Çamurdan mis gibi tandır ekmeğine…

Havaların ısınmasıyla Diyarbakır’ı saran kokulardan biri de sıcacık tandır kokusu.


Havaların ısınmasıyla Diyarbakır’ı saran kokulardan biri de sıcacık tandır kokusu. Hasankeyf kazılarında bulunan kalıntı ile en az 3 bin yıllık bir gelenek olduğu ortaya çıkan tandır, bugün daha çok yoksulluğun dayattığı bir ihtiyaç. Yıkıcı ateşin içine kınalı ellerini sokarak tandır ekmeği yapan Kürt kadınlarının işi ne kadar zorsa, çamurdan o tandırı üreten kadınlarınki de o kadar zor.
Kocası işsiz kadınların mesleği
Yün, tuz ve çamuru karıştırarak tandır teknesi yapan kadınları ise kentin en yoksul bölgelerinden Seyrantepe’de buluyoruz. Yürüdükçe çamur ezen, iki büklüm tandır işleyen, üstleri başları çamur içinde Kürt kadınların sayısı çoğalıyor yolun iki yanında. Tandır işini Diyarbakır’ın yüzde 60’lara varan işsizlik oranı nedeniyle çalışamayan erkeklerin eşleri yapıyor genellikle.
Yüksel Yıldız 40 yaşında. 8 yıldır tandır yapıyor. Bir haftada 8 tandır çıkartıyor maharetli elleri. “Bizi çok uğraştırıyor. Yün, tuz ve çamur karıştırarak tandır yapıyoruz. Tandır için kırmızı toprak gerekiyor. Bu toprağı biz kamyonlarla getirtiyoruz. Kamyon başına 200 YTL para ödüyoruz. Bu toprağı Diyarbakır’ın çıkışında getiriyoruz. Aylık 250 YTL kazanıyoruz. Birçok kadın burada bu işten geçiniyor. Eşleri iş bulamadığı için tandır kazanılan para ile geçiniyoruz. Benim eşim de ayda birkaç gün çalışıyor, amelelik yapıyor. Onun kazandığı para bize yetmiyor. 7 çocuğum var, 3’ünü okutuyorum” diyor. Verdiği emeğin karşılığı ise tandır başına sadece 25 lira. Sezon ise mart ayında başlıyor anlattığına göre: “Tandır sezonu mart ayında başlıyor ve 8 ay sürüyor. Bu mahallede yaşayan insanlar yoksul, ne iş var ne güç. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bu işten başka yapacak işimiz yok. Ama çok zahmetli bir iş. Akşama kadar bir tandırı ancak bitirebiliyoruz. Çok yoruluyoruz, belimiz çok ağrıyor, bazılarımız bel fıtığı geçiriyoruz. Ama bu işi yapmaya mecburuz. Çocuklarımız insanlara muhtaç olmasın diye bu işi sürdüreceğiz.”
60 yaşında hâlâ tandır yapıyor
Esmer Yavuz, 60 yaşına rağmen hâlâ tandır yapıyor. 9 nüfusun geçimine yardımcı oluyor bu yaşında. O aynı zamanda kadınların da öğretmeni: “Bu işi ben yıllardır yapıyorum ve birçok kişiye bu işi öğrettim. İş yok, aş yok. Elektrik, su parası torunlarımın ihtiyacını birazcık olsun tandır parası ile karşılıyorum.”
Yavuz’un yoksulluğunun hikayesi ise bölge halkı için hiç yabancı değil: “Biz Diyarbakır’ın Terkan köyünde oturuyorduk. Otuz yıl önce ağanın baskısı ve zulmü sonucu şehre göç etmek zorunda kaldık. Evimizi, arazilerimizi, her şeyimizi terk ettik. Şehirde iş olmadığı için çok rezillik çektik. Köyde hiç olmazsa bağımız bahçemiz vardı, sebze ve meyvelerimizi oradan karşılıyorduk. Ama şehirde her şey para ile satılıyor. Çoluk çocuk herkes çalışsa bile temel ihtiyaçlarınızı karşılayamıyorsunuz. Valiliğe gittim, sosyal yardımlaşmadan faydalanmak istedim. Ama ‘tandır yapıyorum’ gerekçesiyle bana yardımda bulunmadılar. Yani tandırdan kazandığımız beş kuruşu bile iş olarak görüyorlar. Biz artık kime sığınacağız? İş imkanı sağlansa çocuklarımız çalışacak ve biz bu yaşımızda bu eziyeti çekmemiş olacağız.” (Diyarbakır/EVRENSEL)

16 yaşında tandırcı çırağı

16 yaşındaki Sultan Yavuz ise ninesine yardımcı oluyor. Liseye kadar okumuş Sultan. “Durumumuz iyi değil diye babam beni okula göndermedi” diyor. Şimdi günde birkaç saat de olsa ninesine yardımcı olduğunu anlatıyor: “Su taşıyorum, taşları diziyorum ve çamurda yardımcı oluyorum. En azından nenemle iş ortamında konuştuğumda sıkıntısı geçiyor, birazcık da olsa hem derdini dinliyorum hem de yardım ediyorum.”
Elif Görgü
www.evrensel.net