Fotoğraf: AA

SSĞSS özel sigortacıların iştahını kabartıyor

Küresel ekonomik dalgalanmalar özel sigorta şirketlerini ve özel emeklilik fonlarını olumsuz etkilerken Türkiye’de özel sigorta şirketlerinin iştahını kabartan gelişmeler yaşanıyor.


Küresel ekonomik dalgalanmalar özel sigorta şirketlerini ve özel emeklilik fonlarını olumsuz etkilerken Türkiye’de özel sigorta şirketlerinin iştahını kabartan gelişmeler yaşanıyor. Gerek içeriği, gerekse de doğuracağı sonuçlar açısından yoğun bir biçimde tartışılan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Yasa Tasarısı özel sigorta şirketlerini de yakından ilgilendiriyor. Çünkü, yasasının çıkmasıyla beraber, sigorta şirketleri yatırımlarını ve kârlarını artırabilecekleri yeni hareket alanları kazanacaklar.
Nüfusun yüzde 83’ünün sosyal güvenlik sistemine kayıtlı olduğu göz önüne alınırsa, devletin sağlıktan kademe kademe elini çekmesiyle sigorta şirketlerine çok kârlı bir alan açılacağı da aşikar. Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte sağlık alanında çalışan sigorta şirketleri daha çok önem kazanacak. Bu nedenledir ki SSGSS’deki gelişmeler, sigorta sektöründe faaliyet gösteren firmalar tarafından dikkatle izleniyor. Türkiye pazarına ilgi giderek artıyor. Türkiye sigorta piyasasında 2006 ve 2007 yılında hızlanan yabancı yatırımların artarak sürmesi bekleniyor. Söz konusu beklentinin kanıtı olarak Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürü Ahmet Genç’in, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nin düzenlediği 3. Ulusal Sigorta Sempozyumu’nda sigorta sektörünün bundan sonraki sürecinde büyümenin ön plana çıkacağına yönelik sözleri öne çıkıyor.
Şirket kurma girişimleri
Bugün sigorta pazarında ilk on şirket pazarın yüzde 64.82’sini elinde tutuyor. İkinci on şirketin pazardan aldığı pay ise yüzde 19.57. Böylece ilk 20 şirketin sigorta pazarındaki payı yüzde 85’i buluyor. Sektördeki toplam şirket sayısı 48. Bu da gösteriyor ki, 28 şirket pazarın yüzde 15 gibi küçük bir payını paylaşıyor. Pazarda satılık şirket bulamayan yabancı sermaye, artık şirket kurarak Türkiye pazarında yer almaya çalışıyor.
2007 yılında toplam 485 milyon 153 bin YTL kâr eden sektörde faaliyet yürüten yabancı sermayeli şirketlerin sayısı 14. Bu şirketlerin sigorta pazarındaki payları ise yüzde 41. Aviva Sigorta, Aviva Hayat Emeklilik, AIG, American Life, Generali, Fortis Emeklilik yüzde yüz yabancı sermayeli şirketlerden oluşuyor. Geriye kalan 9 şirket ise ortaklık olarak faaliyet gösteriyor. Yabancıların ortaklık payları oldukça yüksek. Güneş Sigorta’nın yüzde 30’luk hissesine GROUPAMA International Grubu, Koç Allianz’ın yüzde 47’lik hissesine Allianz Grup, Başak Sigorta’nın yüzde 56’sına GROUPAMA International Grubu sahip.
Toplam kâr kadar yatırım
Türkiye’deki sigorta pastasından, piyasadaki 48 şirketin elde edebildiği kâr 500 milyon YTL’yi bulmazken, GROUPAMA International Başak Sigorta’ya ortak olmak için satın aldığı yüzde 56’lık hisseye 286 milyon dolar ödeme yaptı. Bir şirketin yarısına, toplam kârın yarısından fazla ödeme yapılması, sektörden yakın gelecekte elde edilmesi umulan yüksek kârların göstergesi olarak yorumlanıyor.
Sermaye temsilcileri, özel sigorta sisteminin devletin yükünü hafifleteceğini iddia ediyor. Bu tür iddialara dayanarak da özel sigorta şirketleri, sigorta sektörünün devlet tarafından desteklenmesi için hükümetlerden lehlerine sürekli düzenlemeler yapılmasını ve özel sigortacılığın özendirilmesini, teşvik edilmesini istiyorlar. Sermaye sahiplerine kaynak aktaran bir fon durumunda olan ve kâr amacı güden sigorta şirketlerinin nasıl sosyal güvenlik kurumları olacakları sorusunun cevabı yok. Üstelik mali bir kurum olarak işleyen sigorta şirketleri batma riskiyle de sürekli karşı karşıya.
Finans sektöründe sermaye, dört saç ayağını (banka-leasing-factoring-sigorta) tamamlamak için çalışırken, olumsuz sonuçlarını ise devlet tarafından korumasız ve güvencesiz bırakılan halka fatura etmenin garanti altına alınmasının çabası içerisinde... (İstanbul/EVRENSEL)

Bireysel emeklilikte durum

Emeklilik Gözetim Merkezi’nin (EGM) 17 Mart itibariyle açıkladığı verilere göre, bireysel emeklilik sisteminde katılımcıların 598 bin 178 kişiyle en büyük bölümü 25-34 yaş grubunda yer alıyor.
İkinci sırayı 503 bin 75 katılımcıyla 35-44 yaş grubundakiler alırken, daha sonra 258 bin 435’le 45-55 yaş grubu, 109 bin 576’yla 25 yaş ve altı geliyor. Son sırada ise 41 bin 984 katılımcıyla 56 yaş ve üzeri grubundakiler yer alıyor.

Avivasa sektörde lider
Bireysel emeklilik sisteminde şirket bazındaki temel göstergelerde, Avivasa Emeklilik ve Hayat 1 milyar 145 milyon YTL’lik fon tutarıyla birinci olurken, 234 bin 750 katılımcı ile üçüncü sırada yer aldı.
Katılımcı sayısında birinci sırayı 316 bin 657’yle Anadolu Hayat Emeklilik aldı. Anadolu Hayat Emeklilik’in toplam fon tutarı ise 945 milyon YTL olarak gerçekleşti.

Bireysel emeklilik temel göstergeleri:
Katılımcıların toplam fon tutarı:4.736 milyon YTL
Şirketlerin katılımcılarının toplamı:1 milyon 511 bin 248 kişi
Katkı payı tutarı:4.207 milyon YTL
Yatırıma yönlenen toplam tutar:4.1 milyon YTL

Şirket bazında bireysel emeklilik göstergeleri:

Emeklilik Şirketi Katılımcı Sayısı Topl. Fon Tutarı (YTL)
Anadolu Hayat Emeklilik316.657945.198.239
Ankara Emeklilik54.99362.623.715
Avivasa Emeklilik ve Hayat 234.7501.145.368.849
Başak GROUPAMA Emekl.51.665260.258.403
Fortis Emeklilik ve Hayat71.066151.218.523
Garanti Emeklilik ve Hayat285.033607.771.262
Koç Allianz Hayat ve Emekl.48.789244.898.194
Oyak Emeklilik149.392284.460.444
Vakıf Emeklilik73.627303.605.732
Yapı Kredi Emeklilik225.276730.787.231
Genel Toplam1.511.2484.736.190.591

Reasürans ve tekelleşme

Sigorta şirketleri kendilerini “reasüre” sistemiyle garanti altına almaya çalışıyorlar. Reasürans, sigortacının yaptığı sigorta sözleşmelerinin kısmen veya tamamen bir başka sigortacıya devredilmesi için yapılan ikinci (tekrar eden) sigortadır. Hukuki olarak reasürans, bir çeşit mesuliyet sigortası niteliğindedir. Sigorta sektöründe, sermaye sahipleri kârlarını garantilemek için reasürans şirketi ile bir anlaşma yaparak bütün sigorta işlemlerinden doğan risklerin yeniden sigorta ettirilmesi yolunu seçer. Yani üzerlerindeki riski devretmiş olurlar. Burada yüklü bir prim maliyeti doğar. Çünkü sigorta şirketinin devredeceği risk, milyon dolarla ifade edilen büyüklüktedir. Reasürans ile para el değiştirir ve bu halka zincirleme olarak genişler. Sonuçta ulusal büyük gruplar ve nihayetinde uluslararası gruplara sektörden para akışı sağlanır. Marsh, AON, AIG, Willis, UIB gibi çok uluslu şirketler, sigorta şirketlerini sigorta ederler ve toplanan primleri kendi şirketlerinin havuzuna aktarırlar. Bu işleyişle, ödenen primlerin, sayıları birkaç taneyi geçmeyecek çok uluslu şirketlerin kasasında toplanmasının yolunu açıyor.



1900’lü yılların başında daha çok makineler, nakliyat ve kaza sigortaları yaptıkları için mali bir kurum olarak etkinliği olmayan sigorta şirketleri şimdi hayatın her alanında etkin olan dev mali kuruluşlara dönüştüler. Hayat, işyeri, kaza, sağlık, mülk, otomobil, kıymetli evrak, konut ve daha birçok alanda sigorta türleri yaratan şirketler, sosyal devletin tasfiye sürecinde adeta palazlanıyor. Sigorta şirketleri son dönemde yaptıkları açıklamalarda, devletin temel olarak yerine getirmesi gereken birçok yükümlülüğü artık kendilerine devretmesi gerektiğini savunuyor. Sağlık, kaza, deprem gibi doğal afet sonucunda oluşan zararların tazmini gibi alanların, devletin değil kendilerinin işi olduğunu ifade ediyorlar.
Esasen en önemli fonksiyonları, fon yaratmak ve yaratılan bu fonları çeşitli yatırım araçlarında değerlendirmek olan sigorta şirketleri, kendilerini bu dönem sağlık güvencesi veren kurumlar olarak öne çıkarmayı hedefliyorlar.

Hazine’den geçiniyorlar

Sigorta şirketlerinin topladıkları paralar, kasalarında koyulduğu gibi kalmamakta. Sermaye sahiplerinin hizmetinde kullanılmak üzere hazır bir kaynak durumunda. Bugün sigorta şirketlerinin kasalarındaki paralar; işçinin, memurun, çiftçinin ve küçük esnafın yıkımına neden olacak yüksek faizli kredi ve borçlar vermek için kullanılmakta. Devlet tahvili ve bonolarına, hisse senetlerine ve üretim dışı alanlarda sermayenin kârlarını katlamasının hizmetine sunulmakta.
Bugün şirketlerin toplam yatırım portföylerindeki en yüksek pay yüzde 45.87 ile Hazine bonosu ve devlet tahviline ait. Bunu yüzde 20.57 ile banka mevduatı ve yüzde 19.90 ile iştirakler izliyor. Yani sigortalıların yatırdığı primler üzerinden sigorta şirketleri ayrıca “yatırımlar” yaparak kâr elde ediyorlar. Bu şekilde büyüyen sigorta şirketleri ülke ekonomileriyle yarışacak düzeyde para kontrollerini de ellerinde tutar hale geldiler.
Rojda Butev
www.evrensel.net