KENTTEN GELEN

  • 27 Mart 2008 tarihli Milliyet gazetesinin Internet haberinde, Adana Valisi’nin liselilere sorduğu ‘Çanakkale Savaşı’nın yeri’ sorusuna aldığı yanıtların valiyi şok ettiği belirtildi


    27 Mart 2008 tarihli Milliyet gazetesinin Internet haberinde, Adana Valisi’nin liselilere sorduğu ‘Çanakkale Savaşı’nın yeri’ sorusuna aldığı yanıtların valiyi şok ettiği belirtildi. Vali İlhan Atış, daha önce denetim için gittiği bir lisede öğrencilere Çanakkale savaşlarının nerede olduğunu sorduğunda, “Kars ile Erzurum arasında bir yerde” yanıtını alınca şoke olduğunu söyledi. Sayın valinin şok olduğu öğrencilerin coğrafya ve tarih bilinci eksikliği gerçeği, uzun zamandır değişik platformlarda işlenmektedir.
    Başta öğretmen sendikaları ve ilgili kesimler, ülkemizde Milli Eğitim’in çökertildiğini belirterek acil önlemler alınmasını belirtiliyorlar. Daha önce dilekçe bile yazamayan üniversite mezunlarının olduğunu yazdığımda, bazı kişilerin ‘bu kadar da olmaz’ demişler, işin içinde olanlar ise durumun daha da kötü olduğunu belirtmişlerdi. Bir eğitimci olarak açık yüreklilikle, biraz da özeleştiri yaparak söylediğim sözün nereye vardığını ve ne denli ağır olduğunu biliyorum. Ancak gerçeği de gizleyemeyiz. Liseden iyi eğitim almadan üniversiteye gelen öğrencilerin de bu sorulara cevap veremeyeceklerini söylemek yanlış olmayacaktır. Maalesef ortaöğretimden çok az sayıda üniversite okuyacak nitelikte öğrenci üniversiteye gelebilmektedir.
    Bu durum Adana ve çevresine özgü değil; sorun bir bütün olarak ülkemizin tümünü ilgilendiriyor. Ülkemizde Milli Eğitim’in sistem oturtamadığı -başta Talim Terbiye Kurulu olmak üzere yöneticilerin değiştiği, her iktidar döneminde müdürlerin değiştiği ve bunun da eğitime zarar verdiği- sık sık işlenmektedir. Öğretmen örgütleri, bu ve benzeri anlayışlar yanında ücretlerin açlık sınırında olan yaşam koşullarından kaynaklandığı durumunu belirterek öğrencilerini istedikleri gibi eğitemediklerini ve eğitim sisteminin çökme noktasına geldiğini belirtiyorlar. Bunun birçok nedeni var; bir günde oluşmuş bir durum olmadığı görülüyor.
    Eğitim içeriden çökertildi
    Maalesef bugün ülkemizde eğitim, parası olanın aldığı bir olanak noktasına gelmiştir. Eğitimin adım adım özelleştiği bir ortamda bir tarafta sayıları hızla artan özel okullar, dershaneler, öbür tarafta açlık sınırının altında maaş alan öğretmenlerin, genelde yoksul aile çocuklarının gittiği devlet okullarında vermeye çalıştığı eğitim sistemi. Bir zamanların en çok önemsenen kurumu Milli Eğitim okullarının bugün neredeyse ilgisiz ve gariban kaldığı görülüyor. Değişik vesileler ile ziyaret ettiğim Milli Eğitim okullarının genel görüntüsünü; tuvaletlerini, duvarlardaki renk ve resimlerin iç kararttığını hem ilgili müdürlere açıkça ifade ettim, hem de yazdım. Bu ortam ve yapılanmaların içinde ne eğitim ruhunun ne de öğrencinin öğrenme becerisi ve hevesinin gelişeceğini düşünüyorum.
    Lise eğitimi yetersiz
    Sayın Atış, öğrencilerin ayrıca Adana’nın ilçelerini, Türkiye’nin komşularını da sayamadıklarını belirterek öğrencilere her gün 10 dakika çevreyi ve ili tanıtıcı bilgiler anlatılması için kaymakamlara talimat verdiğini kaydediyor. İlin mülkü amiri olarak vereceği bu uyarının yararı olabilir, ancak mevcut sistemin, yapısından kaynaklanan eğitimin ezberci olması ve sınava endeksli yapısı ile kişinin kendisini geliştirmesine müsaade etmediğini belirtmek isterim. İlkokul 4. sınıftan itibaren ayrışmaya başlayan ve sürekli test esasına dayalı, analiz etmeden cevaba odaklanan eğitim sistemi, kişiyi geliştirmez. Açıkçası her öğrenci de kendini geliştirmek için değil, sınavı kazanmak için çırpınıyor. Çünkü “sınav eşittir geleceğini belirlemek” durumu söz konusudur.
    Eğitim ortamı yetersiz
    Eğitim sisteminin ve de hepsinden önemlisi okullarımızın içinde bulunduğu ortam çok önemli. Bildiğimiz gibi eskiden bir lise öğrencisi, en azından kendi ülkesinin yazarlarını okumuş, dünya klasiklerini okumuş, herhangi bir konuda tartışmaya girebilecek ve farkına varılabilirliği gelişmiş bir netlikteydi. Şimdi kendi yaşadığı ortamı bilmeyen, çevresinde ne tür yerleşimler var, özelikleri ve tarihi geçmişini bilmeyen, merak etmeyen bir öğrencinin veya gençliğin bu ülkenin geleceğine ne katabileceğini hepimizin düşünmesi gerekir. Sanırım sayın vali bu durumdan kaygı duyduğu için haklı olarak şoke olmuştur.
    Sorumlu kim?..
    Bu sorunu salt öğrenciye yüklersek birkaç yıl sonra bir başka valimiz daha şoke olacak cevaplar alacaktır. Ancak sistemi sorgular ve gereğini yapmak için köklü çözümler ararsak, o zaman ülkemiz nitelikli insan kaynağına kavuşmuş olur. Bu bağlamda ülkemiz eğitimi kendisini yeniden gözden geçirmelidir. Temel sorumluluk eğitim sistemimizdedir. Hiçbir öğrencisini araştırmaya yönlendirmeyen, kitap okutmayan, tiyatroya-sinemaya gitmeyen, yanı başındaki üniversiteyi ziyaret edemeyen bir kurumdaki gençler doğal olarak gelişmez. Kesin rakamı bilmiyorum, ancak öğrencilerimiz içinde halen sinemaya ve tiyatroya gidemeyenlerin varlığının yüksek oranda olduğu biliniyor. Ülkemiz çocuklarının tarih bilincinden yoksun olmasının bir nedeni de ülkemizin okuyan insana değer vermemesidir. Okuyan, eleştiren öğrenciler gerekli cesareti okul idarelerinden görememektedirler. Okullarda münazaraların olmaması, tartışmaların yaratılamamasıdır. Tarih ve coğrafya bilinci, ancak biraz öğrenci merkezli eğitim ile kazandırılabilir.
    Acil öneriler
    Nitelikli eğitim sorunu, ülkemizin var olmak ve yok olmak sorunu kadar önemli bir sorundur. Hatta daha ileri gideyim, bugün ülkemizin yaşadığı bunca sorunun temelindeki insan kaynağı sorunu bu sıralarda başlıyor. Mutlaka konu bir bütünün parçası olarak enine boyuna bir devlet politikası ile çözülecek niteliktedir. Bunun için günün koşullarına uygun yeniden bir eğitim reformu şarttır. Bunu yapmaya mecburuz. Bu gidişat hiç hoş değil ve ülkemizi ileriye taşımakta yetersiz kalıyor. Bu aşamada yapılabilecek olan, Milli Eğitim Şûrası’nın toplanıp acil önlem almasıdır. Olayın bir bütün olarak ele alınması gerekir.
    *Çukurova Üniversitesi
    Prof. İbrahim Ortaş*
    www.evrensel.net