Bu fotoğraflar bizi anlatıyor

Fotoğraf Sanatçısı Ara Güler’in 130 fotoğrafından oluşan ‘‘İstanbul’da Alın Teri’’ adlı sergi, Taksim Metro Durağı’nda yoğun ilgi görüyor.


Fotoğraf Sanatçısı Ara Güler’in 130 fotoğrafından oluşan ‘‘İstanbul’da Alın Teri’’ adlı sergi, Taksim Metro Durağı’nda yoğun ilgi görüyor. İstanbul Ticaret Odası (İTO) ile Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği sergi, sanatçı Güler’in bile tepkisiyle karşılaşmıştı. Sergiyi gezenler azınlıkta olsa da emek konulu fotoğrafların kendilerini anlattığını düşünerek etkileniyorlar.
6 Mart günü yapılan açılıştan önce “Ben yaşayan adamın fotoğrafını çekerim. Manzara çekmem, manzara fotoğraf değildir. Manzara, bir şeyin yeniden kaydıdır. Yenilik değildir. Bir insanın bir anının yakalanması o zaman değer taşır benim için. Ben insanlı yaşayan fotoğraf çeken adamım. Boşluk beni ilgilendirmiyor” şeklinde konuşan Güler, “Buradan insanlar işine gücüne gidiyor, benim yaptığım hiçbir şeyi de anlamıyor” şeklinde bir görüş belirtmişti.
Biz de üzerinde çok konuşulan ve 6 Nisan’a kadar devam edecek olan sergiyi ve sergiye gösterilen ilgiyi görmek iin Taksim Metrosu’na gittik. Sergide Güler’in birbirinden değerli 130 fotoğrafı bulunuyor. Hafta sonunda sergiye ilginin daha yoğun olacağını düşündük. Yanılmışız. Sadece sergiyi görmek için metroya inenler, metronun sefer saatleri dışında orada olanlar bir elin parmaklarını geçmiyordu. Bu parmakların yarıdan fazlasını ise Avrupalı ziyaretçiler oluşturuyordu.
Metroda açılması olumlu
Sergiyi gezen az sayıda izleyiciden biri olan Biyoloji Öğretmeni Sema Akkan, “Ara Güler’in fotoğrafları her zaman kendini belli eden fotoğraflar. Çok beğeniyorum onun fotoğraflarını” dedikten sonra sanatçının fotoğraflarını neden beğendiğini açıklıyor: “Sanki yaşayan fotoğraflar. Ve içinde insan olmayan hiçbir fotoğraf çekmiyor, yaşayacağına inanmadığı için. Bu yüzden takdire şayan bir sanatçı.”
Serginin Taksim Metro Durağı’nda açılmasına Ara Güler’in gösterdiği tepkiyi hatırlayınca Sema Öğretmen, “Bu serginin burada açılması bence çok olumlu ve sevindirici. Ara Güler’in, serginin burada açılmasına gösterdiği tepkiyi açıkçası fazla anlamış değilim. Sonuçta herkes sergi salonlarına ulaşamıyor. Buradan geçenler, belki bu fotoğrafların Ara Güler’e ait olduğunu bilmiyorlar veya Ara Güler’in kendisini tanımıyorlardır. Ama bu fotoğraflarla, bu eserle karşılaşıyorlar. Fotoğraf hakkında farklı düşünceleri gelişmiş oluyor böylece. Bu çok önemli” diyor.
Bir diğer ziyaretçisi Pedro. Soyadını söylemek istemeyen Pedro, İspanyol. “Ara Güler’i biliyorum” diyor. Sergideki en beğendiği fotoğrafın ise “Bir Adam Bir Kedi” olduğunu belirten Pedro, Taksim Metrosu’nun yürüyüş bantlarından şikayetçi. “Burada açılmasının tek kötü yanı, yürüyüş bandının burada olması. İnsanlar fotoğrafları dikkatli bir şekilde inceleyemiyor. Yürüyüş bandının hareket yönüne göre hızlı bir şekilde bakmak durumundalar. Oysa sergi gezilmek, incelenmek ister” diyor ve ekliyor: “Bir de fotoğrafların orijinallerini seviyorum. Dijital kopyalarını sevmiyorum.”
Sonra metronun müzisyen sakininin yanında alıyoruz soluğu: Bahrettin Bıçakçı. “Piçakçu ama bile yaziliy soyadum” diyor. Tulum çalıyor Bıçakçı. Artvin Yusufelili. Burada haftanın iki günü müzik yapmasına izin var. Tulumla Karadeniz havaları çalıyor. Sergi hakkında ne düşündüğünü sorduğumuzda “Hısım bunlar bir çalışma daa!” diyor. ‘Fotoğrafları çekeni tanıyor musun’ diye sorduğumuzda “Şimdi ismini unuttum hısım. Bileydum” diyor. ‘Ara Güler’ dediğimizde “Haa tamam” diye hatırlıyor.
“Televizyonda gördüm, izledim onu. Çok eski bir sanatçıdır o. İnsanların dikkatini çekiyor resimler. Geçerken bakıyorlar. Sırf bunun için de gelen var. Ben de ha buraya kadar baktum da, bundan sonrasına bakamadım. Aynı mıdır” diye bu kez o bize soruyor, serginin, göremediği fotoğraflarını. Bıçakçı’ya fotoğrafların ona ne anlattığını, neyi çağrıştırdığını sorduğumuzda “Emek anlatıyor, emek. Çok muhteşemdır bu fotolar. Çocukluğum aklıma geliyor” diyor. Fotoğraf çeken arkadaşımıza tatlı-sert çıkıştıktan sonra kaldığı yerden konuşmasına devam ediyor: “Çok zor şartları anlatıyor. Müthiş fotoğraflar, ben öyle gördüm. Fotoğraftaki insanları kendime benzetiyorum, ben de öyle yaşadım. Onların arasında yaşadım. Çatı aralarında tıpkı onlar gibi yaşadım hısım. Gurbete geldim 13 yaşımda. Kıçımda don, ayağımda lastik yok. Ula bunları böyle yazmayasın. Kadir Topbaş’ın köyündenim ben. O erken gelmiş, ben geç kaldım. Tavan aralarında, dışarıda yatıyordum. Bulaşık yıkıyordum, ellerim şişiyordu. Aha da bu fotoğraflar beni anlatıyor. Bakınca öyle bi kederleniyorum ki... Ara Güler’di de mu?” şeklinde bağlıyor konuşmasını. Bu arada metro seferinden çıkanları ve fotoğraflara kayıtsız geçenleri gösterdiğimizde, hemen “Bunlar fukara ulaaaa, eğlenmeye geliyorlar. Ama cuma günü geçenler bakıyor da...” yanıtını alıyoruz. (İstanbul/EVRENSEL)
Nihat İlbeyoğlu
www.evrensel.net