Sahibinin sesi sendikacılık

Türkiye’nin dört tarafında altın madeni şirketlerinin doğayı ve çevreyi tahrip ederek büyük insanlık suçu işlediklerini biliyoruz.


Türkiye’nin dört tarafında altın madeni şirketlerinin doğayı ve çevreyi tahrip ederek büyük insanlık suçu işlediklerini biliyoruz. Kazdağı’nın güzelim ormanlarını, doğal su kaynaklarını, Bergama’nın eşsiz ovasını, zeytinliklerini, Eşme’nin kekik kokan tepelerini, sebze bahçelerini yok eden siyanürcü altın madeni şirketleridir. Bu uluslararası maden şirketlerini ülkemize sokan yerli tekeller ve onların Parlamento’daki temsilcilerini asla unutmayacağız.
Bu maden şirketlerinin yeraltı kaynaklarımızı nasıl talan ettiklerini dün gibi hatırlıyoruz. Latin Amerika’daki altın, gümüş vb. madenlerin nasıl yağmalandığı da belleklerimizde. TÜPRAG Altın Madeni’nin yaptıkları ortadayken, sırf 200-300 işçi çalışıyor diye ve bazı esnaflar üç beş kuruş kazanıyor diye insanların geleceği karartılamaz ve buna çanak tutulamaz! Uşak’ın tüm mülkü idaresi, emekten yana siyasi partiler hariç tüm öteki partiler TÜPRAG’ın etkisi altında. TÜPRAG, bununla da kalmayarak İnay köylülerine karşı sendikayı, yani Türkiye Maden-İş Hisarcık Şubesi’ni devreye sokarak köyleri birbirine karşı kışkırtıyor. Maden çalışmazsa işçilerin, onların ailelerinin, yöre esnafının mağduriyetinin artacağından dem vuran TÜPRAG, bir taşla iki kuş vurmaya çalışıyor. TÜPRAG Şirketi beyaz renkli Toros taksilerle polisçilik de oynuyor. Bazı yol kavşaklarında pusu kuruyor, köylüleri tehdit ediyor. Rüşvetle adam satın almaya çalışıyor.
Antiemperyalist bu çevre hareketine karşı düşmanca tutum, bir işçi sendikasının tutumu olamaz. Maden-İş Hisarcık Şubesi’nin Uşak’ta yaptığı miting bunun en açık kanıtıdır. Küçük çocukların eline döviz verip hümanist söylemler üzerinden duygu sömürüsü yapmak, ancak Hisarcık şubesinin eseri olabilir. Parayla tutulmuş özel elamanların, parayla tutulmuş özel araçların ve parayla yazılmış özel dövizlerin varlığını görmeyen kalmadı o meydanda. Çernobil faciasının yol açtığı tahribatlar ortadayken, aymazca televizyon ekranının karşısına geçip çay içen bakanın tavrı ile Maden-İş Hisarcık Şubesi’nin tavrı aynı. Daha şimdiden insanların ölümcül hastalıklara yakalandığını, kuzuların öldüğünü görerek TÜPRAG’a bile bile lades demek, hangi mantığa sığar? Bu sendikacılık, olsa olsa sahibinin sesi sendikacılık olur. Tarih böyle sendikacıları çok gördü ama asla affetmedi.
Ulubey’den üretici köylü
Osman Düzgiden (UŞAK)
www.evrensel.net