GÜNCEL

  • Başbakan yine doğru söylemiyor. Milyonlarca insanın gözünün içine bakarak ekranlardan yalan söylüyor.


    Başbakan yine doğru söylemiyor. Milyonlarca insanın gözünün içine bakarak ekranlardan yalan söylüyor. Erdoğan, Trabzon’da yaptığı konuşmada; “Sosyal Güvenlik Yasası tartışılıyor. Bu yasa ile her doğan sosyal güvence ile doğsun istiyoruz. Ama bu solcular ve onların yanında olanlar buna karşı çıkıyor. ‘Biz isçiden, emekçiden yanayız’ diyorlar ama bunun karşısına dikiliyorlar. Bunların işçiden yana olmak gibi bir derdi yok, sistemi kilitlemek gibi bir derdi var. Dikili bir ağaçları olmamıştır bu ülkede. Bunlar yıllardır bu ülkede bağırıp çağırdılar. Benim vatandaşımın ilaç kuyruklarından kurtulabilmesini sağlayabildiler mi? Hani sosyalist, komünist gezinenler, bu ülkeye niye bunları getiremediniz?” dedi.
    Sosyal Güvenlik Yasası ile ilgili tartışmaları basından izleyenler Başbakan’ın yalanı karşısında nasıl tepki göstermiştir bilmiyorum. Fakat, tartışmaları izleyememiş çok sayıda yurttaş ve AKP sempatizanları dahi bu yalana muhtemelen inanmamıştır. Çünkü, konu türban konusu gibi değildir. Dini istismar etmek, içi boş halk iradesi lafları etmekten farklı sosyal güvenlik konusu. Ayetlerden alıntılarla, şiirler okuyarak, Karagözvari efelenmelerle halkın bir kesiminin gözünü boyayabilirsin ama iş sağlık, emeklilik gibi konulara gelince sana oy vermiş insanları bile kandıramazsın. Onlar, kimin ne söylediğini iyi takip ediyor. Sorup soruşturuyor. Artık bu yasadan sonra, emeklilik yaşının 65’e çıkacağını, prim yatırma günlerinin artacağını, emekli olmalarının ve emekli maaşı almalarının artık mümkün olmadığını biliyorlar. Bazıları, çocuklarını sigortalı yapmanın telaşı içinde. Son bir ayda sigortalı sayısı ne kadar artmış, hükümet bir açıklasın da görelim.
    Tayyip Erdoğan ve AKP, Sosyal Güvenlik konusunda yapmak istedikleri halk aleyhine düzenlemelere karşı gösterilen tepkilerden rahatsız olmuştur. Hak-İş ve Türk-İş’in AKP sempatizanı başkanları ile yaptıkları uzlaşma manevrası da emekçiler tarafından boşa çıkarılınca, yüz senedir bütün gerici iktidarların ve başbakanların sarıldığı yönteme, yalan ve demagoji yoluna başvurmuştur Erdoğan.
    Emekçiler, 18 yaşına kadar gençlerin ve çocukların sağlık sigortasına kavuşmasına karşı çıkmıyor. İstisnasız herkesin doğumundan ölümüne kadar sağlık hizmetlerinden parasız ve eşit olarak yararlanmasını savunuyor. Emekçiler, emeklilik yaşının ve prim gün sayısının artırılmasına, sağlık hizmetlerinin paralı hale getirilmesine, emekli maaşlarının düşürülmesine karşı çıkıyor. Küba’da böyle bir sistem şu anda uygulanıyor. Sosyalist ülkelerin hepsinde parasız sağlık ve eğitim hizmetinin herkese ve eşit olarak verildiği biliniyor. Başbakan bunu bilmiyor anlaşılan.
    Başbakan, kimin komünist olduğunu da bilmiyor anlaşılan. Komünistleri kastederek, “Hani sosyalist, komünist gezinenler, bu ülkeye niye bunları getiremediniz” diye soruyor. Komünistler, sosyalistler ne zaman iktidar oldu Türkiye’de?
    Erdoğan, kendini tarihin çöplüğüne gönderecek gücün farkındadır. İşçi ve emekçilerin, darbecilerden farklı olduğunu, ayağa kalktıklarında neler yapabileceğini anlamıştır.
    Erdoğan korku ve panik içinde. Mezarlıktan geçerken ıslık çalan çocuklara benziyor. Korkusunu ve paniğini belli etmemek için bağırıp çağırıyor. Yalan söylüyor. İftira atıyor. En geri duygu ve düşüncelere hitap ederek geniş kitleleri peşime takarım, diye hesaplar yapıyor.
    Kısa süre içinde yapılan birkaç yürüyüş ve iş bırakma bile yetti Erdoğan’a. Demek ki, işçi sınıfı ve emekçiler daha güçlü eylemlere yöneldiğinde, Erdoğan soluğu ABD’deki oğlunun yanında alacak!
    Kamil Tekin Sürek
    www.evrensel.net