asya pasifik'te bu hafta

japonya’da ölmek...


9 Aralık 2007 tarihli ‘Asya’da Ölmek’ başlıklı yazımızda, çeşitli Asya ülkelerinden değişik ölüm törenleri örnekleri vermiştik. Bu ölüm törenlerinin çeşitliliğinin aslında tek bir Asya değil birden çok Asya olduğu yönlü görüşe bir başka destek olduğunu belirtmiştik. Belli bir izlek içinde kaldığımız için ve yer darlığı nedeniyle tek tek ülkelere odaklanamamıştık. İşte şimdi bunun tam sırası...
Çinliler’in, ölü için, üstünde Kennedy ve eski Çin hükümdarlarını da içermek üzere çok çeşitli resimler bulunan sahte paraları yakmaları, oldukça ilginç olsa da; Asya’da ölüm törenleri içinden belki de en ilginci, Japonya’daki ölüm törenleri... Çünkü bu törenler, bir yandan geleneksel Japonya’yı, bir yandan da ekonomik olarak kalkınmış Japonya’yı imliyor.
Ölen Japonyalılar’ın yüzde 99’u yakılıp gömülüyor. Dünyanın en pahalı ölüm törenleri, Japonya’dakiler. Bunun temel nedeni, elbette, Japonya’nın yüzölçümünün küçük olması dolayısıyla yer darlığı. İkinci neden ise, Tayland’da da görülen, Türkiye’de de bir aralar pahalı cankurtaranlar örneğinde ortaya çıkan, ölümün ve acil durumların parasal olarak suistimal edilmesi. Şöyle ki, kimse, cankurtaran için ya da cenaze giderleri için pazarlık yapmaz. Ölüm töreni şirketleri de bu durumdan faydalanarak yüksek rakamlar biçiyorlar. Üçüncü neden ise, Japonya’nın zaten genel olarak pahalı olması. Kimi araştırmacılar, Norveç ile Japonya’yı dünyanın en pahalı iki ülkesi olarak değerlendiriyorlar. Japonya’da ortalama bir ölüm töreni bedeli, yaklaşık 18 bin YTL!
Japonya’nın çoğunluğu, güneş dini Şintoculuk’a bağlı. Düğünler, Şintocu ve -‘batılılaşma’nın etkisiyle- İsacı bir nitelik taşırken; ölüm törenleri, tümüyle Budacı. Hindistan kökenli yabancı bir din olarak görülen Budacılık’ın bir yandan ölüm törenleri üstünde tekele sahipken, bir yandan da Şintocu çoğunluk tarafından özellikle ulusalcı nedenlerle (çünkü Şintoculuk, Japonlar’ın ‘öz-be-öz milli’ dini olarak görülüyor) baskıya uğraması şaşırtıcı.
Ölüm törenleri, geleneklerin Japonyası’nda her gün gerçekleşmez. Kimi günler düğün için, kimi günler ölüm törenleri için daha iyidir. Bunu, Budacı rahipler belirler. Rahipler, ölene yeni bir ad verirler; bu, ölünün ‘ruh’unun, ölü her anıldığında dünyaya geri gelmesini engellemek içindir.
Cenazeye her katılan, özel bir zarf içinde başsağlığı parası verir. Tören bitiminde her katılımcıya, törene katılıp kalanların acısına ortak oldukları için bir armağan verilir. Her katılımcının ödediği miktar, bir deftere kaydedilir. Dolayısıyla, bu başsağlığı parası-armağan ilişkisinin, Türkiye’deki düğünlerdeki “damada kim ne kadar para taktı” sığlığına dönüşmesi her zaman olasıdır. Ölü beden yakıldıktan sonra, geriye kalan, yanmamış küçük kemikleri ayıklamak gerekmektedir. Bunu, ölünün yakınları yapar. Yemek yemek ve yemek hazırlamak için kullanılan çubuklara benzer çubuklarla, ölünün kemikleri, yakınları tarafından ayıklanıp ayrı bir kaba konur. Kimi zaman, iki akraba, çubuklarla aynı kemiği tutabilir. Çubuklarla aynı nesnenin tutulması, bir tek ölüm törenlerinde gerçekleştiğinden; günlük yaşamda, iki kişi yemek yerken aynı yemek parçasının çubukla kavranması, ölümü çağrıştırması nedeniyle uğursuz sayılmaktadır.
7 Ekim 2007 tarihli ‘Japonya’da Boşta Çalışanlar’ başlıklı yazımızda, Japon şirketlerinin, çalışanların aynı şirkette ömür boyu çalışmasını özendirdiklerini belirtmiştik. İşte bu düşüncenin bir ürünü olarak, Japon mezarlıklarında, çalışanların birarada gömüldüğü şirket mezarları bulunmakta! Ortak mezartaşı, kimi zaman, şirketin çalışma alanına göre biçimlenebiliyor: Bir kahve şirketi için kahve biçiminde mezartaşları görülebiliyor. Demek ki, ömür boyu çalışmak da yetmiyor... Sermaye düzeninin geldiği son nokta! Dahası, herhangi bir insanın mezarını ziyaret eden işadamları/işkadınları, mezarın yanına özel olarak konulmuş kart kutusuna kart-vizitlerini bırakıyorlar! Böylece, sonradan gelenler, mezarı kimlerin ziyaret ettiğini anlayıp gerekirse bağlantıya geçebiliyorlar! Demek ki neymiş; sermaye düzenine son nokta yetmiyormuş; onun da ötesine geçesi varmış...
Japonya’da her yıl yaklaşık 1 milyon kişi ölüyor. Yukarıda, ortalama giderin 18 bin YTL olduğunu belirtmiştik. Böylece, her yıl, ölüm, Japonya’ya 18 milyar YTL kazanç sağlıyor! (Ana ölüm hizmetinin dışında, çiçekçilik ve düzenli dua gibi yan hizmetlerin yarattığı gelir/gider durumunu saymadık bile!) Ölü Japon, yaşayan Japon’dan daha çok para ediyor. Bir ölüyü yakmak, 1.5 saat gibi kısa bir zaman alıyor. Japonlar’ın ölüsü, 1.5 saatte ülkeyi kalkındırıyor. Türkiye’nin Japonya’yı örnek almasını önerenler, umarız bunu kastetmiyordur. Ölümlerle kalkınma; ölümlü kalkınma, ölümsüz kalkınma... Çünkü her ölümlü öleceğine göre, ölüm hizmetleri üzerinden gelişen kalkınma, ölümsüz olacak...
Dr. Ulaş Başar Gezgin
www.evrensel.net