Ev kadınları greve gitmeli

Kadınları eve kapanmaya ya da kayıt dışı çalışmaya iten neoliberal politikalara karşı mücadele nasıl örgütlenmeli? Sosyal devletin sorumlulukları nelerdir? Kadınlar ne talep ediyor?..


Kadınları eve kapanmaya ya da kayıt dışı çalışmaya iten neoliberal politikalara karşı mücadele nasıl örgütlenmeli? Sosyal devletin sorumlulukları nelerdir? Kadınlar ne talep ediyor?.. Petrol-İş Genel Merkezi’nde önceki gün düzenlenen ve sadece kadınların katılımına açık olan “Neoliberal Dönüşümler Karşısında Kadın Emeği Kurultayı”ında, kadınlar bu sorulara yanıt aradı.
Değişik kadın çevrelerinden kadınların bir araya geldiği kurultayın ilk oturumunun konuşmacılarından Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi Dilek Hattatoğlu, küreselleşmenin emek biçimleri üzerindeki etkisinin tüm dünya üzerinde yaygınlaştığına vurgu yaptı. Enformel çalışma biçimlerinin giderek yaygınlaşmasıyla birlikte düşük ücretli, kötü koşullu, güvencesiz ve kadın ağırlıklı yeni çalışma biçimlerinin oluştuğunu belirten Hattatoğlu, bu yeni çalışma biçimlerine ayak uyduramayan sendikaların giderek üye kaybına uğradığına dikkat çekti. Mutlak yoksullar arasında kadınların oranının çok fazla olduğunu, yoksullukla mücadele politikalarının oluşturulmasında ve uygulanmasında kadınların söz sahibi olmaları gerektiğini dile getiren Hattatoğlu, “Günümüzde emek örgütleri kadın ağırlıklı örgütler olmak zorundadır, emek örgütlerinin geleceği kadınlardır” dedi.
Kadınlar üretimden pay alamıyor
‘Sendikalar kadınları görmüyor’
KESK Kadın Sekreteri Sevgi Göğçe de, “Neoliberalizm, Ücretli Kadın Emeği ve Sendikalar” başlıklı sunumunda, çalışma hayatında kamusal alanın erkeklere ait görüldüğünü, kadınların üretimden pay alamadıklarını, hamilelik ve doğum izninin bile işten çıkarılma nedeni olduğunu anımsatarak, bu sorunlara eklenen esnek ve sözleşmeli çalışma biçiminin, kadınların haklarını kullanmasının önündeki en önemli sorun olduğunu belirtti. Bu süreci görmeyen bir sendika anlayışıyla karşı karşıya olunduğu için kadınları önemseyen, kadınları kapsayan bir örgütlenmenin de söz konusu olmadığını vurgulayan Göğçe, şunları söyledi: “Sendikal hareket, emek hareketinin parçalanması, kadınların çalışma biçimlerindeki yeri ve yoksulluğun giderek kadınlaşması gibi nedenlerle kendini yeniden toparlamalı ve alternatif örgütlenme modelleri geliştirilmelidir.”
Sunumunda neoliberal dönüşümlerin yasal düzenlemeleri nasıl etkilediğini ve bunların kadınların toplumsal ve ekonomik yaşamlarındaki etkisini anlatan Avukat Meriç Eyüboğlu ise Anayasa ve İş Kanunu’nu anımsatarak, her ikisinin de hukukun yönetenlerin kendi kurallarına göre toplumsal yaşamı düzenleme çabasının bir tezahürü olduğunu söyledi. Güvence olarak ortaya konulan kanun maddelerinin sermaye lehine uygulamalarla içlerinin boşaltıldığını, bundan da en çok kadın emekçilerin zarar gördüğünü belirten Eyüboğlu, feminist hareketin yüzünü kötü koşullarda, güvencesiz, yoksulluk sınırının altında çalışan kadınlara dönmek zorunda olduğunu söyledi.
Ev içi emek nasıl görünür kılınır?
Kurultayın ikinci oturumunda ev içi emek tartışıldı. “Neoliberal Dönüşümlerin Ev İçi Emeğe Yansımaları” başlığıyla bir sunum yapan İktisatçı Yelda Yücel, şiddet ve zor üzerine kurulan kapitalizmin, varlığını sürdürmek ve yaygınlaştırmak için kadın emeğine ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Sunumunda Hindistan ve Çin örneklerini veren Yücel, kalkınma ve ekonomik büyümenin arkasında ciddi bir kadın emeği olduğunu vurguladı.
Feminist Akademisyen Gülnur Savran da “Ev İçi Emek ve Bakım Emeğinin Niteliği” başlığıyla yaptığı sunumda, ev içi emek ve bakım hizmetlerinin nasıl tanımlanması gerektiği üzerinde durdu. Kapitalizmin ev içi alanı “doğallaştırdığını”, bu doğallaştırma algısının da kadınların ev içi ve bakım hizmetlerini karşılıksız ve görünmez kıldığını anlatan Savran, “Erkek, kadının bu karşılıksız emeği yüzünden zaman ve güç kazanır. Kadın ise tam tersi; dışarıdan, sosyal alandan (sendikadan, politikadan) uzaklaşır” diye konuştu. Ev işleri ve bakım hizmetlerinin, yapılan işin niteliği nedeniyle iç içe geçtiğini belirten Savran, cinsiyetçi iş bölümü ortadan kaldırıldığında da bakım hizmetinin bir sorun olarak varlığını koruyacağını, sosyal güvenlik politikasının da burada devreye girdiğini dile getirerek, devletin yerine getirmesi gereken şu talepleri sıraladı: Bakım emeğini tazmin edecek sosyal politikaların geliştirilmesi, kadınlar üzerindeki yükün (kreş, ücretsiz bakım merkezleri vb. açılması yoluyla) azaltılarak kadınların istihdama katılımlarının sağlanması, erkekleri de bakım hizmetine çekecek politikaların geliştirilmesi... Savran, ev içi emeğin görünür kılınması sorununun ev kadınlarının greviyle çözüleceğini de sözlerine ekledi. (İstanbul/EVRENSEL)
www.evrensel.net