14 canın hesabı sorulmayacak mı?

Diyarbakır’da 28 Mart 2006’da yaşanan ve 7 yaşında çocuklar dahil 14 kişinin devlet güçlerince öldürüldüğü ...


Diyarbakır’da 28 Mart 2006’da yaşanan ve 7 yaşında çocuklar dahil 14 kişinin devlet güçlerince öldürüldüğü olayların yıl dönümü bugün. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Kadın da olsa çocuk da olsa gereken yapılacaktır’ sözleri hâlâ akıllardayken, iki yıl önce yaşananların sorumluları hâlâ cezalandırılmadı. Polise açılan soruşturmalar takipsizlikle sonuçlandı.
Balkonda vurdular
Bundan 2 yıl önce bugün Bingöl, Muş ve Diyarbakır sınırlarındaki bölgede düzenlenen operasyonda hayatını kaybeden 4 HPG’linin Yeniköy Mezarlığı’ndaki cenaze törenleri dönüşü halk, yürüyüş yapınca polisin müdahalesiyle karşılaştı. Gaz bombası ve silahlarla saldıran polis ile halk arasında çatışmalar 4 gün sürdü. Jandarma yıllar sonra ilk defa kente indi. Taşa karşı silahlar ateşlendi. Önce Mehmet Akbulut, Halil Söğüt, Tarık Ataykaya, Mehmet Işıkçı yaşamını yitirdi. 9 yaşındaki Abdullah Duran’ın ise evden çıkmasına babası izin vermemişti. Devlet güçlerinin kurşunu Abdullah’ı evinin balkonunda oyun oynarken yakaladı. 2 günlük ölüm bilançosu 5 olmuştu.
30 Mart’ta olaylarda yaşamını yitirenlerin cenaze törenine on binlerce kişi katıldı. Cenaze güzergahı ve kent merkezi adeta ablukaya alınmış, köşe başları panzer ve güvenlik güçleri tarafından tutulmuş, çevre il ve ilçelerinden binlerce güvenlik gücü takviyesi gelmişti. Cenazede halk yine polis saldırısına uğradı; polis halka gaz bombası ve silahlarla müdahale etti. 7 yaşındaki Enes, ilköğretim 7’nci sınıf öğrencisi Mahsum Mızrak, lise öğrencisi Emrah Fidan, ilköğretim öğrencisi İsmail Erkek, Devrimci Demokrasi Muhabiri İlyas Aktaş ve Mustafa Eryılmaz da güvenlik güçlerinin açtığı ateşle yaşamlarını yitirdi.
Batman’a sıçrayan olaylarda açılan ateş sonucu 3 yaşındaki Fatih Tekin öldü. Kızıltepe’de 1 Nisan Cumartesi günü Ahmet Araç ve 2 Nisan Pazar günü M. Sıddık Önder isimli gençler güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu yaşamlarını yitirdiler.
Yaklaşık 400 tutuklu
Yaşanan olaylarda 12-18 yaş arasında gözaltına alınan yaklaşık 600 kişiden 200’ü, tutuklanan 382 kişiden 91’i çocuktu. Çocuklar gözaltında ve tutukluyken işkenceye maruz kaldı. 4 gün boyunca yaşanan olaylara sağduyu çağrısı yapan DTP il yöneticileri Musa Farisoğulları, Necdet Atalay, Nusret Atlı ve Muhlis Altun ile Diyarbakır Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü ve Tes-İş 1 No’lu Şube Başkanı Ali Öncü ile Tüm-Bel Sendikası Diyarbakır Şube Başkanı Edip Yaşar gözaltına alınarak tutuklandılar. Olaylarda 257 kişi yaralandı. Birçok yaralı ise tutuklanma korkusuyla hastanelere başvurmadı.
Olayları yatıştırmak için büyük çaba harcayan DTP yöneticileri ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir başta olmak üzere bölge illerinin belediye başkanları hakkında “terör örgütüne yardımcı olmak”, “olayları kışkırtmak”, “göstericileri kutlamak”, “PKK’den direktif almak” suçlamasıyla davalar ve soruşturmalar açıldı.
‘Bizim canımız gitti, onlar kırılan camları düşündü’
7 yaşındaki Enes Ata’nın babası Selahattin Ata, yaşananların etkisinden kurtulmuş değil. “Bizim canımız gitti. Onlar kırılan camları düşündü. Camlar canlardan daha önemliydi” diyen Ata, teyzesine gitmek için evden çıkan oğlu Enes’in cesediyle hastanede karşılaştı. Doktorlar plastik merminin kalbi ile midesi arasından çıkarıldığını söyledi. Ata ise olayları “Ben sonuna kadar davacıyım, kim yapmışsa. Diyarbakır’ın orta yerinde vurulmuş bir çocuk. Sorumluların yargılanmasını sonuna kadar istiyorum.
O zaman oğlumu öldürenler şimdi içeride olsaydı bugün Newroz’da insanlar öldürülmeyecekti” diye konuştu. 9 yaşındaki Abdullah’ın babası Mehmet Duran, kurşunun, oğlunu evlerinde yakaladığını söylüyor. Baba Duran, “Emir veren Tayyip Erdoğan’dı. ‘Kadın çocuk dinlemeden vurun’ emrini verdikten sonra artık polisler de vur emrini aldılar. Çocuğumu eve hapsettim, gelip çocuğumu evimde vurdular. Dava açtım ama daha kimse yargılanmış değil: Oğlumu öldürenler yargılanmadığı sürece bu ülkede bir şey düzelmez” diyor. (Diyarbakır/EVRENSEL)

‘Yaşananların nedeni çözülemeyen Kürt sorunu’
Edip Yaşar
(Tüm Bel-Sen Diyarbakır Şube Başkanı):
28 Mart öncesinde gerginlik ortamı yaşandı. 14 insan yaşamını yitirdi çıkan olaylardı. Başbakan’ın olayları yatıştırması, güvenlik güçlerine sağduyulu bir açıklama yapması beklenirken, “Çocuk da kadın da olsa gereken yapılacaktır” demesi, şiddetin dozunu daha da artırdı. 11 insan yaşamını yitirdi. Yüzlerce insan gözaltına alındı. Önemsenen kırılan camlar oldu. Bu kadar insan öldü, güvenlik güçleri hakkında açılan herhangi bir dava yok. Yaşananların nedeni çözülemeyen Kürt sorunu... Cenaze törenine katıldığımız için tüm olaylardan sorumlu tutulduk. 3.5 ayı cezaevinde geçirdik, beraat ettik. AKP’ye kapatma davası açıldı. Başbakan Erdoğan, hukuk, demokrasi, insan haklarından bahsediyor. Yaşamını yitiren insanların sorumluları yargı önüne çıkarılmadı.

Necdet Atalay
(DTP Diyarbakır İl Başkanı):
Diyarbakır için acılı bir gün. 28 Mart’ta toplumun istem ve talepleri bastırıldı. 28 Mart’ta çocuk kadın demeden -Başbakan’ın sözleri de bunda etkili oldu- müdahale edildi. Diyarbakır’da 11 can yitirildi. Kadın, erkek, çocuk, yaşlı vardı... Van ve Hakkari’de Newroz’da ölümler yaşandı bugün. 2 yıl önce de aynı şey oldu. Devletin şiddet politikasından vazgeçmesi gerekiyor. Halk her şeyi göze alıp sokağa çıkabiliyor. Toplum istem ve taleplerinde her zaman ısrarlıdır ve ısrarlı kalacaktır. AKP’nin bölge milletvekilleri hiçbir zaman toplumun istemlerine yanıt olmadılar. 75 milletvekiliyle alakalı yaşanan Newroz olayları. Van’a, Hakkari’ye gittik. Başbakan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in talimatıyla gerçekleşti yaşanan olaylar. 28 Mart’ta devlet yaşananların sorumlularını yargılasaydı, bugün Newroz’da bunlar yaşanmayacaktı.

Sezgin Tanrıkulu
(Diyarbakır Baro Başkanı):
28 Mart ve sonrasında bütün Diyarbakır’da polis ve güvenlik güçleri aşırı şiddet, orantısız güç kullandı. 7-77 yaşları arasında değişen 11 sivil yurttaş bu çatışmalar sırasında yaşamını yitirdi. Bu olaylar esnasında gözaltında sistematik bir biçimde işkence yapıldı. Özellikle salıverilenlerle ilgili olarak onlara yapılan muameleleri raporlamaya çalıştık. Beyanname aldık fotoğraflarını çektik. Yaşamını yitirenlerle ilgili suç duyurusunda bulunduk. Kamuoyuna duyurduk. Meclis Araştırma Komisyonu’na hazırladığımız raporları gönderdik. Diyarbakır Valiliği’nden idari soruşturma istedik. İki yıldır sorumluların yargılanması konusunda hukuken bir ilerleme kaydettiğimizi söyleyemeyiz. Hiçbir işkence iddiası için sorumlular hakkında herhangi bir dava açılmış değil.
Derya Karaçoban / Mehmet Aslanoğlu
www.evrensel.net