KENTTEN GELEN

  • Gün geçmiyor ki içinde acının haberi olmasın.


    Gün geçmiyor ki içinde acının haberi olmasın.
    Gün geçmiyor ki içinde kanın haberi olmasın.
    Gün geçmiyor ki içinde yok sayılmanın haberi olmasın.
    Gün geçmiyor ki işçinin, köylünün, kamu çalışanının, esnafın, öğrencinin aleyhine haber olmasın.
    Gün geçmiyor ki içinde halkların kardeşliğine kin besleyen haber olmasın.
    Tarih 17 Ağustos 1999,
    Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bolu, Düzce,
    Tüm dünyanın gözü kulağı bölgemizde yaşanan deprem felaketinde, yardım kampanyaları, dayanışma ve yardımlaşma gönüllüleri, insanlar bu afete karşı birleşmişler, yaralarını sarmaya, ölülerini çıkartıp defnetmeye çalışıyorlar, iktidar ise halka karşı her zaman olduğu gibi yine aciz. Dönemin başbakanı dahi bölgeden bihaber.
    Bu durumda bile dönemin iktidarı, kendinden öncekiler gibi yine halktan yana tavır koymadılar, aksine halka reform yutturmacalarıyla bir zulüm yasası olan mezarda emeklilik yasasını kanunlaştırdılar. Toplumun acısını yaşadığı, Kocaeli halkının “sesimi duyan var mı?” dediği sağır kulakların duymadığı ve bir gecede gerçekleştirdikleri bir yasa. Prim ödeme gün sayısı 5.000 günden 7.000 güne çıktı, Emeklilik yaşı kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaşa çıktı. Yani mezarda emeklilik… Geçen yıllar ve yeni siyasi iktidarlar bizim açımızdan hiçbir şeyi iyileştirmedi. Aksine önümüze getirilen yeni yasa tasarıları hem sosyal güvenliğimizi, hemde sağlık hakkımızı elimizden tamamen almak üzerine düşünülmüş.
    “Sosyal Güvenlik Reformu” yutturmacası sadece bizim ülkemizde değil, bizim gibi pazar olarak görülen diğer ülkelerde de uygulamaya sokulmaya çalışılmaktadır. Bu işin dış aktörleri de emperyalistlerin taşeron örgütleri olan Dünya Bankası ve IMF’dir. Yani görüneni dün adı DSP-ANAP-MHP, bugün içinse adı AKP olan siyasi iktidarlar sadece Dünya Bankası ve İMF direktiflerinin uygulayıcısı, işbirlikçisidir. Dünya Bankası Maliyeyi ve Hazinemizi denetleyebiliyor, IMF stand-by anlaşmasının 7. gözden geçirme sürecinin ön şartı olarak SSGSS tasarısının yasalaşmasını istiyor. Bizler aslında bu saldırıya karşı koyarken mevcut siyasi iktidarlara karşı değil, esas olarak emperyalizme ve onun çetelerine karşı mücadele ediyoruz. Bu durumun öne çıkartılması gereklidir. Merkezi olarak oluşturulan SSGSS Platformunun Kocaeli ilindeki yansıması olan “Kocaeli Herkese Sağlık ve Güvenli Gelecek Hakkı” Platformu da yoğun faaliyet dönemleri yaşamıştır.
    Yerel platformumuz; toplumun yasa ile ilgili bilinçlendirilmesi, yasanın deşifrasyonuna yönelik mahallelerde, işyerlerinde, derneklerde, sendikalarda çok sayıda toplantı, bazı kurum ve kuruluşların imza kampanyaları, basın açıklamaları, Emek Platformu kararı gereği 12 Mart günü yurt genelinde yaptığı basın açıklaması, 14 Mart günü yurt genelinde yaptığı “çalışmama hakkını” kullanma, İşyerleri önünde basın açıklamaları, Emek Platformu’nun düzenlediği “Herkese Sağlık ve Güvenli Gelecek Hakkı” geniş katılımlı yürüyüşü gibi bir dizi etkinlik gerçekleştirmiştir.
    14 Mart eylemleri hükümet nezdinde de etki yaratmış ve yasayı sosyal taraflarla görüştükten sonra meclise getirmek üzere geri çekmek zorunda kalmışlardır. “Biz karşı çıkarsak yapamazlar” vurgumuz o gün için gerçekleşmiş ve siyasi iktidar geri adım atmıştı.
    Sosyal taraflarla yapılan görüşmeler sonucu aslında hiçbir şeyin nitelik olarak değişmediği, bazı sayılarla oynandığı, sadece toplumu kandırmaya ve emek cephesini bölmeye yönelik bir manevra olduğu da kısa sürede anlaşıldı. Prim sayısının 7.000 günden 7.200 güne çıkartılması bir uzlaşma alanı olamaz. Aylık bağlama oranlarında 10 yıldan fazla çalışanlar için 3, 10 yıl altı çalışanlar ile yeni girenlere 2 oranının uygulanması bir uzlaşma noktası olamaz. Vergi gelirlerinin yüzde 83’ü emekçiden alınacak, ama sosyal güvenlik ve sağlık hizmeti ise bütçe üzerinde bir yük olarak görülecek. Bunun kandırmaca olduğu aşikardır.
    27 Mart günü halka bu geniş yalanı anlatmak için Demiryolu Caddesi ve Perşembe Pazarında bildiriler dağıtılmış, Anıt Parkta buluşulup AKP İl Başkanlığı önüne yürünülmüş ve AKP önünde oturma eylemi gerçekleştirilmiştir.
    Yine tüm bu kandırmacaları boşa çıkartmak için yurt genelinde olduğu gibi 1 Nisan günü saat 14’den sonra “iş bırakıp” saat 15 de Kocaeli Devlet Hastanesi Önünde toplanarak İnsan Hakları Parkına yürüyüp basın açıklaması ile iktidar ile emekçiyi ve hareketini terkeden sendikalar da protesto edilmiştir. “Sosyal Güvenlik Reformu-SSGSS Yasa Tasarısı” ile hedeflenen parası olanın sağlık hakkını kullanabilmesi, halkın ise sağlık hizmeti alamamaktan yada işsizlikten daha 65 yaşına gelmeden ölmesidir.bjektif sonuç budur.
    SSGSS’nin neler götüreceği ile ilgili teknik detaya girmeye gerek görmüyorum. Keza bir çok kişi bunu kısmen de olsa öğrendi ve “SSGSS’ nin Sağlığa Zararlı” olduğunu biliyor.
    Tüm toplanan verginin yüzde 83’ünü biz veriyorsak, karşılığını almak da en doğal hakkımızdır. Herkesin gelirine göre vergi ödemesini istiyoruz, vergide adaleti sağlamak iktidarların öncelikli görevlerindendir. Lüks bir hayat yaşayan, şirketlerinde onlarca işçi çalıştıran bir çok işveren bir memur, bir işçi kadar dahi vergi ödememektir.
    Bize göre, devletin vergi, prim ve diğer gelirlerindeki kayıbın en temel nedenlerinden olan kayıtdışı ekonominin, kayıt altına alınması iktidarın öncelikli görevlerindendir.
    İşsizlik bu ülkenin bir sorunudur. Özelleştirme adı altında uluslar arası şirketlere ve yerli işbirlikçilerine yok pahasına satılan kamu kaynaklarının heba edilmesi ve uygulanan neo-liberal politikaların sonucu artan işsizlik sorununun çözümü sanayileşmekten geçer. Tam Bağımsız Türkiye”nin yolu bağımsız ekonomiden ve halkın yönetime katılmasından geçer.
    Biz sosyal devlet anlayışının hakim olmasını istiyoruz.
    Biz “herkese parasız, eşit ve nitelikli bir sağlık hakkı” istiyoruz.
    Biz “Herkese Sağlık ve Güvenli Gelecek Hakkı”istiyoruz.
    Yeni güne tekrar merhaba.
    *TMMOB Makine Mühendisleri Odası
    Kocaeli Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi
    Murat Kürekçi*
    www.evrensel.net