İNSAN VE SPOR

  • Futbol ekonomik darboğaza doğru gidiyor. Birçok Anadolu kulübü yaşadığı maddi sorunlara çözüm bulamıyor


    Futbol ekonomik darboğaza doğru gidiyor. Birçok Anadolu kulübü yaşadığı maddi sorunlara çözüm bulamıyor. Düşük bütçelerle sezonu tamamlama çabasına giren çok sayıda kulüp, futbolun gerektirdiği kadrolarla çalışma olanağı da bulamıyor. Denizlispor bu durumdaki takımlardan sadece biri. Ancak futbolcularının ortaya koyduğu eylemle diğer takımlardan ayrılan bir özellik taşıyor. Takım antrenmanlarına çıkmayan futbolcular ortak hareket ederek kendileri çalışıyorlar. Maçlara kendi başlarına hazırlandıkları ikinci haftaya da aynı şekilde giriyorlar. Uzun süredir maaşlarını alamayan sporcuların bu tavrını henüz algılayamayan bir federasyonla karşı karşıyayız. Hak arama mücadelesine bu denli sessiz kalan federasyon, sorunun çözümünü yönetimlere bırakıyor sanırım. Ancak bu eylemsel tavır diğer sporculara da ilham verirse konunun vehameti anlaşılacak. Federasyon yaşanan süreçte ne yönetimlere bir uyarı ya da yaptırımda bulunuyor ne de futbolcuların sosyal güvenliğini sağlama yönünde bir adım atıyor. Kurumsallaşma yeteneği sergileyemeyen yönetimler bir güç birliği de ortaya koyamıyor. Dolayısıyla kulüpler gelirlerini bir düzene sokamıyor. Üstüne bir de borç batağına saplanma durumu söz konusu olunca, kulüpler kapanmanın eşiğine kadar gelebiliyor.
    Denizlisporlu futbolcuların bu koşullarda aldığı galibiyet daha bir anlamlıydı kuşkusuz. Ancak aynı zamanda hem kulüp yönetimlerinin hem de antrenörlerin dirayetsizliğinin de bir göstergesiydi bu durum. Giderek ülke futbolumuz, futbolcuların inisiyatifine bırakılıyor. Teknik kadroların ekarte edildiği bu süreçte yönetim-futbolcu bağlantısı futbolun ilerlemesi için yeterli ilişkiler barındırmaya başladı. Antrenörler, yönetim ve futbolcuların arasında pinpon topu gibi gidip gelmeye başladı. Oysa teknik adamlar, futbolcuların haklarını ve varlıklarını koruyan bir yaklaşımla, yönetimin beklentilerini birleştiren bir teknik oluşumu yapılandırmalılar. Denizli amatör liginde de aynı dirayetsizlik sergileniyor. İlk üç içinde yer alan takımların teknik oluşumlarına baktığımızda üç tane genç çalıştırıcının antrenör olduğunu görmekteyiz. Bu durumu, gençlere duyulan güvenle kazanılan bir başarı olarak yorumlarsak, ortaya konan çabanın hakkını da vermiş sayılırız. Sonuçta başardılar. Ama aynı zamanda madalyonun tersini de okumamız gerekir. Birçok donanımlı ve tecrübeli çalıştırıcının futboldan kopuşu gerçeğini de hiç kimse yadsıyamaz. Terfilere gidecek takımların bu ekiplerle ortaya koyduğu oyuna bakarsanız, teknik yönden bu takımların ne denli geri düzeyde olduğunu da kolayca görürsünüz. Bu niteliksiz futbolla içerde elde edilen başarının anlamlı olabilmesi için futbolun sonuç elde edici niteliğinden çok, umut vadeden bir oyunla karşı karşıya olmamız gerekir. Kuşkusuz arkadaşlarımız yoğun bir çaba harcıyor. Sadece motor performansa dönük yapılan kondisyonel çalışmalar belki mücadele olarak görece başarı kazandırabilir; ama, oyunun zorlukları ortaya çıktığında ve güçlü rakiplerle girilen müsabakalarda strateji ve taktiğin önemi öne çıkar. Deneyimli antrenörler de işte bu noktada devreye girer ve önemli bir müsabakayı kazanma yeteneği sergileyebilirler. İlk üç içinde yer alan kulüplerin bu sıçramayı yapacak yeteneği sergileme olanakları çok kısıtlıdır. Altyapı oluşumlarıyla da desteklenemedikleri gerçeği ortada dururken futbolun tesadüflerle nereye kadar gidebileceği bellidir.
    Denizli, Denizlispor düzeyinden amatörlere kadar futbolun yapılanmasından ve yatırımından tasarruf ettiği ve ucuz işgüçleriyle çalıştığı müddetçe başarılara tesadüflerle yol alabilecektir. Futbol değil, futbolcu merkezli bir egoizmle beslenen süreçte, ekonomide darboğaz yaşayan Denizli’nin kendisi için bir açılım yakalaması olanağı da yoktur. Beyin gücünü devre dışı bırakmış kas yığınlarından ancak bu kadar futbol ortaya çıkar. Maaşlarını hakkınca alamayan kadrolardan da ancak bunu ikinci iş olarak algılayan ‘part time’ futbol emekçileri iş başında kalır. Ne denilebilir ki; Türkiye’de futbol, işte böyle bir şeydir…
    Hakan Keysan
    www.evrensel.net