yoksulluk hastanelere sığmıyor

AKP, hastane kuyruklarının, rehin kalmaların bittiğini, herkesin sağlık hizmeti alabildiği propagandasını sürdüredursun...


AKP, hastane kuyruklarının, rehin kalmaların bittiğini, sosyal güvencesi olsun olmasın herkesin sağlık hizmeti alabildiği propagandasını sürdüredursun; hastaneler hemen her gün bu propagandanın çürütüldüğü örneklerle dolup taşıyor. Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi o örneklerden sadece biri. Zira bir yatakta iki, hatta üç çocuğun yatırıldığı kadın doğum ve çocuk hastalıkları hastanesi, sadece hasta ve personel cephesinden yaşanan yoğunluk tablosunu değil, bu alandaki sağlık kurumlarının sayısının ne kadar yetersiz olduğunu da ortaya koyuyor.
Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki yoğunluk, sabahın erken saatlerinde girilen numara alma kuyruklarından, hasta yatış işlemlerine bütün birimlere yansıyor.
Sosyal güvencesi olmayan, sosyal güvencesi ya da yeşil kartı olsa da maddi imkansızlıklardan dolayı özel hastaneye gidemeyen hastalar, hem kadın doğum hem de çocuk sağlığı konusunda şehirdeki tek donanımlı devlet hastanesine başvuruyorlar. Hastane yetkilileri de yoğunluğun önemli bir nedeninin bu olduğu görüşünde.
Özellikle süt çocuğu bölümünde çiftli yatırma durumu, daha çok kış dönemlerinde ve sağlık durumu daha acil olan hastalarda yaşanıyor. Ancak buna karşın, yatak sayısı yeterli olmadığı için, bir çok başvuru da geri çevriliyor.
Hastanede yoğunluk kadar, fiziksel koşullardan kaynaklanan sıkıntılar da sıkça yaşanıyor. Tuvaletlerin ve yemekhanenin temizlik durumu, hasta giriş çıkışlarındaki güvenlik yetersizlikleri ile ilgili sorunlar da şikayetler arasında yer alıyor.

Yoğun bir talep var
Hastanedeki yoğunluğun nedenlerine ve personelin yaşadığı sıkıntılara ilişkin görüştüğümüz SES Bakırköy Şube Başkanı Leyla Koç Üzüm, İstanbul’un en eski hastanelerinden biri olan Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nin özellikle çocuk hastalıklarında yan dal hastanesi olması açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, şunları söylüyor: “Bu anlamda da talep fazlalaşıyor. Kaldı ki İstanbul’un değil, Türkiye’nin birçok yerinden bu hastaneye hastaların geldiği bilinen bir durum.”
Uzun kuyruklar bahane edilerek SSK’ların devredildiğini ve hastanelerin her tarafa açıldığını belirten Üzüm, “Ama bu defa da özelleştirmelerle, özele peşkeş çekildi ve insanlar oralara yönlendirildi. Fakat buna rağmen buralara talep neden yoğun? Neden bir yatakta iki çocuk ısrarla yatırılıyor?” diye soruyor. Bir yatakta iki ya da üç çocuğun yatırılmasının sağlık çalışanlarını da çok zorlayan bir durum olduğunu ifade eden Üzüm, “Ama o kadar çok talep var ki, siz kendi çapınızda çözüm üretmek zorunda kalıyorsunuz. Nefrolojide yatan bir hastayı düşünün. Diyaliz yapılacak. Ne yapacaksınız hiçbir yere gidemiyor. Kapınızın dibinde kalıyor o çocuk hasta bir halde” diyor. Üniversite hastanelerinin alternatif olma durumlarını kısmen koruduğunu ancak üniversite hastanelerinde yaşanan ciddi kriz nedeni ile yapılan her işlemden ücret alındığını vurgulayan Üzüm şu bilgileri veriyor: “Üniversite hastaneleri bu hastanelerin alternatifi olsa da, Bakırköy Kadın ve Çocuk Hastanesinde hala kendi olanaklarınca hastalara hizmet vermeye çalışıyor. Burası ücretsiz. Sadece yeşil kartınız, sağlık karnenizle hizmet alabiliyorsunuz. Dolayısıyla bu insanlar oralara gidemiyorlar.”

Çaresizlikten...
Hastalara “yer yok” denilerek gitmeleri söylense bile, hastaların çaresizlikten hastaneden ayrılmadıklarını söyleyen Üzüm, ebeveynlerin çaresizlikten, başka bir çocuğun yanına kendi çocuklarının yatırılmasını talep ettiklerini belirterek,
Sağlık çalışanlarının da güç durumda kaldıklarına vurgu yapıyor: “Oysa hizmet verenlerin bunda hiçbir çıkarı yok. Hiç de rahat bir hizmet sunulamaz doğal olarak. Yani sağlık çalışanları da güç durumda. Hizmet alan anne babalar ise ‘alayım da ne olursa olsun’ derdindeler.”
Yaşanan bu tabloya, IMF’nin dayattığı, Sağlık Bakanlığı’nın ve hükümetin de uyguladığı politikaların neden olduğunu dile getiren Üzüm, sağlıkta dönüşüm projelerinin de bunun sonucu olduğunu anımsatıyor.

GSS ile durum daha da kötüleşecek
“Buradan hizmet alan insanlar yeşil kartlılar, SSK’lılardır. Yani en yoksul tabandır. Başka çareleri olmadığı için bu zor koşulları kabul ediyorlar. Bu manzara bile belki bir süre sonra aranacak” diyen Üzüm, mecliste görüşülen Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı’nın geçmesi durumunda hastanelere sığmayan bu yoğunluğun derecesini düşünemediğini belirterek sözlerine şöyle devam ediyor: “Aslında görünen köy kılavuz istemez. Bu iki kişilik yataklarda gayri insani koşullarda bile yatmayı kabul eden hastalardan biz diyeceğiz ki ‘bir de şunun için belli bir miktar ücret ödemen gerekecek. Yani bu hizmete bile ulaşamayacak hastalar. Yani bu bile aranır duruma gelecek diye düşünüyorum.”

Hastaneler tıklım tıklım
Yeni doğacak bebeği içine koymak için getirdikleri çanta ile hastane kapısında bekleyen hasta yakını Hülya Gümüş ve eşi Mehmet Gümüş hastanedeki yoğunluktan şikayetçi. Esenler’den gelen çift, hastanedeki göz gözü görmeyen kalabalıktan yakınarak, “İçerisi çok yoğun tıklım tıklım. Mecbur buraya geleceğiz. Var mı başka çaresi” diyorlar. Hastanelerde insanların eziyet çektiklerini, ileri ki süreçlerde bunun artarak devam edeceğini belirten Mehmet Gümüş, şu temenni de bulunuyor: “Umarım, torunlarımız daha iyi sağlık koşullarını görürler.”

Bu yoğunluk bitmez...
Daha iyi bir hastaneye gidip, daha sağlıklı koşullarda çocuklarını doğurmayı isterlermiş ama Büyükçekmece’den gelen Ercan Dil ve Aytaç Gündüz Dil’e maddi durumları izin vermemiş. İki ay önce Mertcan’ı doğurdukları hastaneye kontrolleri için gelen çift hastanelerdeki yoğunluğun sona ermesinden umutsuzlar: “Paramız olsaydı bu eziyeti çekmez, özel hastaneye giderdik. Mesela geçen defa geldiğimizde numara yazan cihaz bozuldu uzun bir süre beklemek zorunda kaldık. Devlet hastanesi ne kadar iyileşirse iyileşsin, bu yoğunluk bitmez.”

Acabalarla yaşıyoruz
Sibel Kaçmaz, sara hastası oğlu 9 yaşındaki Enver’i Bakırköy’e getirebilmek için bir hafta boyunca randevu alabilmeyi beklemiş. Bakırköy’e çocuk hastalıklarında iyi bir yer olduğu için geldiklerini anlatan Kaçmaz’ın hastanedeki yoğunluğa ilişkin yorumları şöyle: “İnsanların parası yok. İşsizler, sigortadan başka gidecek yeri olmadığından buraları da kalabalıklaşıyor. Buralar rezalet.” Sigortadan yeni yararlanmaya başlayan Kaçmaz, doktorların yoğunluktan kaynaklanan stresi kendilerine yansıttığından da yakınıyor. Böbrek hastası çocuğunu tedaviye getiren ve ismini vermek istemeyen bir başka kadın da, yoğunda olsa hastane kapısında beklemekten başka çarelerinin olmadığını vurgulayarak şunları söylüyor: “Özele gitmeye kalksam evimi satmak zorundayım. Çocuğum böbreklerinden rahatsız, mecburen sürekli gelmeliyiz. Yorganı ayağımıza göre örtmekten başka çaremiz yok. Ayağımızda anca buraya kadar uzanıyor.”
Sevim Kahraman
www.evrensel.net