KENTTEN GELEN

  • 1999 Marmara depremi, ölçüsüz acılar ve yıkımlar bırakarak nerede ise on yıl geride kaldı.


    1999 Marmara depremi, ölçüsüz acılar ve yıkımlar bırakarak nerede ise on yıl geride kaldı. Yaraların kimi sarıldı; kimi yurttaşlarımız acılarını hâlâ yüreklerinde, bedenlerinde taşıyor. 1999 Marmara depremi, bu arada daha geniş bir alanda kaygılar ve henüz yanıtı verilememiş sorular bıraktı.
    Sorulardan biri de, neden İstanbul’daki en büyük yıkımların kaynağa en uzak olan yerde, Avcılar’da ortaya çıktığı ve bir deprem daha yaşanırsa Avcılar’da yine yıkım olup olmayacağı yönündeydi. Yapılan bir sürü çalışmadan geriye kalan yanıt şu oldu: “Evet, 17 Ağustos 1999’da İstanbul’da en büyük yer hareketleri Avcılar’da yaşandı; ama yarın yine böyle mi olur bilemiyoruz.”
    Neden?
    Bilindiği gibi deprem, yer kabuğunun belli yerlerindeki faylarda biriken gerilmelerin, kayanın bu süreksizlik boyunca çalışan sürtünme direncini aştığında ortaya çıkan ani yer değiştirmeden salınan enerjinin, yer kabuğu boyunca elastik dalgalar boyunca yayılmasıdır. Bir odak noktasının olduğu varsayılsa da, deprem sırasındaki enerji salımı bir noktadan olmaz ve bu enerji çevreye küre yüzeyleri boyunca ışınsal olarak değil, kırılan fay yüzeyinin geometrisine bağlı olarak düzensiz yayılır. 560 km uzunluklu ve 15 km derinlikli bir fay yüzeyi bir ucundan başlayıp öteki ucuna doğru yırtıldığında, enerji az çok düzenli biçimde yırtılmanın başladığı uçtan öteki uca doğru birikerek üst üste eklenerek yayılır. Yırtılma doğrultusunda daha şiddetli hissedilen yer hareketleri, ters doğrultuda daha uzun süreye yayılıp seyrelerek hissedilir.
    Ya fay ortalardan bir yerde başlayıp iki yana doğru yırtılırsa? Nitekim, 17 Ağustos’ta böyle oldu. Hele bir de, yırtılma sürecine yakındaki başka bir fay da katılırsa, durum daha da karışır.
    Dahası var, yırtılan faydan salınan enerji, elastik dalga yapınızın bulunduğu yere doğru ilerlerken enerjisinin bir bölümü ısıya dönüşüp yitirilir. O yüzden kaynaktan uzaklaşıldıkça daha zayıf hissedilir depremler. Ama bütün ışınların yolu aynı tür kayalardan geçmez. Elastik özelliklerine göre bir yöndeki yer kabuğu parçası başka tür kayalardan oluştuğu için enerjiyi daha çok soğururken, başka bir yönde bu daha az olur.
    Gerçek oldukça karmaşık. Ama bilinemez değil. Bu süreçleri anlayıp çözümleyebilmek için doğanın yukarıda anlatılmaya çalışılan karmaşıklığı göz ardı edilmiş ve yalınlaştırılarak modeller, formüller önerilmiş.
    Adaların önünde olacak 7 büyüklüklü bir depremin Bakırköy’ün bir mahallesinde ne şiddette bir yer hareketi oluşturacağı, bu tek boyutlu sönüm ve büyütme modelleri ile öngörülmüş hep. Ta ki, son 20-30 yıldır ABD, Japonya ve Türkiye’de olan büyük depremler sırasında ortaya çıkan ve bu yalınlıkla açıklanamayan farklı yer hareketleri yaşanana kadar. O günden beri az da olsa, artık 3 boyutlu matematiksel modeller tasarlanıp, geleceğe yönelik kestirimler yukarıda söylenen bütün etkenleri göz önüne alan modellere göre yapılmaya çalışılıyor.
    Ama bizde henüz bu düzeyde bir çalışma yok. 17 Ağustos 1999’dan bu yana 9 yıl geçti. Önce, BÜ Dünya Sağlık Örgütü için bir risk analizi yaptı. Sonra, Japon JICA Ajansı sözde İstanbul ilinin deprem riskini inceledi. Sonra, 4 üniversite İstanbul Büyükşehir Belediyesi için “İstanbul Deprem Mastır Planı”nı hazırladı. Ama, bu değerlendirmeler hep yukarıda söylendiği gibi ‘enerji tek kaynaktan çıkıyor, doğrusal yayılıyor, aynı hzla gidiyor, sapmıyor, girişmiyor, saçılmıyor’ gibi kabullerle yapıldı.
    Doğanın bilinci, ağzı olsa kıs kıs gülecek. Bu kabullerin hiçbiri doğru değil. Yer kabuğu düzensizlikler, süreksizliklerle dolu. Kabuğu kuran kayalarn özellikleri bir örnek değil. Yön bağımlı. Yarın yine deprem olduğunda değişik yerlerde karşılaşılan yer hareketleri arasında beklenmedik(!) farklılıklar görecek ve şaşacağız.
    Soru halen ortada. Neden Avcılar daha çok yıkıldı? Yarın yine Avcılar’da mı, yoksa başka bir semtte mi daha çok yıkım olur?
    Bunlar yanıtlanabilir sorular. Dünyada benzer çalışmalar yapılabiliyor. Bizde henüz yapılmadı. Herhalde bilgi üreten, tüketen bir akademik ortamımızın olmamasından olmalı.
    TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanlığı
    Avcılar’da yeniden?..
    www.evrensel.net