Avcılar kıyısında bir mahalle; Yeşilkent

Siz bakmayın adının Yeşilkent olduğuna, Avcılar kıyısında, Küçükçekmece Göl kenarına kurulmuş 46 bin nüfusu olan, ama yeşilden nasiplenmeyen bir mahalle burası.


Siz bakmayın adının Yeşilkent olduğuna, Avcılar kıyısında, Küçükçekmece Göl kenarına kurulmuş 46 bin nüfusu olan, ama yeşilden nasiplenmeyen bir mahalle burası. Emekçilerin oturduğu bir mahalle olarak Yeşilkent, hizmete muhtaç bir dönemi yaşıyor. Pek çok sorunla boğuşan mahallenin en büyük sorunu tam ortasından geçen dere. Mahallennin kurulduğu dönemden bu yanan burada yaşayanlar siten ve öfkeyle ‘nedense dere bir türlü ıslah edilmiyor’ diyor. Dere kenarına yaklaştığınızda burnunuzun direğini sızlatan keskin bir kokuyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Fabrikaların kimyasal atıkları ve maddelerinin lağım sularının karıştığı dere, akarak Çekmece Gölü’ne dökülüyor. O korkunç kokusunun ağırlığını taşıyarak iniyor göle. İstanbullu su bulamıyor yazın, yazlar sıkıntılı ve zor geçecek. Küçükçekmece Gölü, aşırı kirliliğinden dolayı içme suyu havzasından çıkarılmış durumda. Böyle kirletiyoruz, belki başka dereler de var göle akan.
Dere hastalık saçıyor
Geçen yıl göl, içme suyu havzasından çıkarıldı ve göl kenarında yeni kolektörler kurulmaya başlandı. Mahalleli şikayet etmedik yer bırakmamış, dere kapansın diye. Yaşlı bir teyze yanımızdan geçiyor, seçim zamanı geldiğinde hepsi zil takıp karşımızda oynuyorlar oy almak için fakat ben buraya geleli on sene oldu, dere böyle duruyor. Siz buranın kokusunu yazın göreceksiniz diye arkasından ekliyor. Çoluk çocuk perişan, hastalıklar cabası diyerek tepkisini gösteriyor.
Derenin kenarında hurda işleri yapan mahalleli, buraya büyük medya ilgi göstermiyor, kimse burayı duymuyor, on beş yıldır buradayım, bir türlü dere kapatılmadı. Derenin hemen arkasında gelişigüzel döşenen İSKİ boruları patlamış, fabrikaların kimyasalları ortaya akıyor. Tam bir keşmekeş almış başını gidiyor.
‘Çalmadık kapı bırakmadık’
Mahalle Muhtarı Şükrü Baykara, sorunlarla boğuştuklarını ifade ederek, belediye, kaymakamlık, İSKİ gibi tüm kuruluşlara gittiklerini neredeyse çalmadık kapı bırakmadıklarını söylüyor. Tüm bu çabaların sonucunu yeni yeni almaya başladıklarının altını çizen muhtar Baykara, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi, mahallemizin fuar alanı yapılması kararını almış durumda ve bu nedenle imar uygulaması yapılamıyor. İmar uygulaması yapılmadığı için hizmet de gelmiyor” diyor. Şükrü Baykara yolları kendilerinin yaptığını, su borularını dahi kendilerinin döşediğini anlatıyor. Böyle olunca da iki kat maliyet çıktığını belirterek, “Dere ıslahı için çok uğraştık fakat bize bakan olmadı, en son mahalle halkına Gaffur pijaması giydirip dere kenarına indirdik, yazılı ve görsel basında çıkınca bizleri arayıp, plana aldıklarını söylediler” ifadelerini kullandı. “Şu anda çevre kolektörleri yapılıyor, işler yavaş yürüyor, biz takibimizi yapacağız. Bu alandaki sorumluluk İSKİ’de, Büyükşehir Belediyesi’nde. Fakat yıllarca direndiler ve yapmadılar, yeni el atmaya başladılar” biçiminde konuşan Baykara, burada ısrarlı takiplerinin sonucunda bazı şeylerin yapılmaya başlandığının altını çizdi.
Mahallenin imarı yapılıp, halk tapuları verilirse önemli oranda rahatlayacaklarını söyleyen Baykara, “Çünkü vergimizi veriyoruz, devlet bizden her şeyi alıyor. Vergiyi alıyorsan, vatandaşa tapusunu vereceksin” diyerek sorunlarının çözülmemesine tepki gösteriyor. “Birde TOKİ her yeri istiyor, mahallemiz içinde boş alan var, okullarımız yetersiz kalıyor, onun için buranın okul olması için çalışıyoruz” diyen mahalle muhtarı, halkın talebinin okul olduğunu belirtiyor. Okul yapımı için imza kampanyası düzenlediklerini anlatan Baykara, dört bine yakın imza topladıklarını, daha fazla toplamak için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade ediyor. Muhtar Yeşilkent sakinlerinin düşüncelerini şöyle özetliyor: “Altyapı olmadan, yeni okullar yapılmadan sadece konut yapmanın çözüm olmadığı ortada, bunun için öncelikle derenin ıslahı bitsin, okul yapılsın, sularımız düzenli aksın, konut sonra gelir.” (İstanbul/EVRENSEL)
Sedef Kavuklu
www.evrensel.net