GÜNDÖNÜMÜ

  • Bu yazı yazıldığı sırada İstanbul’daki emekçiler henüz Kadıköy mitingine başlamamışlardı


    Bu yazı yazıldığı sırada İstanbul’daki emekçiler henüz Kadıköy mitingine başlamamışlardı. Eminim ki; emek örgütlerinin sermayeye uşaklıkta sınır tanımayan sözde yöneticilerinin, emekçileri bölme girişimlerine rağmen Türk-İş’e bağlı 11 sendikanın da kitlesel katılacağını açıkladığı Kadıköy mitingi, büyük bir kitlesellik ve birlik içinde yaşanacaktır. Bu haliyle de emekçilerde güven, sermaye ve uşaklarında da endişe yaratacaktır.
    14 Mart günü yapılan iki saatlik eylemden patronlar ve hükümet kadar korkan ve irkilen emek örgütlerindeki Truva atları, sendika bürokratları, uğursuz rollerini oynamayı, emekçileri bölerek mücadeleci sendika yöneticileri ve temsilcilerini karalama girişimlerini sürdürdüler. Ancak işçiler ve emekçiler bu kez oyuna gelmediler. Sermayenin uşaklığına soyunan bu güdümlü sendika bürokratlarını artık kendi konfederasyonlarına üye sendikaların yöneticileri ve işçiler, emekçiler, açık bir dille “ihanet içinde olmak”la suçluyor ve geç olmadan bu ihanet tutumundan vazgeçmeleri çağrısı yapıyorlar.
    Eylemleri etkisizleştirmeye çalışan bu güruha yanıt 1 Nisan günü alanlarda verildi. İzmir’de katıldığımız 1 Nisan eyleminde, daha toplanma yerinden başlayarak TEKEL işçileri “İşçiler burada, Türk-İş nerede?” yazılı döviz taşıdılar. Petrol-İş Aliağa Şubesi megafon ile “Eğer Türk-İş Emek Platformu’nun kararlarına uymamakta, sınıfın çıkarlarını savunmamakta, hükümet ve patronlarla, özelleştirmecilerle işbirliği yapmakta ısrar ederse bilinsin ki biz Türk-İş’e rağmen, onu da aşarak sınıfın çıkarları için mücadeleyi yükselteceğiz” şeklinde açıklama yaptı ve hemen ardından “Kahrolsun sendika ağaları” sloganı atıldı. Türkiye Kamu-Sen de eyleme katılmama kararı aldığı halde az sayıda olsa da Kamu-Sen üyesi kamu emekçilerinden bir bölümü (örneğin TRT emekçileri) 1 Nisan mitingine KESK üyesi kamu emekçileri ile birlikte katıldılar. Türk-İş Genel Mali Sekreteri ve Belediye-İş Genel Başkanı N. Yurdakul’un, Belediye-İş İzmir şubelerine 1 Nisan eylemine katılmamaları yönünde talimat verdiği söyleniyor. Ancak Belediye-İş İzmir şubeleri de eyleme kitlesel olarak katıldılar. Bu gelişmeler, işçilerin ve emekçilerin artık sendika bürokrasisini de aşarak mücadeleci/sınıf sendikacılığına yöneldiğini gösteriyor.
    Bu, son derece önemli bir gelişmedir.
    Zira patronların ve hükümetlerin en önemli dayanağı sınıfın bölünmüşlüğü idi.
    İşçilerin birliğin önemini kavramış olmaları ve tüm engelleme girişimlerini boşa çıkararak mücadele alanlarında birleşmeleri birçok bakımdan çok önemlidir.
    1) İşçiler birleştiklerinde ne kadar güçlü ve etkili olabildiklerini görecekler,
    2) Patronların elindeki en önemli silahı (emekçilerin bölünmüşlüğünü) etkisizleştirecekler,
    3) Patronların gücünün sömürüden (bedeli ödenmeyen emekten) doğduğunu, işçilerin birlikte mücadele ile emeklerinin karşılığını almaları halinde patronların gerçekte ne kadar güçsüz olduklarını görecekler.
    4) Bu gerçeği gördüklerinde de patronlara mahkum olmadıklarını, tüm değerleri yaratan işçilerin bir avuç patron tarafından yönetilmesinin yanlışlığını da kavrayarak, artık hem üreten hem de çoğunluk olan işçilerin ve emekçilerin yönetimlerde olması gerektiğini görerek siyasal talepler için de mücadeleye atılacaklar. Böylece kapitalist sömürüden kurtulup emeğin iktidarını kurmak için çabalayacaklar.
    DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve TDB gibi emek ve meslek örgütlerinin çağrısı ile ve Emek Platformu’nu oluşturan örgütlerin tümünün tabanlarının kısmen ya da yığınsal olarak katıldıkları 1 Nisan eyleminin katılımı da 14 Mart’taki sayıya çok yakındı. İzmir’de kortejin önü Kordon’a ulaştığında henüz Basmane Meydanı’ndan çıkamayan gruplar vardı.
    Yürüyüş boyunca yol kenarında toplanmış halktan, trafiğin aksamasına rağmen araç sürücülerinden ve araçlardaki yolculardan, yol kenarındaki bina pencerelerinden halkın yoğun desteği vardı. Emekçilerin yaratıcılığını gösteren döviz ve pankartlar da kortejlerdeki yerlerini almıştı. Başbakan’ın “Her aile en az üç çocuk yapmalı” sözü “Üç çocuk yapana tiner-bali bedava” dövizi ile eleştiriliyordu. Bir iskelet görüntüsü altında “Mezarda emekli olmayacağız” ve “Emekliliği hak etti rahmetli” gibi dövizler vardı.
    Önümüzde saldırıların ve mücadelenin yoğunlaşacağı günler var. 1 Mayıs’ta sınıfın birliğini, dayanışmasını ve mücadele kararlılığını göstermek gerek.
    Mücadele edenler kazanırken işbirlikçiler de hainlikleriyle, onursuzluklarıyla anılıyorlar. İşçiler ihaneti görüyor ve bağışlamıyorlar.
    Emeğin iktidarı çok uzak değil!
    Hasan Hüseyin Evin
    www.evrensel.net