GERÇEK

  • Dün emekçiler birçok ilde iş bırakıp alanlara çıktılar. TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye devam edilen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası’nın (SSGSS) geri çekilmesini istediler


    Dün emekçiler birçok ilde iş bırakıp alanlara çıktılar. TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye devam edilen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası’nın (SSGSS) geri çekilmesini istediler.
    Türk-İş, Hak-İş, Kamu-Sen ve diğer bazı sendika ve emek örgütü merkezlerinin yöneticileri, emekçileri kristal saraylarından izlediler. Ve Meclis’te “yasanın değiştirileceğini umma”ya devam ettiklerini gösterdiler. Kaldı ki; “üstünde anlaştık” dedikleri birkaç madde dışında, daha pek çok maddeye itiraz ettikleri yönünde bir açıklama yapan, Emek Platformu’nun bildirisinin altında imzası olan bu kişiler, dünkü gelişmelerden sonra şimdi tarih karşısında daha büyük bir sorumlulukla karşı karşıyadırlar. Çünkü; bir yandan emekçiler eylemdeyken emekçilerin önemli bir kesiminin örgütleri olan bu sendika merkezleri, olup biteni izliyorlar. Bu bugüne kadar, dünyanın hiçbir yerinde izlenmiş bir görüntü değildir. Bir yasanın 19 maddesine itiraz edip, bu 19 maddenin altına imza attıktan sonra, “19 maddenin üçü”nde “kısmi bir değişikliğe” “evet” dendi diye köşesine çekilip emekçilerin eylemlerini seyreden, seyretmekle kalmayıp kendi üyesi olan sendikaları ve üyeleri bloke eden sendika yöneticilerine, sınıflar mücadelesi tarihinde çok nadir rastlanmıştır.
    Türk-İş’in başkanı, bu sessizliğini; kendi tabanlarında SSGSS’den “bir rahatsızlık olmadığı”na bağlamıştır. Gerçekten öyle midir? Türk-İş üyesi işçiler, tüm diğer işçileri ve emekçileri rahatsız eden yasalardan nasıl rahatsız olamazlar?
    Bu zihniyet elbette ki Türk-İş’e bağlı sendikaları ve şubeleri de baskılamakta, onların mücadeleye katılmasını engelleyen bir barikat oluşturmaktadır.
    Gerçekler çok açıktır ve SSGSS ile Türk-İş, Hak-İş, Memur-Sen ve Kamu-Sen üyesi işçilerin ve emekçilerin de hakları gasp edilmektedir ama bu sendikalar, bağlı şubelerin çoğunda başkanlarını izlemektedirler. Bu izleme belki, “sendikal disiplin”, “işçi disiplini”, “sendikal gelenek” gibi ilk bakışta “mazur görülecek” gerekçelerdir. Ama, uzunca bir zamandan beri işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesi; az çok taban inisiyatifinin öne çıktığı durumlarda ilerleme şansına sahip olmuştur. “Bahar Eylemleri”nden bugüne bakılırsa; önce işçiler, temsilcilikler, şubeler öne çıkmış; yerel platformlar inisiyatif almış, sonra merkezler, merkezi eylemler için kararlar almak durumunda kalmıştır. Bugün de; uzun zamandan beri hareketsiz olan Emek Platformu’nun bir adım öne atılıp, kendi içinde tereddüde sürüklenip bölünmesinden sonra, şimdi; kimi konfederasyonlar ve emek örgütleri ile yerel platformlar, mücadelede bugün yer tutan şubeler öne çıkmıştır. Özellikle pek çok yerde oluşan yerel platformların öne çıkması ihtiyacı bugün daha çok hissedilmektedir. Çünkü, yerel platformlar işçilere, emekçi yığınlara en yakın duran örgütler olarak yeterince cesur davranırlarsa; işçilerin, emekçilerin onların arkasından yürüyeceği ortadadır. Bu 13-14 Mart’ta, dünkü eylemlerde görülmüştür.
    Türk-İş ve onunla davranan konfederasyonların mücadelede geri basacakları varsayılırsa, her konfederasyondan işçi ve emekçileri, en yukarıda değil ama yerel platformlar üstünden birleştirme seçeneği birinci dereceden önem kazanacaktır. Şimdiden kazanmıştır bile.
    Dolayısıyla; yukarıda parçalanan Emek Platformu, işyerlerinde, sanayi havzalarında, hizmet birimlerinde, ilçelerde ve illerde, emek mücadelesinin daha alt kademelerinde yeniden kurulacaktır. Bu aslında, Emek Platformu’nun kendi gerçek temelleri üstünde yükselmesi demektir. Bu da yerel platformlara, sendika şubelerine, işçi ve kamu emekçisi kesimlerine daha büyük bir inisiyatifle öne çıkmalarını, sendika farklarını aşan bir tutumla davranmalarını gerektirmektedir. Çünkü; mücadele, ne SSGSS’yle başlamıştır ne de SSGSS’nin şöyle ya da böyle yasalaşmasıyla bitecektir. Tersine, her mücadele daha sonraki mücadelelerin dayanağı olacak ve başarı ve başarısızlıklardan dersler çıkarılarak ilerleyecektir. Görünen, önümüzdeki dönem açısından, mücadelenin merkezi olarak yerel platformların son derece belirleyici bir rol oynayacağıdır. Ama bu platformlar, kendilerinden beklendiği kadar kararlı, inisiyatifli davranabilirse!..
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net