ÖZGÜRLÜKLER

  • Kopenhag siyasi kriterleri olan insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi, azınlık hakları (kültürel haklar) 1993 tarihinden beri Avrupa Birliği’nin, aday ülkelerle ilgili, genişlemedeki ölçütlerinden.


    Kopenhag siyasi kriterleri olan insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi, azınlık hakları (kültürel haklar) 1993 tarihinden beri Avrupa Birliği’nin, aday ülkelerle ilgili, genişlemedeki ölçütlerinden.
    Türkiye’de Kopenhag siyasi kriterleri sözü, daha çok Aralık 1999 Helsinki zirvesinde Türkiye’nin adaylığının ilan edilmesinden itibaren duyulmaya ve kullanılmaya başlandı.
    Başbakan Erdoğan, Avrupa Birliği müzakere sürecinde yaşanacak olası olumsuz gelişmelerle ilgili olarak, birkaç yıl önce, ‘Kriterlere Ankara kriterleri der, yolumuza devam ederiz’ yollu açıklamalarda bulunmuştu.
    Mesele ad koyma meselesi değil.
    Sistem demokratik olmayınca, bakın neler oluyor?
    Ankara kriterlerinin, demokrasi konusunda ilginç içerikleri var: a) Devlet iktidarı-millet iktidarı ayrımına dayanıyor. b) Devlet iktidarını oluşturanlar, darbeler ve post modern darbelerle hep kurtarıcı ve tayin edici güç pozisyonlarını muhafaza ediyorlar. c) Bu tür hukuk ve demokrasi dışı eylemleri nedeniyle yargılanmıyorlar. d) Devlet iktidarını oluşturanlar millet iktidarını oluşturanlara hukuki araçlarla da gözdağı verebiliyorlar. e) Bu iki kesim demokrasi mücadelesi yapmıyorlar, iktidar mücadelesi yapıyorlar. f) Her iki kesim de iktidarları için hukuku araçsallaştırmaktan çekinmiyorlar. Rövanşist düşünceler egemen oluyor.
    Hukukun üstünlüğü konusunda ne oluyor?
    Partilerle ilgili gazete ve dergilere yansımış haber ve değerlendirmeler; yargı tarafından soruşturmaya tabi tutulmamış, bir yargı kararı ile kesinleşmemiş konular, partilerin kapatılmaları için gerekçe oluşturabiliyor. Hukuk devletlerinde, devlet organları hukukla, içeriği bakımından insan hakları hukuku ile bağlıdır. Buna uyan devletler hukuk devletidir. Hukuk devletlerinde hukukun üstünlüğü ilkesi geçerlidir. O nedenle de tüm eylem ve işlemlerinde hukuka uymak ve ona bağlı kalmak durumunda olan devlet organlarının, yetkili ve görevlilerinin, bağımsız ve tarafsız yargı tarafından, yargısal denetimi esastır. Denetim böylelikle hukuki denetim biçiminde gerçekleşir. Oysa bazı yargı organları ve yargı kararları, yasama ve yürütmeye karşı, denetimi, devlet ideolojisi ve siyasi denetim boyutuyla gerçekleştirmek istemektedir. Ankara kriterleri demek, ancak kanunilikle adlandırılabilecek otoriter bir sistemde yaşamak demek. Türkiye’nin başından beri kanun devleti olduğu açıktır ve kesindir. Tartışılan hukukun üstünlüğü ilkesine dayalı olarak hukuk devleti niteliğidir.
    Ankara kriterleri olarak anlaşılması gereken şey devlet ideolojisi ise -ki öyle olduğuna dair bir anlayış var- belirtilen durumda, çoğulculuktan, (etnik, dilsel, dinsel, kültürel ve siyasi çoğulculuk) ifade özgürlüğünden de söz etmemiz olanaksız hale gelmektedir. Devlet ideolojisini bugün dayatanların yerini çoğunlukçu bir eğilim alacak ve sistem özünü muhafaza ederek devam edecektir. Çoğunlukçu eğilim, dil yasaklarını siyasi partiler kanununda sürdürme eğilimi taşımaktadır. Diyanet işlerinin pozisyonunu siyasi partilerin görüşlerine açmayı düşünmemektedir. İfade özgürlüğü alanında siyasi partilerin durumlarına bir rahatlama düşünmemektedir. Çoğunlukçu eğilim, yani AKP, kendisi için demokrasi ya da özgürlükler peşindedir. Acaba ‘hakkımda açılan davayı nasıl etkisiz hale getiririm?’ diye düşünmektedir. Anayasa değişikliğini bu çerçevede ele almaktadır. Altı yedi ay önce gündemde olan anayasa konusu kolayca rafa kaldırılmaktadır. Ankara kriteri demek, herhalde kapalılık demek. Güvenlik bürokrasisinin ve siyasilerin bazı konularda ortaklığı demek. Veya örneğin, Kürt sorunuyla ilgili geçmiş dönemlerde de izlenen, köye dönüş ve rehabilitasyon projesi (1998) veya 107 maddelik Güneydoğu Eylem Planı gibi temelsiz planlardan söz etmek demek. Hükümet çetelerden devlet içinde örgütlenmiş çetelerden söz eder ama halihazırda görevde bulunan bir üniformalı şüpheli, zanlı, sanık yoktur göstereceği. Allah aşkına, emeklilerden oluşan bir çeteleşme midir, devlet içindeki çeteler konusu?
    Keşke böyle olmasa. Keşke Ankara kriterleri hak ve özgürlük demek olsa. Keşke…
    Tanrı, hukuku ve insanı, rövanşist eğilimlerin tahakkümünden kurtarsın!
    Hüsnü Öndül
    www.evrensel.net