harmanımızdan galdırdığımız gadarıynan güç gatalım

  • Bubam hep derdi “Ne gasdesi olursa olsun, eninde sonunda gideceği yer hoop... Sergenlikde tencerenin altına...”


    Bubam hep derdi “Ne gasdesi olursa olsun, eninde sonunda gideceği yer hoop... Sergenlikde tencerenin altına...” Hakgatden de dediği gibi oluyodu. Grup değişimi, ayda bir gasde girdiği için eve, son faydasını böğle görüyoduk. Aslında, bana galsa, sondan bir önceki faydasıydı bu sergenlik faslı. Çünküm, son fasıl bazen, ateş tutuşdurmaynan nihayetlenirdi. O vakitler odun, çıra, kömür gıyamet gibi olduğundan; ateşin gözünü büyütmek için gasde parçasına pek itibar edilmezdi. Belki de bubam, onun için tencerenin altında bitiriyordu gasdenin işini.
    Gasde, gözümü göğnümü böyütmem için bir vesile oldu bizim Göçükler’de. Çarşıya vardığım vakit, havadisleri bir an evvel öğrenmek için dükganın önünde dinelir, çeşidinden muhakgak bi tane alır, bilmecesine gadar agıl yürüdürdüm. Bazı, iş ilanlarına göz atar “Amma da çeşit işler var” diye şaşar galırdım. Bizim Göçükler’in gaydı, olduğu gibin gazmacı yazıldığından, on sekizime tamamladığımda ben de ekmeğmi gasdeye sarıp ocava indim. Gasdeyi yanımdan eksik etmedim. Olur olmaz yerde gasdenin yapraklarını çevirdiğimde, bizim gartiyenin adamları “Ne o lan Göçük, azrailin aradığı adam olduğunda, neresinde yazılırım bu gasdenin, diye, yer mi beğenemiyon!” benzeri laf ederlerdi. Emme, onlardan evvel ağnadım greve gideceğimizi. Hatta, toplu sözleşmeniy bazı maddelerini bile! Cıplakdı, geyinikdi, bokuydu, püsürüydü... Böyük grevden soğna, herkeş, üsdüne başına aldı, altına araba çekdi, en ipsizi eviniy üsdüne hasır atdı... Ben gasdeyi fazlasıynan almaya başladım. Guşun, açık pencere misali, bi başdan bi başa geçdiği bubadan galma evin bi köşesini kitap harman yeri yapdım.
    Bu gasdecilik de, ne bilem işde, yazarlık da ne meşaggadli bi işmiş ya!... Doğru gonuşanın tepesine biniyalar, doğru yazanın da biniyalar. Öyle mısır somaynan değil ha! Sivriç galınlığında demirnen. Olmadı, lağum patladır gibin dinamitliyala, ta da olmazsa; vücudunda atış talimi yapıyala. Hasım sahibi olmanın esas zebebi gabak gibi ortaya çıkıya tabi böğle gonuşunca... Ha, bi de gasdecilik sıfadı meselesi var. Çekirdekden yetişme, mevsiminde aşılama, mürekgep yalamışı, mekdep bitirmişi... Benim emekli halimi, utanmaz zalimi, öğrencileri için çırpınan muallimi, yüksek makamdaki valimi, sokakdaki gariban Salimi, göç veren gariyemi doğrusuynan yazsın da isderse Ali mekdebinden olsun. Tarık Akan, Kadir ağbi, rahmetli Kemal Sunal yani İnek Şaban gasdeciliği mekdebinde okudular da ne yapdılar? Artizlik! Ya, gasdeciyim deyip de, artizlik yapana ne demeli?
    Neyse, lafı fazla uzatmaylum. Mekdebinden bi arkadaş, yukarki paragrafda tavan daşı gibi duran hakigatlere sarılarak, halkın; yani senin - benim sesi olacak bi gasde çıkarmayı gafaya goymuş. Bi el atmak lazım deyip, harmanımdan galdırdığımla güç gatayım dedim. Tahgimatı başdan sağlam yapalım ki, tavan göçmesin. Hadi, sen de bi el at. Geçmiş olsun!
    Fahri Bozbaş [[email protected]]
    www.evrensel.net