BAYKUŞ

  • Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü Necati Abay’dan, tutuklu gazeteci ve Özgür Radyo Genel Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan’ın, bana iletilmek üzere geçen hafta başında gönderdiği mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum:


    Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü Necati Abay’dan, tutuklu gazeteci ve Özgür Radyo Genel Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan’ın, bana iletilmek üzere geçen hafta başında gönderdiği mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum:
    “Bahar tadında bir merhabayla konuk olmak istedim size. 1.5 yıldır Gebze M Tipi Hapishanesi’nde tutsağım. Ve bütün bu süreçte maruz kaldığım bir sorunu size de taşımak istiyorum... 8 Eylül 2006 tarihinde eşimle birlikte gözaltına alındık. 12 Eylül 2006’da da tutuklandık. Bu tarihten itibaren eşim Tekirdağ 2 No’lu F tipi Hapishanesi’nde, ben de Gebze M Tipi Hapishanesi’nde tutukluyuz. Her ikimiz de gazeteciyiz. Tutuklandığımız tarihten itibaren yasanın tutuklu ve hükümlülere tanıdığı eş görüşünden yararlandırılmadık. Bu haktan yararlanmak için Adalet Bakanlığı’na yaptığımız başvuruya şu yanıt verildi: ‘Yasa hükmü aynı cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlüler için geçerlidir. Siz aynı cezaevinde kalmadığınız için bu haktan yararlanamazsınız.’ Bizim aynı cezaevinde kalma koşulumuzun bulunmadığına ise ‘F Tipi Cezaevi’nde kadın bölümü olmadığı, Gebze M Tipi’nde ise erkek tutuklu bulunmadığı’ gerekçesi gösterildi. Oysa M tipi yüksek güvenlikli cezaevi statüsünde ve adli erkek tutuklular kalmaktadır. Bakanlığın bu yanıtı üzerine Ankara İdare Mahkemesi’ne dava açtım. Avukatım da bizim durumumuzda iç hukuk yollarının tüketilmesini beklememiz gerekmediği için davayı AİHM’e taşıdı. Eminim Adalet Bakanlığı’nın bu uygulamasının da, verdiği yanıtın da çok keyfi olduğunu, alenen bir hak gaspı olduğunu siz de kabul edersiniz. Bir yandan yeni cezaevleri açılırken basına tanıtım şovları yapılırken hiçbir şekilde evli çiftlerin durumları, hakları kimsenin aklına gelmemiş. Hakkını aramak isteyenler için ise önceden hazırlanmış şablon cümleler hazır. Sorunum(uz) bu kadarla da sınırlı değil. 1.5 yılı bulan tutsaklığımız süresince 2 kez (26 Ekim 2007, 28 Şubat 2008) duruşmamız oldu. İlk duruşmamız öncesinde Adalet Bakanlığı, Beşiktaş 10 No’lu Ağır Ceza Mahkemesi, cezaevi savcı ve müdürlüğüne başvurdum. Duruşma günü öğlen yemek arasında eşim İbrahim Çiçek ile görüştürülmemi talep ettim. Her üç kurumda; ‘yetki alanımız dışında’ yanıtını verirken; asker ise malumunuz ‘yasak’ dedi. Ben de 05.12.2007 tarihinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e bu durumu yazarak talebimi ilettim. Ancak hâlâ bir yanıt alamadım.
    Bir diğer hak gaspını ise tutsakların haftalık 10 dakika yakınlarıyla telefon görüşme hakkında yaşadım. Adalet Bakanlığı başvuruma önce olumlu yanıt verdi: ‘İlgili (b) sayılı cevabi yazımızda da açıklandığı üzere hükümlü (ben tutukluyum) Füsun Erdoğan’ın eşi olduğunu iddia ettiği (evlenme cüzdanımız mevcut) İbrahim Çiçek ile telefonda görüşebilmesi yasa gereği ancak evlilik bağını kanıtlaması halinde mümkündür.’ (B.03.O. CTE.0.00.00.17 sayılı, 19.10.2007 tarihli, Erhan Polat Bakana. Tetkik Hakimi imzalı yazı.) Bu yanıt üzerine hemen cezaevi müdürlüğüne başvurdum. Bu kez Tekirdağ 2 No’lu Cezaevi sorun çıkardı. Biz daha hakkımızı kullanamadan Adalet Bakanlığı’nın ikinci yanıtı yetişti. Aynı imzayla gönderilen yazı, bu kez bize telefonla görüşme hakkından yararlanamayacağımızı söylüyordu. ‘...Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 88. maddesinde düzenlenmiş olup, söz konusu tüzüğün 88. maddesinin 2. fıkrasının (0) bendi ‘Hükümlülere dışarıdan telefon açılmak suretiyle görüşme yaptırılamaz’ şeklindedir. Yasanın açık hükmü nedeniyle, hükümlü ve tutukluların dışarıdan bir başka hükümlü ve tutuklu ya da özgür bir kişi tarafından aranması mümkün bulunmamaktadır.’ (B.03.0.CTE.0.00.00.17 sayılı, 21.01.2008 tarihli ve Erhan Polat Bakan’a. Tetkik hakimi imzalı yazı.) Kısa sürede aynı kurum böylesine zıt karar vermekte, yasayı yorumlamaktadır. Ben hiçbir yorum yapmadan size bırakıyorum...
    Kısaca özetlediğim gibi ben de eşim de tutuklandığımız tarihten itibaren fiilen cezalandırılmaktayız. Bize verilen yanıtlara hangi açıdan bakılırsa bakılsın çok açık bir keyfiyet ve hak gaspı olduğu ortadadır. Bu nedenle, her ne kadar bu konularda yasal olarak girişimlerde bulunmuş olsam da; uğradığımız bu hak gasplarına karşı bir duyarlılık oluşması, durumun değişmesi için gösterdiğim çabaya olumlu yanıt vereceğinizi, bu konuda katkıda bulunabileceğinizi umut ediyorum. Bütün insanların özgür ve adil bir düzende yaşaması dileklerimle selamlar, sevgiler... Füsun Erdoğan.”
    Sevgili Füsun Erdoğan’ın mektubunu olduğu gibi paylaşma nedenim, cezaevlerinde yaşanan sorunlar karşısında, Adalet Bakanlığı ile Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün cezaevindekilerle birlikte çözüm arayışında olduklarına dair iddialarına açık belgeli bir yanıt niteliği taşımasıdır. Cezaevlerinde geçtiğimiz yıllarda çok ağır bedeller ödendi. Taleplerin uygunsuzluğundan tutun da, talepler için yürütülen mücadelenin sertliğine kadar pek çok iddiayla karşılaştık. Uzun müzakereler ve çok sayıda can kaybının ardından bir genelge yayınlandı. Bugün genelgenin uygulanmadığını biliyoruz. Sıralanan gerekçeleri de…
    Bir gazetecinin düşündüklerinden, yazdıklarından ve söylediklerinden dolayı cezaevinde olması, 1.5 yıldır tutukluluk halinin sürmesi ve halen bir hüküm verilmemesi gibi esastan tartışılması gerekenleri şimdilik kaydıyla bir yana koyarak, bizlerle paylaştığı bu hak ihlaline karşı Füsun Erdoğan’ın hukuk kuralları içinde yaptığı resmi yazışmalara verilen çelişkili yanıtları da gördüğümüzde, ortada ciddi bir çözümsüz kılma davranışı olduğuna ve insan haklarının hiçe sayılmaya devam edildiğine bir kez daha tanıklık ediyoruz.
    Bugüne dek hep ben sevgili Füsun’a konuk olmuştum radyo programlarında. Bugün o benim konuğum. Gelin, yalnız olmadıklarını anımsatmak adına, hepimiz M Tipi Cezaevi A-8 Gebze/ Kocaeli adresine bahar tadında merhabalarımızı gönderelim. Görülsün mektuplarımız…
    Şebnem Korur Fincancı
    www.evrensel.net