Cinayette JİTEM iddiaları savcılığa sunuldu

Hasan Şahin’in, 40 yıl aradan sonra 3 Ağustos 2005’te geldiği memleketi Tunceli’de JİTEM tarafından öldürüldüğü iddia edilmişti


Hasan Şahin’in, 40 yıl aradan sonra 3 Ağustos 2005’te geldiği memleketi Tunceli’de JİTEM tarafından öldürüldüğü iddia edilmişti. Hasan Şahin’in avukatı Hüseyin Aygün, cinayete ilişkin geçen günlerde Öteki Bakış gazetesinde yayımlanan ve JİTEM’in konuyla ilgisini belgeleyen haberin araştırılması ve konuya ilişkin gerekli işlemlerin yapılması için Tunceli Cumhuriyet Savcılığı’na başvurdu.
Tunceli’ye bağlı Aktuluk köyü Meytan mezrasında 3 Ağustos 2005’te HPG Komuta Konseyi üyesi olan Süleyman Şahin’in öldürülen babası Hasan Şahin’in faillerinin JİTEM olduğunu gösteren belgeler, “Öteki Bakış” adlı haftalık gazetenin 31 Mart-6 Nisan 2008 tarihli sayısında “JİTEM’i bir kez daha belgeliyoruz” ve “JİTEM infazı belgelendi” başlıklı haberle verildi. Gazete yayımladığı belgelerde, Süleyman Şahin’in yakınlarının 2000 yılından beri takibe alındığına ve baba Hasan Şahin’in, Almanya’dan 40 yıl sonra Tunceli’ye geldiğinin belirlenmesinden sonra cinayetin işlendiğine yer verdi. Söz konusu belgelerde ayrıca, Süleyman Şahin’in akrabalarından Burhan Ötekıvılcım adlı kişiye yönelik de 2001 yılında bir suikast girişiminin olduğu ifade edildi.
‘Bu iddialar ciddiye alınmalı’
Aradan üç yıl geçmesine karşın savcıların hiçbir işlem yapmadığı olayla ilgili Öteki Bakış gazetesinin elde ettiği belgeleri savcılığa sunan Şahin’in avukatı Hüseyin Aygün, gazetedeki iddiaların araştırılmasını istedi. Belgelerdeki bilgi, iddia ve tarihlerin, ardından gelişen olay ve sonuçlarla tutarlı olduğunu kaydeden Aygün, “Belgelerde geçen yer adları, kişisel bilgiler ve anlatılanlar gerçektir. Hasan Şahin hakkındaki kişisel bilgiler doğrudur. Burhan Ötekıvılcım hakkındaki iddiaların da gerçekçi olduğunu tahmin ediyoruz. Belgelerin gerçeğe yakın bilgiler içerdiği için ciddiye alınması gerekir” dedi.
‘‘Resmi bir takip’ altında iken ölmüştür’
Şahin hakkındaki belgenin tanzim tarihine dikkat çeken Aygün, “Belgelere göre maktul, takip edilmekte iken ve belge tanzim edildikten sadece 3 gün sonra öldürülmüştür. Üstelik belgeden anlaşıldığına göre Hasan Şahin, ‘resmi bir takip’ altında iken ölmüştür. Bundan çıkan sonuç şudur ki, cinayetin resmi kurumların bilgisi dahilinde gerçekleşmiş olması gibi vahim bir ihtimal söz konusudur” diye konuştu. Oğlunun eyleminden ötürü Hasan Şahin’e dönük cezalandırmanın suç olduğunu kaydeden Aygün, “Devletin kimi birimleri veya kimi devlet birimleri içerisinde birileri, maktulün öldürülmesine karar vermiş, talimat vermiş veya söz konusu eylemi icra etmişse bu ağır bir suçtur. Faillerinin tespiti ve cezalandırılması adalet ve vicdan duygusunun bir gereğidir” dedi.
Savcılık olayın üzerine gitmeli
Bugünlerde varlığı artık Başbakan tarafından dahi açıkça zikredilen ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma konusu edilen “Ergenekon” veya “JİTEM” gibi örgütlerin temel hakları ortadan kaldırmayı, hukuk rejimini sarsmayı ve ülkeyi kaosa sürüklemeyi hedeflediğini dile getiren Aygün, “Maktul Hasan Şahin’e dönük öldürme eyleminin de ‘derin devlet’ olarak adlandırılan yasadışı suç çeteleri tarafından gerçekleştirilmiş olma ihtimali vardır. Bu nedenle savcılığın cinayeti ve suçu, bu bakış açısını da göz ardı etmeden yürütmesini dilemekteyiz” dedi. (Tunceli/DİHA)
Rüştü Demirkaya
www.evrensel.net