ÖZGÜRLÜK YOLU

  • ABD Irak işgalinde altıncı yılına girerken halkın, Beyaz Saray’da kimin bulunduğu ve dış politikayı kimin belirlediği konusunda güçlü bir değişimin eşiğinde olduğu üzerine derin bir şüphe var.


    ABD Irak işgalinde altıncı yılına girerken halkın, Beyaz Saray’da kimin bulunduğu ve dış politikayı kimin belirlediği konusunda güçlü bir değişimin eşiğinde olduğu üzerine derin bir şüphe var. Siyah bir adam ya da bir kadın Demokrat adayın iktidarda olacağına ve oval ofise geleceğine inanılıyor. Böyle bir sonucun her anlamda belirsiz olduğuna dair en az iki kanıt var. Birincisi, politikada sekiz ay sonsuzluk gibi ve bu kadar uzun bir zamanda ne gibi gelişmeler olacağını öngörmek imkansız olmasa bile zor. Bir haftadan kısa zamanda kablolu TV ve DVD yayınlarının senatör Barack Obama’nın önde giden kampanyasına yapılan inkar edilemez darbeyi nasıl ortaya çıkardığını gördük. Obama bu son kavgadan da pekala sağ çıkabilir ve hatta hiçbir şey olmamış gibi davranabilirdi. Fakat bırakın da aptal yerine konmayalım. Havada kan kokusu var. Ve olanlarda Hillary’nin parmağı var. İkincisi de Cumhuriyetçiler, ellerindeki güçten sessizce vazgeçmeyecekler, dişlerini tırnaklarına takıp galip gelmek için savaşacaklar. Ve büyük olasılıkla, şimdiye kadar kullandıkları korku ve milliyetçilik kozlarını insanların düşüncelerini kendi lehlerine çevirmek için yine kullanacaklar. Fakat aynı zamanda, üçüncü bir seçenek de var. Seçimleri bir Demokrat kazanabilir ve devlet gemisinin dümenini siyasetin yönünü değiştirmek için kullanabilir. Politikacılar için söz vermek, at yarışı sırasında seçmenlerin ağzına çalınan bir parmak bal gibidir. Kişisel bir şey değildir. Sadece iştir. Büyük radikal tarihçilerden SLR James, bir keresinde profesyonel politikacıların insanları kandırma sanatını çabucak öğrendiğini söylemişti. Benim için bunda başarılı olmuş politikacıların geldikleri noktaya bakmaktan fazla kanıta ihtiyaç yok. Çok yakın zamanda bir muhabir, Başkan Yardımcısı Dick Cheney’ye seçmenlerin dörtte üçünün karşı çıktığı bir savaş politikasına devam edilmesi konusunu sorduğunda, Cheney “E ne olmuş ?” diye cevap vermişti. İkinci dönem için Bush’un yanında tekrar seçilen Cheney, seçmenlerin dörtte üçünün isteklerini dikkate almak için daha az insan öldürebilirdi. Bir kez daha, politikacılar yükselen popüler iradeden derin şekilde etkilendiler. Devrimci sosyalist örgütçü SLR James, direnişi planlarken aynı zamanda kendilerine oy veren insanları hayal kırıklığına uğratan politikacıların da görevden alınmaları için kamuoyu desteği oluşturmaya çalıştı. Bu teşebbüsü birkaç parlamenterin kendi koltuklarını kaybetme korkusu nedeniyle başarısızlığa uğradı. Suçlamaları düşünün. 2006’da milyonlarca ABD’li seçmen Irak savaşına son verebilecek demokratik bir kongre çoğunluğu oluşturmak için sandıklara gitti. Ve politikacılar bir kez daha kendilerine oy veren milyonları yüzüstü bırakarak Irak işgaline daha çok para harcamaya başladılar. Bu durumdan çıkarılacak bir ders var. Asıl soru şu: Ne öğrendik?
    Mumia Abu-Jamal
    www.evrensel.net