KENTTEN GELEN

  • Ümraniye’de 1990’ların kurulmaya başlanan Siteyolu binlerce işçinin çalıştığı irili ufaklı tekstil fabrikalarının bulunduğu bir bölge.


    Ümraniye’de 1990’ların kurulmaya başlanan Siteyolu binlerce işçinin çalıştığı irili ufaklı tekstil fabrikalarının bulunduğu bir bölge. Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelip kendini küçük yaşta tekstil ortamında bulan yoksul emekçi çocukları, aileler geçim sıkıntısını biraz daha hafifletmek için çocuklarını okuldan alıp bu sektörde ekmek parası kazanmaya gönderirler. Buralara gönderilen çocuklar her türlü muameleye (dayak, küfür, aşağılama) maruz kalırlar. Tekstilde sürekli müzik çalınır; bu müzik arabesktir, hiçbir zaman değişmez. Arabesk kültürü işçinin bilincine-benliğine öyle bir işler ki ondan başka hiçbir şey görmez duymaz ve bu nedenledir ki sürekli duyguları ile hareket eder. Sorgulama ihtiyacı duymaz. Onun adına ustaları şefleri düşünür ve karar verir.
    Ücretler 300-750 YTL arasındadır. Mesai saatleri 08.30-18.30’dur. Fazla mesai yoğundur. Mesai gece yarısına ya da sabaha kadar uzayabilir. Bu doğaldır ve zorunludur.
    Fazla mesai ücreti normal mesai ücretidir. Fazla mesai ücreti normal ücrete göre yüzde 50 fazla veya 2 katı ödenmesi gerekirken öyle olmaz.
    Siteyolu’nda sigortasız çalışma oldukça yaygındır. İşten atmalar çok sık yaşanır. Ayda 100 işçinin atıldığı fabrikalar vardır. İşçilerin en küçük dikkatsizlikleri ve yanlışları ustabaşı ve postabaşıların ana-avrat küfürlerine maruz kalmak demektir.
    Maaşlar çok düşüktür. İşe yeni girenler sigortalanmazlar. 15 gün deneme süresidir. 15 günün sonunda çok düşük bir maaş teklif edilir. Kabul edilmeyeceği biline biline! Ne kadar usta olursa olsun maaş 300 YTL’den hesap edilir; parası ödenerek usta işçi kapının önüne konur. Yani tekstilde çok iyi usta olmanın bir kıymeti harbiyesi yoktur. Deneme süresi vahşi sömürünün çifte kavrulmuş hali demek oluyor.
    Mazeretli de olsa bütün izinler de ücret ödenmez. Hatta 1 güne 2 günlük ücret kesintisi uygulanır. Hastalananlara izin verilmez. Ölmedikten sonra mesai bitmeden fabrikadan çıkılmaz. Yani fabrikadan ceset çıkışı serbesttir! Hatta işçi raporlu da olsa raporlu günlerin parasını alamaz. Yasanın “3 güne kadar raporlarda işveren raporlu günlerin ücretini hiçbir kesinti yapmadan öder” hükmü Siteyolu’nda geçmez. Öylesine bir sömürü ki ... Anlayın artık!
    İşçi hakları savunucuları ve sosyal sigorta denetleyicileri için burada yazılanların hafif kalacağını belirtelim. Eğer ilgilenirlerse!
    Siteyolu’nda pek çok sendikalaşma mücadelesi oldu. Hepsi de başarısızlıkla sonuçlandı. Yeterli sağlamlıkta örgütlenememenin yanı sıra patronun vaatlerine kanan işçiler büyük kıyımlara uğradılar. Her denemeden sonra 100- 150 işçi işten atıldı.
    Bütün bu engelleri aşabilen işçileri bekleyen son engel ise; sendika bürokratları oldu. Çoğu sendikal çaba sendikal bürokratlarınca yenilgiye uğratılmıştır. Bütün bu zorluklara rağmen sendika hakkını kazanan işçinin rehavete kapılması bütün çabaların boşa gitmesine yol açabilir. Bu deneyimler işçilerde sendikacılara güvensizlik duygusu yaratmış bulunuyor. Sendika basmaya ve sendikacı dövmeye varan tepkiler biliniyor.
    Bu kadar zorluğa karşın hemen her dönem tekstil işçisi hakkını arama ve sendikalaşma çabasından geri durmadı. Ünlü, Reha, Turkuaz ...gibi.
    Biz işçiler; alın teri ve göz nurumuzla ürettiklerimize bir gün özgürce sahip olabiliriz. Yapı işçisi en güzel yapıları gökyüzüne dikerken başını sokacak evi yoktur. Ağır sanayi işçisi son model arabalar yaparken ona binmeyi hayal bile edemez. Biz de ürettiklerimize bakarken onları giymeyi hayal ederiz ve ancak bakmakla kalırız. Bizlerin emeği göz alıcı podyumların şıklık yarışına alet ediliyor.
    Evet... “Birlik olmak”dan bahsediyoruz, çünkü bundan başka seçeneğimiz yok!
    Birleşerek ve örgütlenerek kazanabiliriz.
    Bizim zincirlerimizden başka kaybedecek hiçbir şeyimiz yok,..
    Hep birlikte zincirlerimizi kıralım...
    (*) Siteyolu’ndan bir Grup Tekstil İşçisi
    www.evrensel.net