NABIZ

  • Geçtiğimiz hafta sonu yeni kurulan Bitlis ve Siirt Tabip Odalarını ziyarete gittik. Necdet (İpekyüz; TTB MK Üyesi) ve Ziynet (Özçelik; TTB Hukuk Müşaviri) ile...


    Geçtiğimiz hafta sonu yeni kurulan Bitlis ve Siirt Tabip Odalarını ziyarete gittik. Necdet (İpekyüz; TTB MK Üyesi) ve Ziynet (Özçelik; TTB Hukuk Müşaviri) ile... Hem ziyaret ettik, hem de sağlıkta dönüşüm, TTB ne yapıyor, hekim sorumluluğu gibi konuları tartıştık. Bu arada, gerek toplantıda gerekse toplantı sonrası hekim ve sağlık çalışanlarının sorunlarını paylaşma fırsatı bulduk.
    Toplantıları yeni kurulan Tabip Odaları, kentin SES şubeleri ile birlikte düzenlemişti. Son yıllarda eylemlerde ortaklaşan Tabip Odası-SES birlikteliğinin yine güzel örneklerini görmüş olduk. SES’in bölgedeki gücü, etkinliği, Tabip Odalarının kuruluşunda çok önemli moral faktör halinde.
    Bitlis’teki toplantıyı Tatvan’da bir otelin toplantı salonunda yaptık. 130 üyeli odanın toplantısında 65-70 kişi vardı. Sunumları ilgiyle izledikten sonra, kendi önemli buldukları konularda sorular sordular, katkıda bulundular. Daha öne çıkardıkları sorunları şöyle özetlemek mümkün: Bir kere zorunlu hizmet, ciddi bir sıkıntı kaynağı. Yani, bölgeye gelmiş olmaları değil ama süreleri dolduğu halde tayin yaptıramamış olmalarından tedirginler. Bu da, bir gelecek kaygısı yaratmış. Burada tıkıldık kaldık duygusu hakim. Çoğu muayenehanesini kapatmış olmasına karşın, “tam gün” konusunda bize eleştirel bakıyorlar. TTB’nin “tam gün”ü savunmasını doğru bulmuyorlar. Ama en çok yakındıkları konular, yerel yöneticilerin baskıları ile hekime/sağlık çalışanına yönelik şiddet. Baskı ve şiddetin ağırlığı, hekimlik yapmayı, mesleği uygulamayı ciddi biçimde zora sokmuş. Son dönemin ücret politikasından memnun gibiler. Yani “performans” uygulamasından. Sanıyorum, onca sıkıntı bu uygulama ile kısmen katlanılabilir hale gelmiş.
    Bitlis’in/Tatvan’ın yaşam kuralları, Batı gibi değil. İçki yasak! İçki içtiğimden değil ama “dinsel referansların” egemenliğinin yaşamı nasıl daralttığını görme açısından bir örnek. Mesleki baskı altında olmanın yanı sıra sosyal baskı altında olmanın yaşamı ne kadar zorlaştırdığını görmek çarpıcı oldu.
    Siirt Tabip Odası da yeni. Toplantıyı yeni yöneticiler, SES şubesi ile birlikte düzenlemişler. Siirt’te SES ağırlığı vardı. Siirt Ticaret Odası toplantı salonunda yaklaşık 60-65 kişi vardı. Sunumlardan sonra, genç ve sağlık çalışanı ağırlığı sorulara da yansıdı. Tatvan’da ifade edilen sorunların yanında, Siirt’te sağlıkta dönüşüme ilişkin, SSGSS’ye ilişkin, aile hekimliği konusunda, kadın sağlığı konusunda tartışmalar daha öne çıktı. Sosyal yaşamın daha az sorunlu olduğunu gözledik. Ama hepsinden önemlisi, iki kentte de çok güzel konukseverlik ve dostluk gördük. Genç ve güzel yeni yüzler gördük. Çok sayıda insanın emeği ile oluşturulan bu güzellikler, onca problem yaşayan ülkemizin karanlıkları karşısındaki umut renkleri gibi geldi bize.
    SES’in bu sürece katkısından söz ettik ya, bu hafta sonu SES kongresi var. Kurulduğundan bu yana, sağlık sektöründeki olumsuzluklara karşı mücadelenin odağı olmuş, sadece sağlıkta değil ülkedeki demokrasi mücadelesinde de ciddi bir yere sahip olan SES, önümüzdeki üç yıl için yeni yöneticilerini seçecek. Her ne kadar emekli olup üyelikten düşsem de, eski bir üyesi ve delegesi olarak, sevgili arkadaşlarım kongreye davet etmişler. Ben de hemen Çalışma Raporu’nu okumaya çalıştım. Son üç yılın bir dizi mücadele fotoğrafı, rapora yansımıştı. Ama örgütlenme ile ilgili sayfalarda durdum. Son üç yılda sağlık ve demokrasi mücadelesinin TTB ile birlikte öncülerinden biri olan SES, 4 bin 700 üye kaybetmiş bu sürede. Yani, üye sayısının yüzde 11’ini. Gerçi bu süreçte KESK ve KESK’in hemen tüm bileşenleri de üye kaybetmiş. KESK’in toplam kaybı, 77 bin. Yüzde 25 gibi bir büyüklük. Üye kayıpları açısından şubelere baktığımızda ise daha çarpıcı bir tablo çıkıyor: Son yıllardaki mücadelelerin odağı gibi duran İzmir ve İstanbul Aksaray Şubesi 782 (yüzde 18) ve 604 (yüzde 26) ile en başta. Onları Zonguldak, Kocaeli, Bursa, Trabzon, Ankara ve Adana izliyor. Buna karşın, üye sayısını artırmayı başaran şubeler var. Örneğin, Diyarbakır’da son üç yılda 503 yeni üye yapılmış ve toplamın yüzde 19’u. Yine Van, Batman, Hatay, Muğla, Malatya, Kayseri de üye sayısını artıran şubeler.
    Sonuçta, önümüzde şöyle bir problem olduğu görülüyor. Genelde KESK, özelde SES bunca mücadeleciliğine karşı, neden üye kaybediyor? Bu üye kayıpları nasıl önlenebilir? Mücadelecilik ile örgütlenme nasıl birlikte yürütülebilir? Muhtemelen, bu üye kayıplarının önemli bölümü devletin baskısı ile ve yaratılan siyasi atmosfer ile ilgili. Ama, bizden kaynaklanan bölümü nedir, onu bulup önlem olmalıyız gibi geliyor. Ayrıca, böyle baskı ve atmosfere rağmen, üye sayısını artırmayı başaran şubelerin deneyimlerini iyi değerlendirmek gerekir. Bu durum, çok daha fazlası ile TTB ve diğer örgütler için de geçerli. Yani, mücadele ile örgütlenmeyi birleştirmek.
    Bir problem olmazsa, SES genel kurulunda olacağım. Sağlık mücadelesinin eski ve yeni yöneticilerine teşekkür etmek için. İşleri daha zor. Dolayısıyla daha mücadeleci ve örgütçü bir SES için tüm mücadeleci ve örgütçü bileşenleri kapsayan bir yönetimin gereği daha çok dayatıyor. Umutla ve sevgiyle…
    Ata Soyer
    www.evrensel.net