GÜNCEL

  • Patronların medyası ikiye bölünmüş. Doğan Medya Grubu ve AKP yanlısı medya. Banka içi boşaltan patronların gazeteleri ve televizyonları ise TMSF aracılığıyla AKP yanlısı medya haline gelmiş.


    Patronların medyası ikiye bölünmüş. Doğan Medya Grubu ve AKP yanlısı medya. Banka içi boşaltan patronların gazeteleri ve televizyonları ise TMSF aracılığıyla AKP yanlısı medya haline gelmiş.
    İki tarafta çalışan gazeteciler birbirlerini gazetecilik yapmamakla suçluyor. Son gündemle ilgili olarak bir grup diğerini darbe destekçisi olmakla suçlarken, diğerleri AKP' ye kendini satmakla suçlanıyor.
    Doğan Grubu medyasında Ergenekon haberleri fazla yer bulamıyor. Bunlar, haberlerin AKP yanlısı gazetelere servis edildiğini söylüyor. AKP yanlısı gazeteler ise, Ergenekon haberlerinin bütün gazetelere gönderildiğini, fakat Doğan Grubu'nun bu haberleri yayınlamadığını, yayınlamak zorunda kalsalar bile haberler üzerinde kuşku yaratarak yayınladıklarını söylüyor. Ayrıca, bugün Ergenekon'u yayınlamayan gazetelerin Susurluk haberlerini yayınladıklarını, Susurluk haberlerinin de aynen Ergenekon haberleri gibi elde edildiğini, üstelik Susurluk haberlerinde Doğan Grubu'nun Ergenekon'da kendilerinin davrandığından daha az titiz davrandıklarını söylüyor.
    İki tarafın yetkilileri ve köşe yazarları birbirlerini kalemini satmakla suçluyor.
    İki taraftan da hiçbir gazetecinin editoryal bağımsızlıktan falan söz edecek hali kalmamış. Eskiden bunlar ara sıra efelenir, onlarca yıl gazetecilik yaptıklarını fakat kalemlerini bir gün olsun satmadıklarını falan yazarak hava atarlardı. Uzunca bir süre hiç biri böylesi laflar edemiyor. Artık zımni olarak kalemlerini sattıklarını,fakat "demokrasi" ya da " laiklik" için bunu yaptıklarını kabul ediyorlar.
    Patron örgütlerinin "birer adım geri" çağrısı çatışan siyasi gruplarla birlikte, onların sözcülüğünü yapan medya gruplarına da idi. Doğan Grubu bu çağrıdan sonra biraz yumuşadı. Fakat, karşı taraf aynı adımı atmadı.
    AKP ve AKP yanlısı basın kapatma davasından kurtulmadıkça geri adım atmayacak gibi görünüyor.
    Patronlar anlaşmadıkça, birbirlerine "tencere dibin kara, seninki benden kara" yazıları yazmaya, gazetecilik "etiği" öğretmeye devam edecekler.
    Durumları zor.
    Orhan Veli'nin şiirindeki ciğercinin kedisini andırıyorlar.
    Uyuşamayız, yollarımız ayrı;
    Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;
    Senin yiyeceğin, kalaylı kapta;
    Benimki aslan ağzında;
    Sen aşk rüyaları görürsün, ben kemik.

    Ama seninki de kolay değil, kardeşim;
    Kolay değil hani;
    Böyle kuyruk sallamak Tanrının günü.
    Kamil Tekin Sürek
    www.evrensel.net