Yaşamımızı ipotek altına aldırmayacağız

Yeşilyurt Hastanesi çalışanı sağlık emekçileri 14 Mart eylemini ve sonrasında yapılması gerekenleri gazetemize değerlendirdi.


Yeşilyurt Hastanesi çalışanı sağlık emekçileri 14 Mart eylemini ve sonrasında yapılması gerekenleri gazetemize değerlendirdi. Sağlık emekçileri yasanın bütünüyle geri çekilmesi gerektiğini söylediler.
Nurgül Önder (Hemşire): Bu yasa herkesin yaşamını ipotek altına alacak. O yüzden o sendika, bu sendika ya da tabipler odasının çalışma içerisinde olmama gibi bir hakları yok. Türk Sağlık Sen üyelerine mesaj atmış, eylemi destekliyoruz ama katılmıyoruz diye. Demek ki üsttekiler alttakilere olayın ciddiyetini anlatmıyorlar. Hastanemizin katılım iyiydi. Ama bundan sonra daha fazlası olması gerekiyor. Bunun için diğer sendikaların da taşın altına ellerini koymaları gerekiyor. SES, üyesi 65 yaşında emekli olacaksa diğer sendikaların veya Tabipler Odası’nın üyeleri daha mı erken emekli olacaklar? Bu yasa çıkarsa üyelerine nasıl hesap verecekler? Gün çalışma ve birlikte mücadele günüdür.
Deniz Şen (Hemşire): Eyleme hastaneden katılımı iyi buldum. Tabii bunda eylem öncesi yemekhanede bildiri dağıtımının ve tek tek insanlarla konuşmanın etkisi büyük. Ben 1.5 yıldır İzmir’deyim. İzmir’deki diğer sağlıkçılar dışındaki katılım da ilk defa bu kadar coşku ve kalabalıktı. Bence insanlar SSGSS Yasası’nın hayatlarını ipotek altına alacağının farkında. Karşı koymazlarsa birçok sosyal haklarının ileride hayal bile olamayacağını biliyorlar. Burada önemli olan Emek Platformu’nun aldığı 2 saatlik iş bırakma eyleminde görülen biz bu yasayı geçirtmeyeceğiz gerekirse genel greve gideriz kararlılığında durulması ve geriye adım atılmaması. İşyerinde biz tüm çalışanlara gidiyoruz. Taşeron, 657, o sendikalı, bu sendikalı diye ayırmıyoruz. Türk Sağlık Sen eyleme katılmıyoruz diye üyelerine mesaj göndermiş. Bence sendikaların, konfederasyonların başkanları EP’in bileşenleri olarak tabanlarıyla aynı dili konuşmuyorlar. Biz gücümüzü haklılığımızdan alıyoruz. Biz kararlı olursak bu yasayı geçirtmeyiz.
Özlem Öztürkler: Üç bin kişilik hastaneden katılım az oldu. Halkın katılımı çok iyiydi. Alanda halk bilinçliydi. İzmir Tabip Odası’nın kendisini ayırması kötü oldu. Doktorların, Tabip Odası’nın eyleme katılmamasına tepkisi var. Odalarının basın açıklamasına değil, 14 Mart eylemine destek verdiler. Bunun bir enerji boşalması olarak kalmaması devamının gelmesi gerekiyor.
Özgür Şeşeoğulları (Radyoloji uzmanı doktor): 14 Mart eyleminden önce de GSS ile ilgili basın açıklamaları, bilgilendirme toplantısına katılmıştım ama 14 Mart heyecan vericiydi. İzmir genelinin AKP karşıtı olması eylem sırasında çevreden gelen alkışlar herkese moral oldu. Bir doktor olarak beni üzen şey ise Tabip Odası’nın Memur-Sen gibi AKP arka bahçesi bir sendikanın bile sembolik de olsa katıldığı mitinge katılmak yerine akşam saatlerinde Gündoğdu’da sakin bir basın açıklaması yapmayı yeğlemesi olmuştur.
Hastane katılımı bugüne kadar gittiğimiz eylemlerin üstünde olması ve yasanın akşam geri çekilmesi hareketin kitleselleştikçe gücünün artacağını göstermiştir. Yoksa sendika aktivistlerinin sırtında kalacak eylemler hem ses getirmeyecek, özverili çalışan bu insanları daha fazla yoracaktır. Bundan sonraki süreçte bu kitleselliğin devamı hatta artırılmasıyla başarı gelecektir. İnsanlara gücümüzün olduğunu, biz istemezsek onların hiçbir kanunu geçiremeyeceğini anlatmalıyız. (İzmir/EVRENSEL)

Yasa geri çekilmeli

BES işyeri temsilcileri, Emek Platformu’nun AKP Hükümeti ile yaptığı görüşmelerde prim gün sayısının öne çıkmasını doğru bulmadıklarını belirterek, sağlığı paralı hale getirecek olan yasanın tamamen geri çekilmesini istediler.
Özge Yolcu Özdemir (BES İşyeri Temsilcisi): SSGSS’ye karşı bundan sonraki sürecin nasıl olacağına dair henüz sendikalarımızdan gelen net bir açıklama yok. Kamuoyuna açıklanan son haliyle sadece 7 bin 200 işgününe çekilmesi bu yasanın getirdiği olumsuzlukları çözmüş değil. Çünkü bu yasa sadece bu maddeden ibaret bir yasa değil. Bence EP’in, yasayı tümden ortadan kaldırması ve tümden yeni bir sağlık ve sigorta sistemi planlaması yapması gerekir. Bu anlamda baktığımızda, ciddi problemler içeren bir yasanın sadece bir madde üzerinden çözülmesi de bunun hükümetin bir planı olduğu anlamına geliyor. 7 bin 200 işgününde anlaştık ve yasa iyileştirildi anlamına gelmiyor bu. Bence emek örgütleri bu sürece birlikte bakmalılar. Parçalandığımız zaman ne kadar zayıfladığımızı birleşince de ne kadar güçlendiğimizi biliyoruz. Bir genel grevin yapılabileceği konusunda bir umut gördük. Bunları unutmamak gerekir.
Özgen Demiray (BES İşyeri Temsilcisi): İnsanlar 14 Mart’ta kazanabilme ruhunu öğrendiler. Bir araya gelinirse neler yapılabileceğinin farkına vardılar. Devamını getirmek gerekir.
Sadece 7 bin 200 işgünü yeterli bir kazanım değil. Çünkü yasa 2003’ten bu yana dayatılıyor. Burada yapılması gereken, daha iyi bir sağlık sigortası sistemine nasıl ulaşılacağının oturulup tartışılması. Yoksa sadece prim günü ya da emeklilik yaşı üzerinden tartışmak doğru değil. Bu yasa toplumu toptan sağlıksızlaştırma yasasıdır. Emek Platformu başlattığı mücadeleye sonuna kadar devam etmeli, çünkü bu yasa, emekçilerin hayatına nasıl olumsuz uygulamalar getireceğini ancak 6-7 yıla kadar gösterecek. Beklentimiz komisyon çalışmalarının, eylemliklerin devam ettirilmesi. Platform kesinlikle hedefinden şaşmamalı, dağılmamalı, çalışmaların örgütlenmesini işyerleri üzerinden tekrar yapmalı. Çünkü bu yasa çocuklarımızın cesedini istiyor bizden. Adı da “mezar taşında genel sağlık sigortası”. (İzmir/EVRENSEL)
Deniz Şeşeoğulları
www.evrensel.net