Hastanelerdeki taşeronluğun sonucu: Sağlıksızlık

Özelleştirme furyasına sağlık alanı da eklendi son yıllarda. IMF ve Dünya Bankası programları doğrultusunda özellikle AKP Hükümeti döneminde çıkarılan yasalarla sağlık alanında özelleştirmelerin de önü açılmış oldu


Özelleştirme furyasına sağlık alanı da eklendi son yıllarda. IMF ve Dünya Bankası programları doğrultusunda özellikle AKP Hükümeti döneminde çıkarılan yasalarla sağlık alanında özelleştirmelerin de önü açılmış oldu.
Ben de ülkemizin sayılı hastanelerinden olan Hacettepe Hastanesi’nde taşeron şirkette çalışan bir hasta bakıcısıyım. Hacettepe Hastanesi’nde taşeron şirkette temizlik, yemek ve hasta bakıcısı personel olarak çalışan binin üzerinde işçi var. Bu, Türkiye’de birçok hastanede böyle.
Taşeronluk sistemi sadece hastanelerde değil, kamu ve özel sektörün neredeyse tüm alanlarında yerleşmiş durumda. Taşeron işçilerin durumu da birbirine benziyor. Düşük ücretle sendikasız, sigortasız, iş güvencesiz çalışmak zorunda yüz binlerce insan... Bizim çalıştığımız şirkette de benzer sorunlar yaşanıyor. Maaşlarımız düzenli yatırılmıyor. İşçilerin çoğunun alamadıkları maaşlar var hâlâ.
Çalıştığımız şirket çok büyük. Temizlikten inşaata, gıdadan kargo dağıtımına kadar birçok alanda iş yapıyor. İşçilerin parasını ödemeye gelince de kırk türlü bahaneyle geçiştiriyor. Parasını isteyene de kapıyı gösterip dışarıdaki işsizlerden bahsediyorlar. Daha önce işçiler topluca iş bırakıp kalan paralarını almışlar ama sonra yine aynı sorunlar başlamış. Çalışanların bazıları istifa ediyor. Çoğunluğu da ek işler yapıyor. Patronlara göre her şey normal, onlar parasını alıyor devletten. Bize gelince ‘beğenmeyen gider’ diyorlar. Bu gidişi durdurmanın tek yolu, işçilerin birlikte yani örgütlü hareket etmeleri. Bu da ancak sendika ile olabilir. Bu alanda örgütlenen sendikalarla irtibat kurup örgütlenmek gerekir. Başka çare yok diye düşünüyorum.
Biz taşeron işçilerin sorunları daha saymakla bitmez. Hasta bakıcısı olarak çalışıyoruz. Acilde, servislerde, yoğun bakımlarda yatan hastaların ihtiyaçlarını karşılamada hemşirelere yardım ediyoruz ve tıbbi aletlerin dezenfektasyonunu yapıyoruz yani. Fakat bunun için yeterli bir eğitim almıyoruz. İlköğretim diploması yetiyor. Oysa bu işler için yeterli bir eğitimden geçmek, yeterince bilgili olmak gerekir.
Ayrıca gündüz bir işte çalışıp gece de başka bir işte çalışan, günde 3-5 saat uyuyabilen bir insan ne kadar yeterli ve dikkatli olabilir?
Daha geçenlerde MR odasına hasta götüren bir arkadaşımız, odaya oksijen tüpüyle birlikte girmiş, makinenin içindeki güçlü manyetik alan o kocaman tüpü roket hızıyla kendine çekip trilyonluk maddi hasara neden olmuştur. Arkadaşımızın eline çarpan tüp, elinin kırılmasına da yol açmıştır. Hasta içeride olsaydı daha kötü sonuçlar da doğabilirdi.
Peki suçlu kimdi? Oksijen tüpü mü, MR makinesi mi, hasta mı, arkadaşımız mı? Yoksa yeterli bir eğitim vermeden işçi çalıştıran taşeron şirket mi? Sağlığın özelleştirilmesinin önünü açan bu uygulamalar gayet sağlıksız sonuçlar doğurmaktadır. Bu tür sorunların artık ülkemizde yaşanmaması için taşeron sistemine son verilmeli, çalışanlar da yeterli bir eğitimden geçirilerek kadroya alınmalıdır. Sağlık alanında taşeronlaştırma sağlıksızlık demektir.
Hacettepe Hastanesi’nden bir
taşeron işçisi (ANKARA)
www.evrensel.net