hem kolay, hem eğlenceli!

Ekonomik darboğaz vatandaşa göz açtırmıyor. Emeklilik yaşının 65 olarak belirlendiği, işsizliğin ve yoksulluğun her geçen gün arttığı ülkemizde, vatandaş yarışma programlarını ‘umut kapısı’ olarak görmeye başladı.


Ekonomik darboğaz vatandaşa göz açtırmıyor. Emeklilik yaşının 65 olarak belirlendiği, işsizliğin ve yoksulluğun her geçen gün arttığı ülkemizde, vatandaş yarışma programlarını ‘umut kapısı’ olarak görmeye başladı. Çeşitli televizyon kanallarında yayınlanan ve halka ‘kısa yoldan milyonlar kazanmayı’ vadeden yarışma programları reyting rekorları kırarken, bu programlara katılmak isteyen ‘yarışmacı’ sayısı da her geçen gün artıyor. Kendini televizyona kaptıran vatandaşlar, bir yandan kazanma hayalinin, diğer yandan ise kaybetmenin hüznünün yaşandığı bu programlardaki onur kırıcı söz ve davranışları ise fark edemiyor.
Değişik yaş ve mesleklerden insanlara yarışma programlarını nasıl değerlendirdiklerini sorduk. Yarışma programlarını beğenerek izlediklerini söyleyenler kadar, bu programlara öfkelenen ve “İnsanları kumara alıştırıyorlar” diyenler de oldu. Aldığımız yanıtlar en çok Var Mısın Yok musun’un izlendiğini ortaya koyarken, önemli bir bölümü de bu programa yarışmacı olarak katılmak istiyor.

‘İyi para dağıtıyorlar’
Neval Komal, ‘Var Mısın Yok Musun’a katılmak isteyenlerden. Komal’a göre bu yarışma, diğer yarışmalardan daha kolay ve eğlenceli. “İyi para dağıtıyorlar ve renkli bir yarışma olduğunu düşünüyorum. Biz de form doldurup kabul edildik. Sıramız gelince eşim yarışacak” diyen Komal, yarışmaya katılmak için çok başvuru yapıldığını, bu nedenle kendilerine sıra gelmesinin zor olacağını düşünüyor.
Arkadaşı ile birlikte kendisinin de yarışmaya katılmak için başvuruda bulunduğunu belirten Leyla Kurukaya da katılmak için ‘Var Mısın Yok Musun’ adlı yarışmayı seçenlerden. Sırası gelince eşinin yarışmaya katılacağını anlatan Kurukaya, bu tür yarışmalara katılarak kolay para kazanmanın mümkün olduğunu ifade ediyor. Kurukaya, “Çok kolayımıza geliyor. Bizim gibi dar gelirli ailelere yardımı oluyor. Yapacak başka bir şeyimiz yok” diyerek şanslarını deneyeceklerini söylüyor.

‘Boş zamanı olanlar için’Taksim’de bir otelde çalışan Özcan Ayverdi, bu tür programlara daha çok eşinin katılmak istediğini anlatıyor. “Eşim ‘Var Mısın Yok Musun’ adlı yarışmaya katılmak istiyor” diyen Ayverdi, şöyle devam ediyor: “Benim işim nedeniyle yarışma izlemeye vaktim olmuyor. Eşim çok seviyor böyle yarışmaları. Ben de vakit buldukça izliyorum. Bence bu yarışmaları boş zamanı olan insanlar zaman geçirmek için izliyor.”
Daha önce bu tür yarışmalara katılmadığını belirten Aysun Arifdemir de, ‘Var Mısın Yok Musun’ adlı yarışmaya katılmak istiyor. Kameraların önüne geçmeye cesaret edemeyen Arifdemir, bu nedenle yarışma programına katılmaktan vazgeçmiş. Arifdemir, “Bu programların bir taraftan iyi yönleri var, ama diğer taraftan da kötü yönleri var. Yarışmacıyı seçerken maddi duruma bakıyorlar mı, ön eleme yapıyorlar ama. Eli boş dönenler de oluyor” dedi.

‘Umut kapısı’
Simit satarak geçinmeye çalışan Cemal Ergin de yarışma programlarına katılmak isteyenlerden. “İnsanlar çok fakir, işsizlik diğer bir yanda” diyen Ergin, yarışma programlarını umut kapısı olarak gördüklerini ifade etti. “İnsanlar ihtiyaçları için katılıyor bu programlara. Kiminin çocuğu hasta, kiminin işi yok. Dedim ya umut dünyası. Ama bazı programlarda yarışmacılar rencide ediliyor” diyen Ergin, doğru dürüst bir program bulursa kendisinin de yarışmaya katılacağını söyledi.

‘Fakirlik bizim için daha iyi’
Temizlik işçiliği yapan Gülağ Boyalı ise yarışma programlarına katılma taraftarı değil. Gece gündüz çalıştıklarını dile getiren Boyalı, “Zaten televizyon izlemek için zamanım da yok” dedi.
İstanbul’da simitçilik yaparak Tokat’taki ailesine bakmaya çalışan Dursun Gökmen, daha önce ‘Akbank’ reklamlarında rol almış. “Biz parayı bulduğumuz zaman zengin olarak yaşayamayız. Fakirlik daha iyi bizim için” diyen Gökmen, akşam 22.00’de eve gittiğini, bu nedenle de televizyon izlemeye zaman bulamadığını söyledi.

İnsanlar yarışmalarla kazanç sağlıyor
Bu tür programların para yönünden iyi olduğunu dile getiren Sema Gürtaş’a göre, yarışma programlarının hem iyi hem de kötü yanları var. Halkın ekonomik durumunun çok kötü olduğunu vurgulayan Gürtaş, yarışma programlarının insanlara kazanç sağladığını anlattı. Ancak yarışma sonrası düşünüldüğünde kötü sonuçların ortaya çıktığına dikkat çeken Gürtaş, “Şahsen ben bu tür programlara katılmak istemem” diye konuştu.

‘O paradan ne hayır gelecek ki?’
İstanbul’un Kocaeli ile sınır semti olan Şifa Mahallesi’nde karşılaştığımız lise 1. sınıf öğrencisi Murat Keleş, televizyondaki yarışma programlarından sadece ‘Var Mısın Yok Musun’u takip ettiğini söyledi. “Onu takip etmemin nedeni sunucusu Acun Ilıcalı’nın samimi gelmesi” diyen Keleş, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ama diğer yarışmaları izlemiyorum. Çünkü onlar ahlak bozucu. Mankenler falan katılıyor. Danslar manslar oluyor. Onları o nedenle izlemiyorum. Diğer insanların ise bunlar hoşlarına gidiyor ve izliyorlar. Boş zamanlarını öyle dolduruyorlar. Daha güzel şeyler varken, onlarla uğraşmak saçma bence. Haberleri izleyerek halkın ne halde olduğunu görmek varken, gidip de o tür programları izlemek yanlış. İzleyenler de heves edip, ‘ben de katılsam’ diyorlar. Ama o paradan ne hayır gelecek ki?”
Çevresinde de yarışmalara başvuran kişilerin olduğunu belirten Keleş, “Sıkıştıkları zaman hazır para kazanalım diye başvuruyorlar. Gidip kayıt yaptırıyorlar. O para onların hayallerini süslüyor” şeklinde konuşurken, çevresindeki birçok kayıt yaptırana karşın yarışmaya katılan hiç kimsenin olmadığını söyledi.

‘Milleti kumara alıştırıyorlar’
Ali Özen ve eşi Meryem Özen’e ise gecekondularının önünde oturmuş sohbet ederlerken rastlıyoruz. İşçi emeklisi olan Ali Özen, esprili kişiliğiyle dikkat çekerken, “Karıları seyrediyorum ben. Star’da bir de Flaş’ta var. Karıları evlendiriyor ya. Bir tane de ben alacağım. Evi olsun, emekli maaşı olsun yeter!” diyor. Sohbet ilerledikçe tüm yarışma programlarının ‘laylaylom’ olduğunu belirten Özen, “Televizyonda o saatlerde başka bir şey olmuyor ki. Nereyi açsan yarışma programı. Biz de eğlenmek için izliyoruz” diyerek şunları söylüyor: “Burası gariban mahallesi. Gariban evine et sokamıyor, her gün makarna yiyor. Faturasını ödeyemiyor. Bunlara dair program yapılmazken, yarışma programları yapılıyor. Bizim gibi konuşan insanları, ‘Bana ne senin sorunundan’ deyip kameraya çekmiyorlar ki. Gidip mankenleri çıkartıyorlar.” Önceden kahvelerde kumar oynatıldığını, şimdi ise televizyonlarda devlet desteğiyle oynatıldığını kaydeden Özen, “Milleti kumara alıştırıyorlar. Sayısal Loto, 10 Numara bilmem ne… Devletin buna sınırlama getirmesi gerekir” dedi.

‘Ailenle seyredeceğin başka program yok’
Ali Özen’in eşi Meryem Özen ise yarışma programlarına kızıyor. “Merak ettiriyorlar insanı” diyen Meryem Özen, “Adam tam büyük ödülü alacak, reklam koyuyorlar. İnsanları sinir etmekten başka bir şey değil. Reklamdan da iyi para kazanıyorlar” şeklinde konuştu. İnsanların ‘500 milyar benim olur mu?’ diye hayal kurduğunu belirten özen, “Ailenle seyredeceğin program yok. Binlerce insan arayıp başvuruda bulunuyor. Hepsinin onlarca kontörü gidiyor. Sonra onların parasıyla 1 kişi o akşam yarışıyor. O da kaç para kazanacağı belli olmadan. Dün akşamki yarışmada 72 milyar kazandı bir tane kadın. Ama yetinmeyi bilmiyor. Diyor ki ‘Daire alacağım biraz daha para verin’! Halbuki isterse o parayla iyi-kötü bir daire alabilirdi” şeklinde konuştu. Mahalledeki kadınların da bir araya geldiğinde, bir önceki akşam televizyondaki yarışmaları konuştuklarını belirten Özen, “Kredi kartlarına borçları oluyor, onun için heves ediyorlar. Bazen de kazandığı parayı kaybeden yarışmacılara kızıyorlar” dedi.
Eylem Lodos
www.evrensel.net