EMEK GÜNLÜĞÜ

  • SSGSS Yasası’na karşı sürdürülen mücadele devam ederken, EP birçok konuda hükümetle uzlaştığını beyan etmiş bulunuyor. EP hükümetle uzlaşadursun, yasaya karşı eylemler devam ediyor.


    SSGSS Yasası’na karşı sürdürülen mücadele devam ederken, EP birçok konuda hükümetle uzlaştığını beyan etmiş bulunuyor. EP hükümetle uzlaşadursun, yasaya karşı eylemler devam ediyor.
    Sosyal güvenlikle ilgili yasalar tüm hükümetler döneminde öyle veya böyle yeniden gündeme alınan konular. Her hükümet bunu düzeltmek üzere ve sözüm ona “reform” adı altında yaptı. Reform sözü belki kulaklara hoş geliyor, çünkü gerçek anlamda yapılacak bir reform, yapılacak alandaki eksiklikleri gidermek, daha ileri bir yasayı çıkarmak anlamında kullanılır. Oysa ki ülkemizde reformların nasıl çıkarıldığını Özal hükümetinde çok iyi biliyoruz. Bizde reform diye adlandırılan veya yutturulan şeyler, IMF talepleri ve sermayenin istekleri oluyor. Bundan dokuz yıl önce yaşayanlar bilir, yine sosyal güvenlik alanında bir yasa çıkarıldı. Bunun da adı yine sosyal güvenlik alanında reform olarak tarif edildi. Yasada nelerin olduğunu yazmaya gerek yok, çünkü yaşayarak bunları acı biçimde öğrendik. Emeklilik yaşından tutun prim gün sayısına kadar, sağlıkta katkı payına varana kadar yeni maddeler eklenmişti. İşçiler ve emekçiler bu yasayı kabul etmediklerini alanlarda, işyerlerinde gösterilerle ortaya koydular. Yaşanan deprem acılarının üzerine EP ve dönemin sendikalarının büyük çoğunluğu mücadele etmeyi bıraktı ve yasa Meclis’ten geçti. Bunun arkasından iş yasası gibi, yeni yasalar reform adı altında yine Meclis’ten geçirilerek yasallaştırıldı.
    Son olarak ortaya atılan, işçilerin ve emekçilerin haklarını gasp edecek olan SSGSS Yasa Tasarısı da bundan on yıl sonra yine karşımıza çıkacak. Belki de IMF ve sermayenin talepleri doğrultusunda daha erken gündeme getirilecek. Yine hükümet olanlar bunun kazanılmış haklara dokunmadığını, bundan sonraki çalışanları ilgilendirdiğini söyleyip; ‘Yani yirmi-otuz yıl sonrasında geçerli olacak bir yasaya niye karşı çıkıyorsunuz?’ diyerek tepkilerini belirtecekler.
    Akıl var, izan var; otuz yıl sonra geçerli olacak bir yasayı niye şimdiden çıkarıyorsunuz? Bunun akla ve mantığa uyar bir yanı var mı? Yirmi otuz yıl sonra kim öle, kim kala demeden hükümet bu yasayı geçirmek için kararlı bir duruş sergiliyor. Çünkü IMF şimdiki durumu güvence altına almış, sonrasını istiyor, geleceği ipotek ederek kendi politikalarını; otuz yıl sonrasını güvence altına alıyor. Şimdi çıkarılmaya çalışılan SSGSS Yasası’nın pazarlıkları yapılıyor. Prim gün sayısını düşürdük, yaş aynı kalıyor. Birçok maddenin böyle olduğu kesindir. Fakat asıl durum şudur; bu yasanın tümünün işçi ve emekçi düşmanı maddelerden oluştuğunu EP söyledi, sendikalar söyledi, işçi ve emekçiler söyledi. Burada kazanç nerede? Kazanç şuydu: Yasanın geri çekilmesi ve sosyal güvenlik yasası üzerinden pazarlık edilmemesidir.
    IMF politikaları sürdükçe, sermayenin talepleri devam ettikçe karşımıza her alanda yeni saldırı yasaları gelecektir. Özelleştirmeye zamanında ses çıkarmayanların durumu ortadadır. Özelleştirmenin sendikaları nasıl güçsüz düşürdüğünü, zayıflattığını görmeyen varsa, başka bir dünyada yaşıyordur. “SSGSS Yasası yetmiş milyonu ilgilendiriyor” diyen EP, buna uygun davranmalıdır. Pazarlık değil alanlarda mücadele etmelidir.
    İki saatlik iş bırakma ve yapılan sokak gösterilerinden öğrenmeden, asıl gücün farkında olmadan kazanımları elde etmenin mümkün olmadığını görmemiz gerekir. Hükümeti pazarlık masasına çeken, işçi ve emekçilerin gücü, mücadelesi olmuştur. Dayanak yapılması gereken, yeniden örgütlenmesi gereken yer burasıdır. Eğer EP yasanın geri çekilmesi, yasanın işçi ve emekçiler lehine düzeltilmesi talebinde ısrarlı olsa, diğer alanlardaki mücadele de bir o kadar büyüyerek ilerleyecektir.
    Bir kez daha üzerinde düşünülmesi gereken şey, pazarlık etmek değildir; asıl olan mücadeledir. Çünkü bugünkü pazarlıktan kârlı çıkılmayacağı hükümetin tutumuyla belli olmuştur. Asıl olan; hükümetle pazarlık yapmak yerine, 13-14 Mart’ta ortaya çıkan olanakları ve mücadele azmini yeniden örgütleyerek kazanımları büyütmektir.
    1 Mayıs’ı sermaye ve onun hükümetlerine karşı örgütlemektir...
    Seyit Aslan
    www.evrensel.net