Ankara ipotek altında

Her köşesi özelleştirme mantığı ile yönetilen Ankara’da halkın ihtiyaçları gözardı ediliyor


Tüm Bel-Sen Ankara Şubeleri yaptıkları ortak açıklama ile Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinde toplumsal ihtiyaçların göz ardı edildiği bir anlayışın hakim kılındığına dikkat çektiler. Tüm Bel-Sen Ankara Şubeleri, halktan yana bir anlayışın hakim olması için yerel yönetim seçimlerine hazırlık yapacaklarını duyurdular.
Tüm Bel-Sen Ankara 1 ve 2 No’lu Şubeleri, 27 Mart 2004 tarihinde yapılan yerel seçimlerin 4’üncü yılında Ankara’daki belediyecilik anlayışını masaya yatırdılar.
1994 yılında yapılan yerel yönetim seçimlerinden sonra belediyecilik anlayışında ciddi bir değişiklik yaşandığını kaydeden şube yöneticileri, belediye hizmetlerini kamu hizmeti olarak değil, kâr kapısı olarak gören, özelleştirmeci neoliberal anlayışın 14 yıl içinde belediyecilik dışında her iş ile uğraştığını belirttiler. Ankara’daki yerel yönetim anlayışının AKP’nin anlayışı ile aynı olduğunu söyleyen şube yöneticileri, gayrimenkul ve arsa rantına dayalı anlayışın halkın geleceğini karartan bir betonlaşma yarattığını bildirdiler.
Tüm Bel-Sen Ankara 1 No’lu Şube Başkanı Yusuf Şenol, “Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek yapması gerekenler dışında her şeyi yapmıştır” diyerek özelleştirmelerin halk sağlığını tehlikeye atar bir hal aldığını belirtti. ASKİ ve EGO’nun yemekhanelerinden başlanarak neredeyse her biriminin özelleştirildiğini söyleyen Şenol, “Belediye tasfiye edilmiştir” dedi. Deneyimli kadrolarla yürütülmesi gereken su, doğal gaz, kanalizasyon ve altyapı çalışmalarının ihalelerle özel şirketlerin yetersiz personeline terk edildiğini kaydeden Şenol, yazın yaşanan su sıkıntısının ve kolera salgınının kaynağında özelleştirmenin yattığını belirtti.
Asıl görevin unutulması
Büyükşehir Belediyesi’nin kent merkezini unutup rant için çevre yolları ve göletlerle uğraştığını ifade eden Şenol, “ASKİ asli görevi olan su ve kanalizasyon hizmetleri yerine, yol aydınlatmaları, geçitler ve yollarla uğraşmaktadır” dedi. EGO’nun Gaz İşletmesi’nin belediyenin BOTAŞ’a olan gaz borcunu karşılamaya yetmeyecek bir fiyata satıldığını söyleyen Şenol, son günlerde gündeme gelen yolsuzluk haberlerinin özelleştirmeci mantığın ürünü olduğunu dile getirdi. Şenol, Ankara’nın ipotek altında olduğunu belirterek, “3 bin 200 belediyenin devlete olan borcunun yüzde 65’i Büyükşehir Belediyesi’ne ait. Kentsel Dönüşüm adı ile mahalle sakinleri kentin dışına itilirken, lüks konutlarla sermayeye rant sağlanıyor” dedi.
Ankara nüfusunun 14 yılda iki kat artmış olmasına karşın belediyenin personel sayısının hızla düştüğünü vurgulayan Şenol, kadro yetersizliğine rağmen hizmetlerini yerine getirmek için özveride bulunan belediye çalışanlarının sürgün, emekliliğe zorlanma, keyfi iş akdi feshi gibi uygulamalara maruz bırakıldıklarını söyledi. Şenol, “Bilime dayalı bir kent planlaması ile halkın yaşamını kolaylaştıracak, meslek örgütü, mahalle örgütleri ve çalışanların taleplerini dikkate alacak bir yerel yönetim için seçimlere yönelik çalışmalara başlayacağız” dedi.
İlçelerdeki durum
İlçe belediyelerinin Büyükşehir Belediyesi’ne hakim olan anlayışı örnek aldıklarını kaydeden Tüm Bel-Sen Ankara 2 No’lu Şube Sekreteri Hüseyin Beker de emekçilerin bir kent katliamı ile karşı karşıya bulunduğunu belirtti. Belediye emekçilerinin bu anlayıştan en çok etkilenen kesim olduğunu söyleyen Beker, özellikle üyelerine yönelik her türlü baskı ve sindirme politikasının artarak sürdüğünü ifade etti. Çankaya Belediyesi’nde sendika yöneticilerinin sürgün edildiğini bildiren Beker, Çankaya Belediyesi’nin üyelerini istifaya zorlayarak kendi kurduğu Yerel-İş Sendikası’nın adres gösterilmesini kınadı. (Ankara/EVRENSEL)

Keçiören’de sözde başarı
30’un üzerinde elektrik motorunun kullanıldığı şelale korkunç bir maliyetle çalışıyor. Şelalede akan suya kanalizasyonun karıştığı ve yere düşen suyun atomize olarak geniş bir alandaki sağlığı tehdit ettiği biliniyor.
Bina, güzel görünmesine karşılık içi sıkıntılarla dolu. Borcu ödenmediği için suyu akmayan binada tankerlerle getirilen su kullanılıyor. Yağmur yağdığında ise binanın alt katlarını, garaj ve arşivleri su basıyor.
Pazarcılar ve Keçiören esnafı, belediyenin finanse ettiği gerici ve yobaz çeteler tarafından hukuk dışı yollarla sindirilmiş durumda. Esnaf ve pazarcılara yaşam hakkı neredeyse tanınmıyor.
www.evrensel.net