Fotoğraf: AA

göçük mehmet

  • SSGSS yani grizo gibi Sessiz Sessiz Geliyom Sessiz Sessiz olarak da tabir edebileceğimiz sağlık konusundaki yeni yasa tasarısını kendisine tasa edenler evvelki gün İstanbul’da büyük bir mitink düzenlediler.


    SSGSS yani grizo gibi Sessiz Sessiz Geliyom Sessiz Sessiz olarak da tabir edebileceğimiz sağlık konusundaki yeni yasa tasarısını kendisine tasa edenler evvelki gün İstanbul’da büyük bir mitink düzenlediler. Bu ganunla, önümüzdeki senelerde, sağlık meselelerinde, adem oğlununun başına ne gibi belaların tebelleş olacağnı anlatıp, yukardaki ensesi galınlara hadlerini bildirme fırsatı yaratan, agılı selim sendikacı, meslek erbabı yönetici ve bütün gatılımcılara tarih sayfalarında geniş yer ayırmalı.
    Gözün alabildiği gadar galabalığın arasında kimler yokdu ki! Gözünün feri sönmüş okumuş adamından tut da, bi deri bi kemik galmış genç deri işçisine, ayağında tokası düşmüş naylon ayakgabıyı sürüyen gecegondu garibanından bebesine biberon yetişdirmek için elinde ters dönen şemsiyesini hiçe sayan galın gaşlı analara gadar her mahalden halk ordaydı. Ben de ordaydım. Sabah guşluk vakdi evden çıkıp da, indiğim her merdivan basamağnı emekli maaşımdan düşecek bi gademe olarak telafuz edip, zıddını ancak İstanbul’da gırtlağım patlayıncaya gadar bağarıp hep beraber büyük bi ses olmakla elde edeceğmi düşünürken, guşların cıvıltısını bile ister istemez “AKP yasanı al başına çal”diye telafuz etmiştim. Sanmışdım ki; Zonguldak Maden Mühendisleri lokalinin önünden, mitink için marş basacak otobüslere bi kaç tane de bizim esgi sendikanın adamlarından binenler olur! Nerde! Onlar o saatlerde, sıcacık yataklarında kömüş gibi yatıp fısır sısır osuruyorlardı. Ee... onlar olmayınca, bi tane baretli adama bile raslamanın mümkünatı olamadı. Emeğin başgentinin temsilcileri adına utandım. Ağnaşılan bizim sendikacılar, bağlı bulundukları gonfederasyonun başganlığını yapan zat-ı muhderimin ağzından çıkan lafa bakıyalardı. Yani, olayları seyrediyalardı. Gene de, son ana gadar etrafdakilere dikgat kesildim, maden işçilerini temsilen bi tane sendikacıya tesadüf etmedim. Bizim esgi sendikanın yöneticilerinden bi tanesi, zevkine balığa gidecek olur da, otobüse çeker alırız diye de düşünmedim değil hani yani! Ağnaşılan bizim esgi sendikanın yöneticileri “gargadan başga guş gacadan başga yokuş” tanımam deyip, yukardaki Gumlu’nun ağzına bakıyalardı. Emme, bu gumun bildik deniz gumu olduğunu ve bu gumla harç garılamayacağını ağnayamıyalardı. Bildik deniz gumu tuzlu olduğundan harcının patırayacağına agıl erdiremiyalardı. Halbuki gonfederasyona bağlı iki elin parmağından fazla sendika 14 Mart faslından sonra bildik deniz gumundan arınıp, bu grizo gibi patlayacak olan SSGSS’ye garşı en iyi beton harcında çokdan yerini almışdı. Harç garılmaya devam ediya, beton galıpları yapılıya...
    Bizim esgi sendika yöneticileri tez elden bildik deniz gumundan arınmalıdırlar. Yoksa grizo patladığında tavan daşında tanınmayacak birer fotoğraflarının çıkacağını şimdiden sipariş ettirmiş olurlar.
    Fahri Bozbaş
    www.evrensel.net