enflasyon ve ekonomi karakolu

  • Yıllar önce oturduğum mahallede, alışveriş yaptığımız mahalle bakkalını hep enflasyon canavarına benzetirdim.


    Yıllar önce oturduğum mahallede, alışveriş yaptığımız mahalle bakkalını hep enflasyon canavarına benzetirdim. Gerçekten de çok korkunç bir suratı vardı. Bakkalının dışında biraz daha insana benzerdi suratı ama bakkalının içinde canavarlaşırdı adam. Parayı görünce, dolun ay görmüş canavar adamlara dönerdi sanki. O yüzden şimdi kendi kendime, ben doktor olsam ve bana öyle bir hasta gelse, hiç muayene etmeden önce ilk iş olarak kendisine et yemesini yasaklarım “Size, et kesinlikle yasak!” derim. Hastamı muayene etmeden, kendisine eti yasaklamayı, tedbir olsun diye yapıyorum. Beni yemememsi için aldığım bir tedbir... Çünkü öyle bir surata sahip bir hasta, doktorunu da yiyebilir. Aslında ben insanları hiçbir zaman surat yapılarına göre değerlendirmem. Çünkü biliyorum ki herkes tanrı babanın kuludur. Buna melek bacılar ve zebani amca da şahittir. O yüzden de insanların çeşit çeşit yaratılmalarına saygı duyarım. Farklı insan çeşitleri olunca, farklı iş kolları da ortaya çıkıyor doğal olarak. Meselâ canavarlar tarihini inceleyen bilim adamları, ekonomistler ve matematikçiler bir araya gelip, enflasyon canavarını meydana getirmişler. Matematikçiler iş olsun diye sayı doğrusunu sonsuzdan getirip bir başka sonsuza götürmemişler. Sonsuzlar arası “rakam” sevkiyatı yapıyorlarmış. Bu da bir iş sayılır tabii. Belki sayı doğrusunun icadının ilk yıllarında -para henüz icat edilmediği için- matematikçiler bir süre “parasız” sefer yapmışlardır; ama para ve paranın da ekonomistleri icat etmesiyle sayı doğrusu da “paralı” hale gelmiş. TÜFE, TEFE, ÜFE gibi parasal oranlar sayı doğrusu üzerindeki yerlerini almışlar.
    Yukarıda büyük harflerle yazdığım oranların, sayı doğrusu üzerinde, büyüme yönündeki hareketleri, televizyonlarımızın ekranlarına kabak gibi, salatalık, domates, patlıcan, fasulye, soğan şeklinde yansır. Çünkü bu zerzevatın, söz konusu oranları yerinden oynattığı söylenir. Artık televizyoncularda şartlı refleks halini almış sanırım. “Enflasyon” kelimesinin peşinden, şak diye görüntüde bir pazar yerindeki tezgâhlarda masum salatalıklar boy göstermeye başlarlar. Ekonominin kötü gidişatının sorumluları olarak teşhir edilirler. Olay yerinde, bir suçlunun yakalanma anındaki hareketlilik vardır. Eğer ekonomi karakolu olsaydı, ekonomi polislerini, salatalıkları ve fasulyeleri, yaka paça polis arabalarına doldururken görecektik. Ama bazı salatalıklar da tezgâha öyle bir iktisadi bilgiçlikle otururlar ki, sanki o oturan salatalık değil de, IMF’nin Türkiye Masası dönem başkanı.
    Aziz Gültekin [[email protected]]
    www.evrensel.net