16 bin hektar orman sermayeye açılıyor

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç Dr. Okan Külköylüoğlu, Bolu'yu yakından ilgilendiren 2/B orman kanununa ilişkin açıklamalarda bulundu.


Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç Dr. Okan Külköylüoğlu, Bolu'yu yakından ilgilendiren 2/B orman kanununa ilişkin açıklamalarda bulundu. Çevre ve ekoloji alanlarında da çalışmaları bulunan Külköylüoğlu, yeni yasayla birlikte Bolu'nun 16 bin hektarlık kısmının orman vasfını yitirmiş arazi olarak gösterileceğini ve bu bölgede yaşayan canlıların %10'unun yok olacağını söyledi.
Doğa ve canlı tahribatına dayanak olan yasal düzenlemelerin ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulayan Külköylüoğlu, orman yasası ile ilgili 1744 sayılı kanunun çıkartıldığını ifade ederek, "15 Ekim 1961 tarihinden önce; bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanları ve yerleşim yerleriyle, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen yerlerin orman sınırları dışına çıkartılması hükmü getirilmişti" dedi. Külköylüoğlu, orman mevzuatında '2. madde uygulaması' çalışmalarına 1974 yılında başlandığını belirterek, daha sonra 1982 Anayasasının 169. maddesinde orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen yerlerin aksine, tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerlerin orman sınırları dışına çıkarılabileceğine dair hüküm bulunması sebebiyle; 6831 Sayılı Orman Kanunu'nun 2. Maddesi'nde 2896 Sayılı Yasa ile değişiklik yapılarak, yukarıdaki şartları taşıyan yerlerin orman sınırları dışına çıkarılması hükmünün getirildiğini söyledi.
2/B uygulaması orman niteliğini yok ediyor
Bu hükmün getirilmesiyle birlikte 2/B uygulamasına başlandığını belirten Külköylüoğlu, orman vasfını yitirmiş arazilerin orman köylüsü dışında özel veya tüzel kişilere tahsisi konusunda anayasadaki iki madde bulunduğunu söyledi. Külköylüoğlu, daha sonra konuşmasına şöyle devam etti: "169. ve 170. maddelerde orman köylüsü ve orman alanlarının kullanılmasıyla ilgili kanunlar bulunmaktadır. Fakat 6238 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesindeki 2896 sayılı maddesindeki bir takım değişiklikler halka anlatılamamıştır. Çünkü hükümetin elinde büyük miktarda yani 473 bin hektarlık alan bulunmaktadır ve 2/B kapsamına sokulmaktadır. Örnek olarak Abant'ın 125 hektar olduğunu düşünürsek 473 bin hektarlık alanın ne kadar büyük olduğunu anlamış oluruz."
Cevaplanması gereken soru…
Buradaki esas sorunun 16 bin hektarlık arazinin kime verileceği olduğunu belirten Külköylüoğlu, "16 bin hektarlık arazi orman vasfını yitirmişse, bunlar önceden orman vasfına sahip arazilerdi. Bu araziler önce köylüye mi sunulacak yoksa başkalarına mı satılacak? Cevaplanması gereken soru bu. Öte yandan burada büyük kuruluşlar ve şirketler bu arazileri istediği şekilde kullanma yoluna da gidebilir" dedi.
Bir orman alanının küçüldüğünde tahrip olma ihtimalinin artacağını vurgulayan Külköylüoğlu, şöyle konuştu: "Bunu ormana yoracak olursak, ekosistemde alanın yüzde 50'sini yok ederken canlıların yüzde 10'unu da yok etmiş olacağız. Orman canlı ve cansız sistemlerin bir araya gelmesiyle oluşur. Ormana verilen her zararın bir çok canlının yok olmasına neden olduğunu da unutmamak gerek. Bu nedenle 2/B uygulamalarına dayanak olan yasal düzenlemelerin ortadan kaldırılması gerekiyor." (Bolu/EVRENSEL)
Buket Akgül
www.evrensel.net