrar tekrar söylüyor.
Bu yaştan sonra nasıl çalışırım?
Mukaddes Hanım ise yaşadıklarından bir hayli üzgün olarak 32 yıldır bu mahallede yaşadığını belirtiyor. “Ben tuvaletleri temizledim. Evleri temizledim. Buradan bir ev alabilmek için. Sırtımızdan, yememizden vazgeçerek ömrümüzü verdik. Bizi yönetenlerse oturdukları yerden iki laf yaparak hem halkı mağdur ediyorlar, hem de tonlarca para alıyorlar” diyerek öfkesini anlatıyor.
Eşi inşaatta çalışan Mukaddes Hanım, “Kendilerinin banyoları kadar olan evlerimizden ne istiyorlar” diye soruyor. Ve ekliyor: “Eğer buralarda ev izni yoksa burada senelerce insanlar nasıl oturuyor? Oy zamanı eski giysileri giyinip geliyorlar. Elektrik verilmiş, su verilmiş, vergisi alınmış buraların. Tapulu olanlar da var, olmayanlar da. Şimdi bizi buradan zorla TOKİ’lere yerleştirmeye çalışıyorlar. Ben bu yaşımdan sonra nasıl tekrar çalışır onların istediği parayı ödeyebilirim. Üstelik bizim evlerin fiyatları konusunda da ‘Hazine üzerindesiniz’ diyerek, daha az para vererek anlaşıyorlar. Benim eşim inşaatta çalışıyor. Bazen çalışabiliyor bazen çalışamıyor. Biz nasıl ödeyeceğiz? Üstelik yeni yapılan TOKİ evlerini de yerin dibine yapmışlar.”
“Doğmamış çocukların borçları olduğu söyleniyor” diyen Mukaddes Hanım, türbanla bunların üstünün örtüldüğünü ve halkın çektiği işsizlik gibi sorunların çözümü için çalışılmadığını belirtiyor. (Denizli/EVRENSEL)
Funda Canoğlu
www.evrensel.net