Ergenlik bunalımı değil sisteme karşı isyan

“Bu çocukları hiç anlayamıyorum. Ekmek elden su gölden yaşayıp gidiyorlar ama hâlâ şikayetçiler. Ergenlik bunalımı bunlar.” Bu sözler, kendini o hiç anlayamadıkları gençlerin yerine koymayı denememiş, hatta onların yerinde olmanın nasıl bir şey olduğunu dinlemeyi bile çoğu zaman reddetmiş yetişkinlerden birine ait


“Bu çocukları hiç anlayamıyorum. Ekmek elden su gölden yaşayıp gidiyorlar ama hâlâ şikayetçiler. Ergenlik bunalımı bunlar.” Bu sözler, kendini o hiç anlayamadıkları gençlerin yerine koymayı denememiş, hatta onların yerinde olmanın nasıl bir şey olduğunu dinlemeyi bile çoğu zaman reddetmiş yetişkinlerden birine ait. En kötüsü, eğitim sistemini düzenlemeye çalışan gençlere öğrenci değil müşteri gözüyle bakan insanların da bu cümleleri kullanıyor olması.
Hiçbiri olayları irdelemeyi, bu isyanların altında hangi sebeplerin yattığını öğrenmeyi ya da en basit yoluyla bir öğrenim hayatını bütünüyle düşünmeyi denemiyor. Başına ne geleceğini bilmeden, ailesinin eğitime katkı payı adı altında zorunlu olarak bir miktar para ödemesiyle sözde ücretsiz eğitimine başlayan yedi yaşında bir çocuk... Başta her şey çok güzel giderken 6. sınıfa gelir ve ondan öncekilerin son sınıfta girdiği OKS adlı sınavın kalktığını, bunun yerine 3 yıl boyunca sınava gireceğini öğrenir. Bu yeni sistemden en çok babası şikayetçidir, çünkü daha öncekiler 1 sene dershaneye giderken o 3 yıl boyunca gidecektir. Daha önce ablaları abileri sadece okula gider, sonrasında da arkadaşlarıyla beraber olurlardı ama o, okul ve dershane arasında gidip gelmekten yorulur, derslerde uyumamak için kendini zor tutar. Sonra tüm bunların sebebini sorar çevresindekilere. ‘Anadolu veya fen liselerine girebilmen için’ derler. ‘Peki ya kazanamazsam’ diye sorduğundaysa ‘O zaman düz liseye gidersin’ cevabını alır. Ama ona hiç kimse düz liseye giderse onu nasıl bir kenara itilmişliğin, eğitimsizliğin beklediğini söylemez. Sonradan kendi öğrenir düz liseye gidenlerin nasılsa ÖSS’yi kazanamaz diye bir kenara atıldığını.
Ama hiç sormadığı bir soru vardır: ‘ÖSS de ne demek?’ Asla sormaz, çünkü cevabı hep bilir, bununla doğmuş gibidir sanki. Daha ilkokuldayken başlar çevresindekiler ‘ÖSS’yi kazanır da adam olur umarım’ demeye. O ise zamanla ÖSS’nin neden bu kadar önemli olduğunu kavrar. İnsanların hayatı gerçekten de 3 saatlik bir sınava bağlıdır. Hangi mesleği seçecekleri, nasıl yaşayacakları 3 saat sonucunda belli olur, senelerce alınan eğitim, sadece 3 saat içinde sınanır, kısacası gelecekleri sadece 3 saatlik bir sınavla şekillenir. Sınava hazırlanırken gençlerin hayattan silinmesi yetmezmiş gibi sınav sonuçları yüzünden hayallerine veda eden gençlerin hayata küsmesi ya da hayatlarına son vermesi, bu sınavın ödenebilecek en ağır bedelleridir. Gençlerin belki de hayatlarının en güzel yıllarını feda etmesinin yanında, bir de en çok aileleri zorlayan dershane masrafları vardır. Yıllarca özel okullarda okumuş, ve dershaneye gitmiş biriyle hiçbir şeyi tam olmayan, okuluna bile zorluklarla giden biri, bunlar hiç göze alınmaksızın aynı sınava tabi tutularak hayatlarına yön vermek için birbirleriyle yarıştırılırlar. Öğrenciye müşteri, okullara birer ticarethane gibi bakan zihniyetler; bu sınavla, üniversitelerde harç adı altında aldıkları haraçlarla kalmaz, zorluklarla okumuş biri belki üstün bir çabayla üniversiteyi kazanır diye başka engeller koymaya çalışır ve karşısına son planlarını sunarlar: ‘Her öğrenci üniversitede eğitim alabilmek için 8-10 bin YTL ödesin!’
Bu her şeyden habersiz okula başlayan küçük çocuk, artık hayatının nereye sürüklendiğinin, kendine nasıl bir müdahalede bulunulduğunun farkındadır. Öyle adaletsiz, öyle saçma bir sistemin içindedir ki buna karşı bir şeyler yapmak, gençlik yıllarında karşısına çıkartılan bu sorunları yok etmeye çalışmak ister. Böyle gençlere, koyun olmayı çoktan kabullenmiş insanlarca bir teşhis konur: Ergenlik!.. İşte bu sözde ergenlik bunalımındaki gençler de bunu söyleyenleri anlayamazlar. Olaya ne kadar onların açısından bakmaya çalışsalar da, bu insanların saçmaladığı çok açıktır.
Bugün al gencecik insanları; saçının telinden ayakkabısındaki çizgiye kadar karışarak, isteyip istemediğine bakmadan din dersi almaya zorlayarak eğitim vermeye çalış; yetmezmiş gibi onu eşitlikten, adaletten çok uzak olan anlamsız bir sınava sokarak bütün geleceğini, hayallerini 3 saatlik bir sınava sığdır; sonra da geç karşısına ‘Ergenlik bunalımı bunlar geçer’ de. Buradaki mantıksızlığı anlamaya Bush’un zeka katsayısı bile yeter herhalde.
Eğer yaşadığı haksızlıklara, saçma sapan sisteme karşı bir gencin içinde oluşan isyan dalgası ergenlik bunalımıysa, bunu söyleyenler kendilerini önce gençlerin yerine koysunlar. Sonunda içine düştükleri karanlık çukurda birçok genç gibi kaybolmaktan kurtulurlarsa, onlar da bu ergenlik bunalımı diye adlandırdıkları isyanın en inançlı parçaları olacaklardır...
Ebru Karadeniz Mehmet Saffet
Anadolu Lisesi (Kadıköy/İSTANBUL)
www.evrensel.net