Bunları kim koruyor?

Akdeniz Üniversitesi öğrencileri, uzun zamandır ülkücü grupların saldırılarına maruz kalıyorlar.


Akdeniz Üniversitesi öğrencileri, uzun zamandır ülkücü grupların saldırılarına maruz kalıyorlar. Birçok kere basın açıklamaları ve başvurularıyla bu saldırıları yönetime bildirdiler ve “can güvenliklerinin olmadığını” söylediler, ancak hiçbir önlem alınmadı. Önceki gün ülkücü bir grubun üniversiteyi ateşli silahla basması büyük yankı uyandırdı. Saldırı can kaybı olmadan atlatılırken, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Ancak bundan sonra öğrencilerin güvenliğini kimin ve nasıl sağlayacağı merak konusu.
Dün öğrenciler ve birçok kitle örgütü üniversite yetkililerine “Silahlı ve öğrenci olmayan ülkücülerin okula girmesini kim sağlamıştır” diye sorarken, gözaltına alınan mağdur öğrencilerin değil saldırganların cezalandırılmasını istedi.
Sadece Antalya değil
Son günlerde Bolu, İstanbul, Ankara, Mersin, Bursa başta olmak üzere çok sayıda üniversitede “ülkücü saldırı” başlığı altında haberler geliyor. Bu saldırılardan biri, en son Antalya Üniversitesi’nde yaşandı. Ancak bu kez farklı olan; ülkücülerin ellerinde satır, bıçak ve sopa dışında ateşli silah bulundurmalarıydı. İlk olarak sorulması gereken “bu silahların üniversiteye nasıl sokulduğu” elbette. Ancak daha önemli bir başka soru ise birçok kez ülkücü saldırıya maruz kalmış olan öğrencilerin tüm çabalarına karşın neden önlem alınmamış olması ve saldırganların, kameraların ve habercilerin karşısında dahi nasıl bu kadar rahat davranabildiği... Ya da saldırı sırasında ülkücülere, okul içindeki polis ve özel güvenlik görevlilerinin neden müdahale etmediği...
7 yaralı 40 gözaltı
Akdeniz Üniversitesi Yerleşkesi’ndeki Kredi ve Yurtlar Kurumu’nda yaşanan olayda 7 öğrenci yaralanırken, gözaltına alınanların sayısı 40’a ulaştı. Olaylarda kullanılan silahlardan birinin kurusıkı, diğerinin ise 9 milimetre çapında olduğu belirlendi. Yurt yönetimi de yurdu boşaltarak, öğrenci giriş çıkışlarını durdurdu. Bu arada olayların ardından gözaltına alınan 40 kişiden 25’inin yurtta kalan öğrencilerden olduğu, 4’ünün öğrenci olmadığı, 2’sinin de 18 yaşından küçük olduğu ifade edildi. Gözaltındaki kişilerin sorgulamaları sürerken, 18 yaşından küçük olan iki kişi de Çocuk Şube ekiplerine teslim edildi.
Saldırılar kınandı
Dün Antalya Üniversitesi önünde toplanan öğrenciler, KESK, Antalya Barış Meclisi, ÇHD, EMEP, ÖDP, DTP, HÖC, TKP ve Genç-Sen’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kitle örgütü temsilcisi, yaşananları kınayan bir açıklama yaptı. Öğrenciler ve kitle örgütü temsilcilerinin üniversiteye girmelerine polis izin vermedi. Öğrencilerin ‘Silahlı saldırganlar alınıyor kitle örgütlerinin temsilcileri neden alınmıyor?’ tepkisi üzerine, barikat kaldırılarak açıklamaya izin verildi.
Öğrenciler ve kitle örgütleri adına açıklama yapan Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Nurettin Sönmez, saldırıların ‘geliyorum’ diyerek yaşandığını, bunun karşısında yetkililerin önlem almadığını vurguladı. Uzun zamandır üniversitede yaşanan saldırılara polisin göz yumduğuna ve ülkücülerle birlikte yurtlara girerek öğrencileri gözaltına aldıklarına dikkat çeken Sönmez, saldırganların yakalanmasını ve gözaltına alınan öğrencilerin derhal serbest bırakılmasını talep etti.
Ülkücüler eşliğinde polis yurtlara girdi
Sönmez, uzun süredir ülkücü öğrencilerin kampüs içerisinde taciz ve provokasyonlarını sürdürdüğünü bildirirken, saldırganların üniversite içinde rahatlıkla dolaşabiliyor olmalarına dikkat çekti. Sönmez, saldırının bizzat polisin gözü önünde geçekleştiğini ve ‘güvenliği sağlamakla’ yükümlü polislerin olaya seyirci kalarak saldırıya ortak olduklarını dile getirdi. “Hızını alamayan polis, öğrencilere vahşice saldırmış, ardından öğrencileri gözaltına almıştır” diyen Sönmez, polisin ülkücüler eşliğinde kız ve erkek öğrenci yurtlarını bastığına, bununla da yetinmeyerek öğrencilerin evlerini basarak gözaltıları sürdürdüğüne dikkat çekti. Sönmez, öğrencilerin serbest bırakılmasını, saldırganların yakalanmasını, polisin üniversiteyi terk etmesini ve olayın sorumluları hakkında yasal işlem başlatılmasını talep ettiklerini söyledi. (Antalya/EVRENSEL)

Saldırı tepki topladı

Akdeniz Üniversitesi’nde yaşanan saldırılar tepkilere neden oldu. Antalya’da yapılan açıklamanın yanı sıra pek çok sendika ve kitle örgütü yaptığı açıklamayla saldırıyı kınadı.
Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer yaptığı yazılı açıklamada, “silahlı ve her halinden öğrenci olmadığı belli olan saldırganın üniversite kampüsüne elini kolunu sallayarak girmesine göz yumanların yaşanan olaylardan sorumlu olduğunu” dile getirdi.
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Akdeniz Üniversitesi’nde yaşanan silahlı saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada “ Bu filmi bir daha izlemeyecek, oyunlara seyirci kalmayacağız” dedi.
KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul, son dönemlerde üniversitelerde birbiri ardına yaşanan faşist saldırıların “bir yerden düğmeye basılmış” olabileceği izlenimi yarattığını belirtti. Tombul, yaşananların öğrencilerin öğrenim özgürlüğü ve can güvenliği açısından endişe verici olduğunu kaydetti.
İnsan Hakları Derneği tarafından yapılan açıklamada da bir süredir Gazi, Muğla, Afyonkarahisar ve Karabük üniversiteleri ile Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde öğrencilere yönelik benzer saldırıların yaşandığına dikkat çekildi. Açıklamada, üniversitelerde kendilerini ‘milliyetçi’, ‘ülkücü’ olarak nitelendiren bazı kesimlerin korunduğu ve kışkırtıldığı belirtildi.

Rektör: Polis eksik davrandı

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Mustafa Akaydın, üniversite çevik kuvvet kontrolündeyken dışarıdan eli silahlı kişilerin üniversiteye girmesini ciddi bir istihbarat ve müdahale eksikliği olarak yorumladı. Yaşanan olayları değerlendiren Akaydın, olaydan sonra bir kriz masası oluşturulduğunu ve yeni kararlar aldıklarını anlattı. Akaydın, olaylara karışan öğrenciler hakkında bir soruşturmanın başlatılacağını açıkladı.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise, olaylarla ilgili olarak, “MHP’yi böyle bir olayla yan yana koymak siyasi bir provokasyondur. Her zaman, Türk gençliğinin her türlü çatışma ve gerilimden uzak durmasını istiyoruz” açıklamasıyla partisini savunmaya çalıştı.

Öğrenciler endişeli

Akdeniz Üniversitesi’nde yaşanan saldırıların ardından görüştüğümüz öğrenciler ve öğretim üyeleri, saldırılara tepki gösterirken endişeli olduklarını dile getirdiler. Öğrenciler, saldırıların ilk olmadığını ve saldırganların korunduğunu dile getirdiler.
Haydar Altunöz (Tıp fakültesi öğrencisi): Bu olaylar basında çatışmaymış gibi yansıtıldı. Aslında öyle değil. Bir grup ülkücü kampüse silahlarla bıçaklarla geliyor. Öğrenciler ise sadece kendilerin koruyor. Bu çatışma değil, saldırıdır. Kampüs içinde sivil polisler ülkücü öğrencilerle sürekli sohbet halindeler, görüyoruz.
Deontoloji Anabilim Dalı Başkanı Öğretim Görevlisi Dr. Hafize Öztürk Türkmen: Olaylar üniversiteyi karıştırmaya yönelik olaylar. Yıllardır sürdürülen kampanyaların bir benzeri. Bir şekilde barış ortamını dinamitlemek isteyenlerin provokatif eylemleridir. Gözaltına alınan öğrencilerin genellikle demokrat öğrenciler olması dikkat çekici. Gözler önünde sakalıyla silahıyla boy gösteren şahsın hâlâ yakalanamamış olması da sorulması gereken bir soru.
Nurtaç Doğan (Jeoloji Mühendisliği Bölümü): 2 aydır bu gerginlik yaşanıyor aslında. Bazı arkadaşlarımız emniyetten önlem ve koruma talebinde bile bulundular, ancak hiçbir şey yapılmadı. Bizler buraya eğitim görmeye geliyoruz ama can güvenliğimiz pamuk ipliğine bağlı olarak yaşıyormuşuz. O silahlı şahıs birilerini öldürebilirdi de. Bu düşünce bile bizlerin psikolojisini bozuyor.
Zafer Özkan (Makine Mühendisliği Bölümü): Türbandı, Kürt sorunuydu, AKP ve DTP’nin kapatılma davalarıydı derken böylesi bir çatışma zaten toplumda yaratılmaya çalışılıyordu. Üniversitemiz ilk adres değil, son da olmayacak. Bu çatışmalı yönetim tarzının bir an önce son bulmasını istiyoruz.
Esra Deveci (Hukuk fakültesi öğrencisi): Üniversitemizin sloganı ‘Mutlu üniversite’ ancak gerçekte çok da ‘mutlu’ olmadığımız ortada. Türban ve Kürt meselesi ile öyle bir ortam oluştu ki, diğer birçok önemli sorun ve ihtiyacımız göz ardı edildi. Örneğin bu saldırılarda gözden kaçan bir şey var: Bu hafta sınav haftası ve bizler sınavlarımıza giremiyoruz, eğitim hakkımız engelleniyor. Ailelerimizin de huzuru kaçtı, her gün başımıza bir olay gelebileceğinden endişe ediyorlar.

Bostancı örneği gibi

EMEP Genel Merkezi’ne silahlı saldırıda bulunan Tolunay Çiçek Bostancı, kendisine kapıyı açan Cem Gurbetoğlu’nu bacağından vurmuştu. Ömer Ulusoy gibi ülkü ocaklarıyla ilişkisi olduğu belirtilen Bostancı’nın, Gurbetoğlu’nu vurması siyasi olarak değerlendirilmeyerek serbest bırakılmıştı. Daha sonra Gazi Üniversitesi’ndeki öğrencilere satırla saldıran Bostancı, kendisini tutuklamak isteyen Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde görevli Başkomiser Erkan Ataman’ı, belindeki silahı çekerek öldürmüştü. Tolunay Çiçek Bostancı, ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenirken, Ömer Ulusoy, hakkında da Bostancı gibi bir çok sabıkası bulunuyordu.

Hükümet oyun olarak yorumladı

Akdeniz Üniversitesi’nde silahların kullanıldığı olayları değerlendiren Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, olayları “oyun” olarak nitelendirerek, “Bu ülke bu tür ayak oyunlarını çok gördü” dedi.
Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yapılan basın toplantıbsında üniversitesindeki olayların sorulması üzerine Bakan Çiçek, geçmişte olduğu gibi provokasyona en açık yerlerin üniversiteler olduğunu savundu. “Bir kısım adamlar her yere giriyorlar” diyen Çiçek, bunların amacının provokasyon çıkarmak olduğu gibi, kendi şahsi hesapları da olabileceğini belirtti. Çiçek, “Bu ülke bu oyunları çok gördü. Bu tür ayak oyunlarını geçmişte de çok gördük” diye konuştu.
Canan Karakurt
www.evrensel.net