Çözümsüzlüğün bir kalesi düştü

Lokmacı’nın açılması hemen şimdi çözüm getirmese de, ‘Bölünmüşlüğünün sembolüne’ indirilen ağır bir darbe


Avrupa’nın son bölünmüş başkenti olarak bilinen Lefkoşa’daki Lokmacı kapısı dün açıldı. Bunun ne anlama geldiğini anlamak için Kıbrıslı olmak gerekir sanırım. Kimine göre 52, kimine göre 45, kimine göre ise 34 yıl sonra yıkılan duvarlar, Kıbrıslı olmayanlar için çok fazla bir şey ifade etmiyor olabilir. Kıbrıs’ı gezen turistler için Avrupa’nın “son duvarı”, önünde “Kıbrıs hatırası” fotoğrafı çekilecek noktalardan biri Lokmacı ya da Ledra ya da “Uzun Yol”. Yıkılması, son duvarın ortadan kalkması anlamını taşıyor onlar için, hatta kimilerine göre “o kadar da abartılacak bir şey bile değil”.
“Surlariçi” diye bilinen eski Lefkoşa, ilk kez 52 yıl önce 1956 yılı Ocak ayında toplumlararası çatışmalar nedeniyle İngiliz sömürge askerleri tarafından dikenli tellerle ikiye bölünmüştü. Yani bölünmüşlüğün temeli daha sömürge döneminde atılmıştı. 1963 yılında BM’nin yerleştirdiği barikatlar sonunda 1974 yılında yerlerini Kıbrıslı Türklerin “Lokmacı”, Kıbrıslı Rumların ise “Ledra” adını verdiği sokağın her iki ucuna örülen yüksek duvarlara bırakmıştı. 1974 yılına kadar ara sıra da olsa geçişlerin yapıldığı Lokmacı, 1974’ten sonra geçit vermeyen, mayınlarla dolu hayalet bir sokağa dönüştü, insanların anılarını ve umutlarını da içine hapsederek... Oysa ‘74’ten önce kardeşlerimle harçlıklarımızı biriktirip “Uzun Yol’daki Mavros mağazasından oyuncak almaya gitmek ne büyük keyifti... Koşarak çocuk adımlarımızla yarım dakikada geçtiğimiz o 70 metrelik yol, en uzun yürüyüşlerin bile sona erdiremediği bir yola dönüştü. 2003 yılında ilk kapının açılışına kadar, 70 metre öteye ulaşabilmek için insanlar, uçaklarla yüzlerce kilometre kat etmek zorunda bırakıldı.
Gerçekten de açılan ilk kapı değil Lokmacı... Lefkoşa’da, Mağusa bölgesinde, Güzelyurt’ta kapılar açıldı kuzeyle güney arasında ama ilk açılan Ledra Palace kapısı dışında hiçbiri için böylesi kutlamalar yapılmadı. Binlerce insan sevinç gözyaşları içinde geçmedi diğerlerinden, bugün Lokmacı’dan geçtikleri gibi...
Bölünmüşlüğün sembolüne bir darbe
Lokmacı kapısının açılması gerçekten önemli çünkü... Evet Lokmacı açıldı demek, Kıbrıs sorunu çözüldü demek değil ama çözümsüzlüğün kalesine, “Kıbrıs’ın bölünmüşlüğünün sembolüne” indirilen ağır bir darbe biz Kıbrıslılar için.
İngiliz sömürgecilerin yarattığı sembol, geçen yıllarla ve yaşanan olaylarla gittikçe kemikleşip sertleşti. Diğer kapıların açılmasına ses çıkarmayanlar, Lokmacı konusunda her şeyi yokuşa sürmek için birbirleriyle yarışa girdi duvarın her iki yanında. Köprüler inşa edildi, köprüler yıkıldı... Sınır bir metre geri, bir metre ileri olsun diye sonu gelmez tartışmalar yapıldı... Çünkü o semboldü. Kıbrıs haritasında adayı boylu boyunca bölen sınır çizgisinden bile daha güçlü bir sembol... Sonunda Kıbrıs’ta çözümün önüne sürekli engel koyanlar, bir cepheden daha geri çekilmek zorunda kaldı.
Lokmacı bu yüzden önemli Kıbrıslılar için... O, çözüm karşıtlarının elinden alınan bir kale, bir zafer. Çözümsüzlüğün, bölünmüşlüğün sembolünün yıkılışı... Ortadan kalkması “hemen şimdi” çözümü getirmese de, son yıllarda sönmeye başlayan umutları yeniden yeşertti. Yeniden umutla çözüme çevirdi Kıbrıs’ın insanları yüzlerini. (Lefkoşa/EVRENSEL)
Oya Gürel
www.evrensel.net