Tehdit mesajları

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, din konusunun Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana bazı çevreler ve oluşumlar tarafından istismar edildiğini belirtirken, “İrticai unsurlar laiklik karşıtı ...


Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, din konusunun Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana bazı çevreler ve oluşumlar tarafından istismar edildiğini belirtirken, “İrticai unsurlar laiklik karşıtı faaliyetlerini, vakıf, dernek vb. isimler altında birtakım legal oluşumlar vasıtasıyla yurtiçinde ve dışında sürdürmeye devam etmektedirler” dedi. “Bölücü terörün ana hedefinin ulus devlet olduğu” görüşünü dile getiren ve “Etnik kimliklerin anayasal güvenceye kavuşturulması talebi doğrudan ulus devlet yapısını hedeflemektedir” diyen Orgeneral Büyükanıt, Irak’ın kuzeyindeki bir Kürt devletinin Türkiye’nin güvenliğini doğrudan etkileyeceğini de savundu.
PKK’ye yönelik vurgular
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, Savunma ve Havacılık dergisinin, Türkiye’ye yönelik iç ve dış tehditler ile Türkiye’nin içinde bulunduğu risk ve tehditlere ilişkin sorularını yanıtladı. Önümüzdeki günlerde piyasaya çıkacak olan dergide yer alan söyleşide, Büyükanıt ABD’nin Irak harekatı sonrasındaki gelişmelere ilişkin şöyle konuştu: “Irak’ın komşusu olan Türkiye, söz konusu harekatın sebep olduğu olumsuzluklardan en fazla etkilenen ülkedir. Konunun güvenlik boyutunu ele aldığımızda; ‘90’lı yılların sonlarına doğru dağılma sürecine giren PKK/KONGRA-GEL, Irak’taki otorite boşluğu ve karışıklık ortamından faydalanarak kanlı eylemlerine hız kazandırmış ve Irak’ın kuzeyini kendisi için güvenli bir üs bölgesi haline getirmiştir. Terörle mücadelede, Irak hükümetinin ve uluslararası toplumun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 1373 (2001 yılı), 1546 ve 1566 (2004 yılı), 1624 (2005 yılı) ve 1637 (2005 yılı) sayılı kararlarını yerine getirmesini beklemek en doğal hakkımızdır. Örnek vermek gerekirse, 1373 sayılı BMGK kararı ile ülkelerden yerine getirilmesi talep edilen bazı önemli hususlar şunlardır:
* Terör örgütlerine sağlanan siyasal, finansal ve idari desteğin önlenmesi,
* Silah, patlayıcı ve lojistik kaynaklarının kesilmesi,
* Güvenli barınma, rahat hareket etme imkanlarının engellenmesi,
* İletişim olanaklarının yok edilmesi.
1618 sayılı BMGK Kararı’nın 6’ncı paragrafı da, tüm devletlere teröristlerin Irak’a girmeleri veya çıkmalarını engelleme yükümlülüğü getirmektedir. Bu yükümlülük, 1637 sayılı BMGK Kararı’nda da tekrarlanmıştır. Ancak, alınan kararlar uygulamaya geçirilememiştir. Bu kapsamda, PKK/KONGRA-GEL örgütünün Irak’taki faaliyetlerinin sona erdirilmesi, bizim için en önemli husustur.”
Irak ile askeri alandaki işbirliğinden memnuniyet duyacaklarını belirten Büyükanıt, “Güvenlik, istikrar ve huzurun Irak’ın bütününde en kısa sürede sağlanması, bölge ve dünya barışı açısından büyük önem arz etmektedir. Irak’la aramızdaki terörle mücadele anlaşmasının tamamlanmasını bekliyoruz” dedi.
İrtica tehdidi vurgusu
Büyükanıt, Türkiye’ye yönelik iç tehditleri irtica ve bölücü terör başlıkları altında sıraladı. Din konusunun Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne kadar bazı çevreler ve oluşumlar tarafından istismar edilmiş olduğunu belirten Büyükanıt, “İrticai unsurlar laiklik karşıtı faaliyetlerini; vakıf, dernek vb. isimler altında birtakım legal oluşumlar vasıtasıyla yurtiçinde ve dışında sürdürmeye devam etmektedirler. Ayrıca, ülkemizdeki etnik ve dini yapı ve bu konudaki kültürel zenginliğimiz de, son dönemde bazı dış destekli çevreler tarafından istismar edilmeye çalışılmaktadır” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)

Küresel merkez doğuya kaydı

Küresel merkezin doğuya doğru kaymasıyla, Türkiye’nin yeni güvenlik algılamalarının merkezine oturduğuna işaret eden Büyükanıt, bu risk ve tehditlerin, simetrikten asimetriğe doğru uzanan geniş bir yelpazeye yayıldığını belirtti. Büyükanıt, bu risk ve tehditleri şöyle sıraladı: “Bu geniş yelpaze; bölücü ve irticai faaliyetler, terörizm, uyuşturucu ticareti, kitle imha silahlarının yayılması, insan kaçakçılığı ve yasadışı göç ile teknolojik (siber) tehditler gibi asimetrik unsurların yanı sıra komşu ülkelerden kaynaklanabilecek istikrarsızlıklar ve Irak’ın kuzeyinde ortaya çıkabilecek oluşumların Türkiye’nin güvenliğine doğrudan etkileri gibi risk ve tehditleri de içermektedir. Sınır komşumuz olan Irak’ın kuzeyine PKK/KONGRA-GEL terör örgütü yerleşmiştir. Kafkaslardaki kırılgan güvenlik ortamı belirsizliklerle doludur. Aynı zamanda, Türkiye’nin doğu komşusu İran hakkındaki nükleer silah teknolojisi iddiaları ve uluslararası toplumla arasındaki gerilim devam etmektedir. Bu konuların tümü, bölgesel bir güç olan Türkiye’nin güvenlik politikalarını şekillendirirken dikkate almak zorunda olduğu faktörlerdir.”
www.evrensel.net