Samandağ’da herkes sorunlara çözüm bekliyor

Ülke genelinde pek çok bölgede olduğu gibi Hatay’da da yerel yönetimler borç batağında. İller Bankası tarafından gelirlerinden de kesinti yapılan belediyeler temel hizmetleri veremiyor, işçi ücretlerini ödeyemiyor


Ülke genelinde pek çok bölgede olduğu gibi Hatay’da da yerel yönetimler borç batağında. İller Bankası tarafından gelirlerinden de kesinti yapılan belediyeler temel hizmetleri veremiyor, işçi ücretlerini ödeyemiyor. Hatay’ın önemli ilçelerinden Samandağ’da da benzer sorunlar yaşanıyor. İlçede yaşanan sorunları, belediye başkanı, meclis üyeleri ve halka sorduk.
Altyapı ve su sorunu
Samandağ Belediye Başkanı Ali Terzi, belediyelerini bir önceki dönemden 46 trilyon borçla aldıklarını ve kendi dönemleriyle birlikte 52 trilyon borçlu olduklarını belirtti. Samandağ’ın en önemli sorunlarının altyapı ve su sorunu olduğunu dile getiren Terzi, yeterince su stoklayacak havuzları olmadığını ifade etti. “Belediyemizin birikmiş borçlarından dolayı dışarıdan borç almaya hakkı yok. Bunun için halktan para toplamamız gerekiyordu ve biz de 220 YTL istedik; çok diye karşı çıkıldı. 100 YTL’ye düşürdük ama yeterince kaynak toplayamadığımızdan bir yerde tıkandı” diyen Terzi, belediye hizmetlerinin ücretsiz olması gerektiğini hatırlattığımızda ise “Herkes elini taşın altına koymaz ise bu iş olmaz” diye konuştu. İşçi maaşlarını ödemekte de sıkıntı çektiklerini dile getiren Terzi, “İşçilere 6 trilyon civarında borcumuz var. Bu sorunun da çözümü için herkes elini taşın altına koymalı. Halk da, işçiler de, muhalefet de” dedi.
Her şey hacizli
“Biz belediye seçimlerinden önce halkçı belediyecilik anlayışını oturtmayı, halka hesap verecek bir mekanizmayı oluşturmayı hedefledik” diyen Bağımsız Meclis Üyesi Muhittin Miçoğulları, kendilerine hep bireysel taleplerle gelinmesinden şikayet etti. Seçildikten 3 ay sonra halka hesap vermek için toplantı düzenlediklerini belirten Miçoğulları, “Megafondan duyuru yapmamıza rağmen 300 kişi geldi sadece. Halk kendi sıkıntısına sahip çıkmıyor. Birbirlerine yabancılaşmış” şeklinde konuştu.
Daha önce belediyede çalışan işçilerin ayda ortalama 50 YTL aylık alabildiğini savunan Miçoğulları, “Biz işçilere ortalama 400 ile 600 arasında ödeme yapmaya çalışıyoruz. Bize gelen ödenek yetmiyor. Borçlar için ortalama yüzde 40 kesinti yapılıyor zaten” dedi. Şu anda belediyenin bütün arazilerinin, binasının, başkanın makam aracı da dahil her şeyin hacizli olduğunu dile getiren Miçoğulları, bütün sıkıntılara rağmen arazi satmayan tek belediye yönetimi olduklarını iddia etti.
Samandağ’da en ciddi sorunun su sorunu olduğunu ifade eden Miçoğulları, “Burada insanlar suyun kirliliğinden kaynaklı hastalıklar geçiriyor. Hepatit hastaları arttı Samandağ’da. Bu sorunu çözebilmek için de para lazım. Ve belediye artık hiçbir yerden borç alacak durumda değil” dedi. Bazı şirketlerin belediyenin yeni getirdiği Akçay kaynak suyunun 40 yıllık imtiyaz hakkı karşılığında su sorununu çözeceklerini, yeni şebeke sistemini kuracaklarını ve anayolların parke taşlarını döşeyeceklerini söylediklerini dile getiren Miçoğulları, “Ama biz vermedik. Bu durum özelleştirmeden daha kötüdür. Dolayısıyla bu sorunun çözümü ve projenin devamı için halkın görevini yerine getirmesi ve su borçlarını ödemesi gerekiyor. Belediyenin halktan yaklaşık 2 trilyon alacağı var” şeklinde konuştu.
Sözleri hatırlayan yok
Bağımsız Meclis Üyesi Hülya Nehir ise belediyeciliğin altyapı, imar, çevre düzenlemesi ve temizliğinin yapılması yanında kültürel etkinliklerin gerçekleştirileceği, konut sorunlarına çözüm getirileceği, ilçeye özgü farklı etnik yapılara mensup insanların kardeşlik ortamının devamını sağlayacak, modern yaşanabilir bir kent yaratma çabası olarak görülmesi gerektiğini kaydederek “Halkla bütünleşen, belediyenin gelir ve giderlerini halkın denetimine açan, proje üretme ve onu hayata geçirme ufku olan belediyeler hizmet üretirler. İlçemizde seçilen-seçilmeyen bütün adaylar, böyle vaatler vererek seçim kampanyaları düzenlediler, ancak hiçbir yönetimin seçim öncesi söylediklerini seçimden sonra da hatırlayacak hafızası olmadı ne yazık ki” dedi.
Sivil toplum kuruluşları, dernekler, sendikalar, mahalle muhtarları ve meslek örgütlerinin katılımı ile bir halk meclisinin oluşturulması gerektiğine dikkat çeken Nehir, Samandağ’ın bütün sorunlarının aciliyet sırasına göre çözülmesi ve üç ayda bir halkı bilgilendirme toplantıları yapılarak katılımcı yönetimin sağlanması gerektiğini söyledi. Mevcut yönetimin bir düğün salonunda bir defa toplantı yaptığını ve salonun dolduğunu dile getiren Nehir, “Gelen sorulara verilen cevaplar çok yetersizdi. Halk yönetimi yeterince inandırıcı bulunmadığı için bir daha o toplantıları yineleme ihtiyacı duymadılar. Halk meclisleri olsaydı bu durum böyle olmazdı” dedi.
Samandağ Belediyesi’nde çalışabilir kategorisine giren 34 aracın mevcut olduğunu belirten Nehir, “Bu araçların yıllık akaryakıt giderleri yaklaşık 1 trilyon TL, yedek parça bakım ve onarım gideri ise yaklaşık 400 milyar TL olarak açıklandı. Bunun gerçeğe uygun olmadığını kamuoyu ile paylaştım. Yerel gazetelerde çıkan eleştiri yazısına cevap verme ihtiyacı duymadılar” dedi. Nehir şunları söyledi: “Yollar çok bozuk, kentin fiziki görünümü oldukça kötü, çöpler dahi düzenli toplanmıyor. Böyle bir ilçede bu kadar akaryakıt harcaması yapılmış olması mümkün değildir. Seçim meydanlarında verilen sözlerin arkasında durulmasını sağlayacak, şeffaf saydam yönetim olunacağına dair imzalanan protokollere uyulması için toplumsal basıncın artırılması gerekmektedir.”
Kadın belediye meclis üyesi olarak Kadın Danışma Merkezi açılması konusunda önerge verdiğini belirten Hülya Nehir, kendisine belediyenin koşullarının uygun olmadığı yanıtının verildiğini kaydetti. Samandağ’ın 5 bin yıllık tarihi dokusunun, muhteşem sahilinin ve doğasının çok güzel olduğunu ve bunun büyük bir potansiyel olduğunu söyleyen Nehir, “Ancak gerek yerel, gerekse merkezi yönetimlerin ilgisizliği ile Samandağ, turizmde hak ettiği yeri alamamaktadır” şeklinde konuştu. Nehir, yaklaşık 4 aydır Samandağ Yerel Çalışma Platformu’nu oluşturduklarını ve her çevreden insana ulaştıklarını söyleyerek, “Samandağ’ın bütün sorunlarını masaya yatırdık. Çözüm önerilerinden oluşan bir broşür çıkararak çalışmalarımıza başladık ve sorunlar çözülene kadar çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi. (Antakya/EVRENSEL)

Hiçbir şey yapılmıyor
Ali Taş (Esnaf): Belediye hiçbir şey yapmadı bugüne kadar. Yollarımız delik deşik, hiç yapılmadı. İlçemizin görünümü bir köy gibi. Belediyenin su için toplamak istediği paraya karşı değilim. Toplasın, yeter ki hizmet etsin.
Semir Ateş (Esnaf): Samandağ Belediyesi’nin yol ve su altyapısını hazırlamasını bekliyoruz. Burada çöpler bile toplanmıyor. Bunları yapamayan belediyeyi ne yapacağız?
Muhterem Sağlam (Öğrenci): Okulumuzun yolu çok bozuk. Okulun yanında bir su kanalı var. Yazın sinekten durulmuyor. Kışın servisler bile o yoldan geçmekte zorlanıyor. Su doluyor her yer. Okul yolumuzda bulunan köprü de çok eski, yıkıldı yıkılacak. Geçerken korkuyoruz. Belediye başkanına sesimizi duyurun lütfen.
Mehmet Hocaoğlu (Esnaf): Yerel yönetim bir bilim işidir. Yönetim ehil olmayan birinin eline bırakılmamalı. Ehil olmayan birinin eline bırakıldıkça çözüm de beklenmemeli.

‘Söz bitti, sıra eylemde’
DİSK/Genel-İş Hatay Şube Başkanı Mehmet Güleryüz Samandağ Belediyesi’nin işçilere olan birikmiş borçlarını tahsil edemediklerini belirterek, “Bu şekilde devam ederse işçilerimizin torunları bile birikmiş maaşlarının kendilerine verildiğini göremeyeceklerdir” dedi.
Sorunun, Yerel Yönetimler Yasası Belediye Kanunu Madde 49’da “Personelin her türlü alacakları zamanında ve öncelikle ödenir” denilmesine rağmen ilgili bakanlıkların bu yasanın takipçisi olmamalarından kaynaklandığını ifade eden Güleryüz, “Sorunun çözümü ne sendikadadır ne de belediye yönetimindedir. Çünkü belediye yönetimi maaşları kaynak yetersizliğinden ödeyemediğini belirtiyor. Biz de bu durumun sendikamızın problemi olmadığını belirtiyoruz. Yani üçüncü kişiliğe ihtiyaç vardır. Bunlar da ilgili bakanlıklardır. Memurların, öğretmenlerin maaşları nasıl bankalara tam olarak yatırılıyorsa, biz belediye işçilerine dönük de böyle bir yasal düzenleme yapılmalıdır” şeklinde konuştu.
“Biz kaymakamlık, valilik ve Başbakanlık gibi ilgili kurumlara başvurduk, ancak herhangi bir sonuç alamadık” diyen Güleryüz, “Biz bütün hukuksal yollara başvurduk, artık söz bitti, sıra eylemde” dedi.
Hülya Kadı-Selçuk Dönmezer
www.evrensel.net