Birdildüşbedenoyunlarıatölyesi

Yanarsa ten yanar, canlar yanası değil” diyen onlarca genç… Toplanmışlar çıranın etrafına birdildüşbedenoyunu oynuyorlar.


Yanarsa ten yanar, canlar yanası değil” diyen onlarca genç… Toplanmışlar çıranın etrafına birdildüşbedenoyunu oynuyorlar. Çıra bu; kolay yanar, değil mi? Yok olmuyor, “2 Temmuz’da kesilmiş tarih saatinin tiktakları” öyle diyorlar. Heykel yapıyorlar, resim çiziyorlar, deneysel şiir çalışıyorlar, anlatıyorlar, dinliyorlar… Gülüşüyorlar ve ağlıyorlar ama çıra yanmıyor… Devam etmek lazım, çünkü biliyorlar ki, ‘yansımaları bilinçli bir şekilde toplumsal değişimin aracına dönüştürmektir sanat...’
“Sivas’ta bilim insanlarını, ozanları yakan çıranın, atölyemizde gençlerin sanatsal, toplu üretimleriyle ufacık da olsa bir aydınlanmanın parçası olmasını istiyoruz’ diyen Çıra Sanat Atölyesi çalıştırıcısı sokak ressamı, şair Uygur Orhan’la atölyeleri üzerine konuştuk.

Çıra Sanat Atölyesi Kayseri’de nasıl bir gereksinimin sonucu olarak doğdu?
Her şey bir gereksinimden doğar ve insan nasıl yaşıyorsa öyle düşünür. Bu yüzden insanların yaşayışlarında ve düşünüş biçimlerinde köklü bir değişiklik yapmak gerekir. Bunun araçlarından biri de sanattır. Toplumsal yaşamda bu kadar yakıcı, insanı dışlayan, ötekileştiren fazlasıyla olay var. Bu da insan belleğinde derin izler bırakıyor. Sanat, yalnızca bir yansıma değildir. O yansımaları bilinçli bir şekilde toplumsal değişimin aracına dönüştürmek gerekir. Orta Anadolu’nun bozkırında bozlakların ve türkülerin yankılandığı bu coğrafyada bir şeyler yapmak isteği uyandı içimizde. Ortak akıl ve deneyimlerimizle büyük bir çalışmaya başladık. Kayseri’de tüm dünyada yaşanan gençliğin postmodern bunalımları ve içindeki o derin boşluğu sanatsal üretimle doldurmak gerektiğini düşünüyoruz. Bu çabamıza Pir Sultan Abdal Derneği’nin yapısı içerisinde alt başlığı –birdildüşbedenoyunlarıatölyesi- olan bir çalışma odası kurduk.

Atölyenizin adı çıra, alt başlığı –birdildüşbedenoyunlarıatölyesi-, heykel bölümünün şiarı “Yanarsa ten yanar, canlar yanası değil”. Bu isimleri seçmenizin nedeni nedir?
Çıra, karanlıkta bizi aydınlatan, halkımızın kullandığı bir araçtır. Kerpiç odalarda, karanlıkta ısıtmak ve aydınlatmak için çabucak tutuşan bir araç. Atölyemizin konseptini temmuz ayına planladığımız sergiyle bütünleştirdiğimiz bir kavram üzerinde, daha doğrusu bir şiir parçasıyla özetlediğimiz “Ölürse ten ölür, canlar ölesi değil” dizeleri üzerine şekillendiriyoruz. Bu dizelerden esinlenerek biz de, şöyle bir yakıştırma yaptık ve Sivas toplu kırımına atıfta bulunmak istedik: “Yanarsa ten yanar, canlar yanası değil.” Atölyemizde yapılan çalışmalar üç ana başlıkta toplanabilir: Resim, heykel ve şiir çalışmaları. Bu çalışmalara iki haftalık kısa bir süre içerisinde işçi, işsiz, liseli, üniversiteli onlarca genç ilgiyle katıldı. Birdildüşbedenoyunlarıatölyesi deyimi de bunların toplamıdır.

Sizin ve atölyenizin sanata yaklaşımını da bahsettiğiniz bu “toplam” üzerinden açıklayabilir miyiz?
Her sanatçının bir duruşu vardır. Ben doğallıkla, kendi sınıfımın “emekçi sınıfın” yanında olmak, onların özlemleriyle, düşleriyle birlikte hareket etmek ve bu düşleri bir güce dönüştürmek isteğiyle hareket ediyorum. Atölyemizin de bu dönüşümün bir parçası olacağı düşüncesindeyim.

Çıra Sanat Atölyesi’nin ileriye yönelik planları da var değil mi?
Atölyemizin açılışını 20 Nisan olarak belirledik. Burada benimle birlikte çalışan tüm arkadaşlarımıza ve kamuoyuna, Sivas toplu kırımını, elinde bulundurduğu “kağıt, tahta parçası, endüstriyel atık, kil, çamur vb.” malzemelerle anlatacağımı söyledim. Büyük bir ilgiyle karşıladılar. Atölyedeki üretimlerimizi halkla buluşturmak için, yoksul emekçi mahallelerinde ‘günübirlik atölyeler’ ve sergiler açmayı düşünüyoruz. Buralarda daha fazla emekçi çocuğunun atölye çalışmasına katılmasını hedefleyeceğiz, herkesin yapabileceği bir şeyler olduğuna eminim. 2 Temmuz’a da büyük bir sergi yetiştirmeyi planlıyoruz.

Son olarak, ‘herkes’ e bir çağrınız var mı?
Aslolan amatörlüktür. İnsan kendi içinde, duyumsuyorsa o “yaratıyı”, düşlerinde görüyorsa, neden bir kağıda aktarmasın, bir taşa işlemesin ya da telden iskeletlere dönüştürmesin. Herkesin içinde bir sanatsal yaratıcılık bulunduğunu biliyorum. Eli kalem tutan, dili şiir okuyan, çocuklar gibi çamurla oynamak isteyen ama bunları yaparken, anlamayı ve anlatmayı hedefleyen kim varsa, atölyemize davet ediyoruz. (Kayseri/EVRENSEL)
Ümit Kartal
www.evrensel.net