Grev yasaklandı halk isyanı çıktı

Mısır’da, Mahalla Tekstil işçilerinin hafta sonu gerçekleştirmek istedikleri greve polisin sert karşılık vermesi sonucu çıkan olayları yerinde izleyen Metin Yeğin ve Çiğdem Çidamlı ile olayların yaşandığı gün ve öncesi hakkında konuştuk.


Mısır’da, Mahalla Tekstil işçilerinin hafta sonu gerçekleştirmek istedikleri greve polisin sert karşılık vermesi sonucu çıkan olayları yerinde izleyen Metin Yeğin ve Çiğdem Çidamlı ile olayların yaşandığı gün ve öncesi hakkında konuştuk. Bu yıl altıncısı düzenlenen Kahire Konferansı için Mısır’a giden Yeğin ve Çidamlı, grevin yasaklanmasının bir halk isyanıyla karşılık bulduğunu söyledi.

Mahalla bölgesi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Metin Yeğin: Mahalla, Mısır’ın başkenti Kahire’ye 2 saat uzaklıkta olan 3 milyon nüfuslu bir şehir. Burada Ortadoğu’nun en büyük tekstil fabrikası var ve bu fabrikada 37 bin 500 işçi çalışıyor. Fabrika devlete ait, ancak son yıllarda Mısır’ı da etkileyen özelleştirme politikaları nedeniyle devlet fabrikaları “iş yapamaz” hale getirilmek isteniyor. Son derece modern iş makinelerine sahip olmasına rağmen fabrikada işçiler kölelik şartlarında çalışmaya zorlanıyorlar. Günde 2 milyon metrenin üzerinde tekstil üretilen fabrikada işçilere günlük 2 dolar civarında bir ödeme yapılıyor. İşçilerin aldıkları maaş karınlarını doyurmaya bile yetmiyor. Öyle ki, ucuz satılan ekmek için oluşan kuyruklarda yaşanan kavgalarda her ay ortalama 10 kişi hayatını kaybediyor.

Bu duruma nasıl gelindi?
Metin Yeğin: Mahalla bölgesi için “Mısır işçi sınıfının kalbi” denilebilir aslında. Mahalla şehri için de buradaki tekstil fabrikası etrafında var olmuş diyebiliriz. 1977 yılında büyük bir grev yaşanmış bu bölgede. Ancak 1977’den sonra yakın zamana kadar bu çapta bir grev olmamış. İki sene önce ve geçtiğimiz eylül ayında bir direniş yaşanmış. Fabrika işgali gerçekleşmiş ve fabrikada kalmışlardı kadın erkek hep birlikte. Bugün de özellikle çürüyen Hüsnü Mübarek yönetimine bir karşı çıkış olarak değerlendireceğimiz bu olay gerçekleşti. Mahalla işçilerinin 6 Nisan’da grev yapacaklarını açıklamasının ardından vergi toplayıcıları, doktorlar, profesörler destek grevi yapacaklarını açıkladılar. Biri çimento fabrikası olmak üzere diğer iki fabrikada da işçiler aynı anda grev kararı aldı.
Çiğdem Çidamlı: Mısır’da 2004 yılında, 1981’den bu yana yönetimde olan Mübarek yönetimine karşı “Değişim Hareketi” denilen bir hareket ortaya çıktı. Mübarek’ten önce, Nasır döneminde işçilerin bazı kazanımları olmuş ama çok kontrolcü bir sendika yönetimi oluşmuş. Genel İşçi Sendikaları Federasyonu adını taşıyan bu sendika tek devlet sendikası. Doktorlar, yargıçlar gibi kamu emekçileri de bu sendika içinde yer alıyorlar, ancak özel şirketlerde sendikal örgütlenme neredeyse imkansız durumda. Güvencesiz ve kayıt dışı çalışma da giderek yaygınlaşıyor. Grev kararı alan işçilerin talepleri arasında hastane koşullarının düzeltilmesi ve şu anda 250-400 Mısır poundu arasında olan maaşların 1200 pounda çıkarılması yer alıyor.
Mahalla’da yaşanan gelişmeleri, Türkiye’de 1989’da yaşanan Bahar Eylemleri’ne benzetebiliriz aslında. Çünkü Mahalla’daki tekstil işçilerine destek vermek için doktorlar ve vergi toplayıcıları grev yapıyorlar ve haklarını kazanıyorlar. Öte yandan Mısır’da muhalefet denilince akla Müslüman Kardeşler geliyor. Ancak özellikle Mahalla işçilerinin hareketlenmesi, işçi sınıfı mücadelesinin simgesi haline gelmiş durumda. Fakat işçilerin ne Müslüman Kardeşler’le ne de diğer siyasi gruplarla doğrudan örgütlü bir ilişkisi bulunuyor.
Grev günü neler yaşandı?
Metin Yeğin: 6 Nisan sabahı grev yapılacağı açıklanmıştı ancak grev gerçekleştirilemedi. Bir gece önce İçişleri bakanı açıklama yaptı ve çok sert önlemler alacaklarını, grevin zaten yasadışı olduğunu söyledi. Grevin liderliğini yapan işçiler tutuklandı. Daha önceki günlerde fabrikanın kapısını çekmek bile yasak denilirken, 6 Nisan sabahı fabrikaya gittiğimizde yetkililer fabrikayı gezmemize izin verdiler. Yönetim, diğer ülkelerden gelen gazetecilerle birlikte bizi fabrikanın içine aldı ve “Bakın her şey normal, grev yok. Herkes çalışıyor” dediler. Ancak bu sırada işçilerle konuşmamıza izin vermediler. Daha sonra, bütün ajanslar fabrikayı terk ettiler ve grevin gerçekleşmediğine dair haber geçtiler. Dünyanın her yerine grevin gerçekleşmediğine dair haberler gönderilirken çatışmaların ikinci saatinde Hayat Televizyonu haber bülteninde çatışmayı duyurdu ki, bu durum alternatif medyanın önemini bir kez daha göstermiş oldu. Dünya basını bunu bir gün sonra vermek durumunda kaldı.
Çiğdem Çidamlı: 6 Nisan sabahı grev gerçekleşemedi, ancak bu arada bütün şehir polis ablukası altına alınmıştı. Fabrikanın içinde de polis vardı. Ayrıca, greve ya da gösterilere katılmamaları konusunda tüm işçiler tehdit ediliyordu. İşçiler ise cep telefonlarından ve internetten gönderdikleri mesajlarla ve elden ele dolaşan küçük kağıtlarla grev çağrısı yapıyordu. Ama polis, barışçıl amaçlı bir işçi grevini engelleyerek bir kent isyanı yaratmış oldu. Biz, sokakta atılan gaz bombaları genzimizi yakarken televizyonlarda uluslararası ajanslarda “grevin gerçekleşmediği, işçilerin çalışmaya devam ettiği, bazı işçilerin kum fırtınası nedeniyle işe gidemediği” şeklindeki haberleri izliyorduk.

Olayların şehre yayılması nasıl oldu?
Çiğdem Çidamlı: Grevin gerçekleşemeyeceği anlaşılınca bir grup işçi, fabrikanın kapısının önünde basın açıklaması yapmak istedi, ancak polisin kötü müdahalesi ve iki işçinin gözaltına alınmasıyla karşılaştılar. Bunun üzerine küçük çocuklar polise taş atmaya başladı ve ardından polisin saldırıya devam etmesiyle birlikte binlerce kişi şehrin ana meydanında toplanmaya başladı. 10-15 dakika içinde de polis gaz bombalarıyla saldırdı. İş çığırından çıktı ve şehir yanmaya başladı. Eylem fabrikanın dışına çıkınca da ana aktör, işsizler ve genç işsizler oldu. Eyleme katılanlar, “Devrim geliyor”, “Bugün burada hükümet yok” diye slogan atıyorlardı.
Metin Yeğin: Çatışmalar bütün gece sürdü ve bütün kenti sardı. Trenler, bir klinik ve bir okul yandı. Ama sadece, sahibinin Mübarek’le yakınlığı bilinen bir işyeri yağmalandı. Dün akşam (pazartesi) da olaylarda gözaltına alınanların serbest bırakılmasını isteyen 10 bin kişi karakolu bastı, ancak bölgenin bütün elektrikleri kesilerek eylemciler dağıtıldı.

Bundan sonrası için ne söyleyebilirsiniz?
Çiğdem Çidamlı: Bütün bu yaşananlara baktığımızda, Mısır’da işçi hareketi açısından yeni bir sayfa açıldığını söyleyebiliriz. Kuşkusuz bir günde Mısır’da çok şeyin değişeceğini ya da işçilerin sloganlarında haykırdıkları “devrim”in gerçekleşeceğini söyleyemeyiz ama bu hareketin dünkü gibi olamayacağını söyleyebiliriz. Müslüman Kardeşler ise grev öncesinde “Kalbimiz grevcilerin yanında ama greve katılmayacağız” açıklaması yaptılar.
Metin Yeğin: Şu an için işçilerin doğrudan bir siyasi yapıyla bağı olduğunu söyleyemeyiz, ancak ortaya çıkan bu hareketliliğin işçilerin örgütlenmesine katkıda bulunması olası görünüyor. (İstanbul/EVRENSEL)

Yerel seçimlere katılım düşük

Mısır’da dün gerçekleşen ve en büyük muhalefet grubu olan Müslüman Kardeşler’in boykot kararı aldığı yerel seçimlere katılımın düşük olduğu açıklandı. Hafta sonunda yaşanan olayların ardından özellikle başkent Kahire’de polis yoğun güvenlik önlemleri aldı.
Kahire’nin orta yerindeki bir oy merkezine, oylamanın başlamasından bir saat sonra sadece iki seçmenin geldiği, bir başka oy merkezinde de öğleye kadar sadece 30 oy kullanıldığı kaydedildi. Seçimlerden önce aralarında aday adaylarının da bulunduğu 900 kadar mensubu gözaltına alınan Müslüman Kardeşler, dün seçimleri boykot çağrısında bulunmuştu.
Mısır’da yerel meclislerin pek fazla gücü bulunmuyor, ancak Müslüman Kardeşler’in 2011’deki devlet başkanlığı seçimine bağımsız adayla girebilmesi için vilayet meclislerinde sandalyesinin bulunması gerekiyor. Müslüman Kardeşler, bağımsız olarak katıldıkları 2005 yılı genel seçiminde, meclisin alt kanadındaki sandalyelerin 5’te 1’ini elde etmişlerdi. 2006’daki yerel seçimler, Müslüman Kardeşler’in genel seçimdeki bu başarısı sonrası 2 yıl ertelenmişti. Müslüman Kardeşler’in bir siyasal partiye dönüşmesine izin verilmediği için adaylar seçimlere bağımsız olarak giriyorlar. (DIŞ HABERLER)
Mehmet Özer
www.evrensel.net