GERÇEK

  • Türk-İş, DİSK ve KESK’in 1 Mayıs’ı ortak olarak Taksim’de kutlama kararı alması, elbette, her 1 Mayıs’tan önce “devrimci 1 Mayıs” mı, “işçilerin 1 Mayıs”ı mı, “Taksim’de mi yoksa başka alanda mı kutlama” tartışmalarını gereksiz hale getirerek, şimdiden önemli bir girişim olmuştur


    Türk-İş, DİSK ve KESK’in 1 Mayıs’ı ortak olarak Taksim’de kutlama kararı alması, elbette, her 1 Mayıs’tan önce “devrimci 1 Mayıs” mı, “işçilerin 1 Mayıs”ı mı, “Taksim’de mi yoksa başka alanda mı kutlama” tartışmalarını gereksiz hale getirerek, şimdiden önemli bir girişim olmuştur. Ama bu aşamadan sonra asıl önemlisi 1 Mayıs’ın nasıl ve hangi taleplerle kutlanacağıdır. Çünkü böyle dönemlerde alışkanlık; kutlamanın kendisinin, kutlamanın amacını, öne çıkarılacak sloganları önemsizleştirmesidir. Oysa asıl olan; 1 Mayıs’ın kutlanması değil, nasıl kutlanacağı, bundan mücadelenin sağlayacağı kazançtır.
    Kısacası, bugün 1 Mayıs’ın kutlanmasının nasıl olacağını belirleyen; kişilerin, çeşitli siyasi çevrelerin 1 Mayıs’ın temsil ettiği değerler hakkında ne düşündüğünden öte, 1 Mayıs nasıl kutlanırsa emek mücadelesini ilerleten, emekçilerin birlik ve dayanışmalarını artıran bir kutlama olur, bunun değerlendirilmesidir.
    1 Mayıs’ın değerlerinin gündeme gelmesi, işçilerin, emekçilerin ileri kesimlerinde elbette ki; birlik duygusunu, mücadele isteğini artıran bir rol oynamaktadır. Deneyimlerimizden biliyoruz ki, bu aynı zamanda, geniş emekçi yığınlar içinde bu duygunun yayılması için de yeni bir vesile yaratmaktadır. Ancak bunun somut bir gelişme olması için 1 Mayıs’a giden günlerde işyerlerinde, hizmet birimlerinde, gençlik ve kadın yığınları içinde; birlik ve ortak mücadele fikrinin yayılması için ajitasyon araçlarının yoğun ve yaygın bir biçimde kullanılması belirleyici önemdedir.
    İşyerlerinde, hizmet birimlerinde, birimlerdeki en somut ve güncel taleplerin elde edilmesinde “sınıfın birliği ve mücadelesinin önemi” açısından ele alınarak, 1 Mayıs değerleri ışığında, sınıfın işyerindeki birliğinden enternasyonalizme kadar geniş bir açıdan bakılması her bakımdan önemlidir. İşyerinde birlik, işyerinin bulunduğu bölgede birlik, tüm ildeki işçilerin ve emekçilerin birliği, ülke çapında işçilerin, emekçilerin birliği ve nihayet uluslararası işçi sınıfının kapitalizme karşı mücadelesinin birliği ve birliğin bir adımı olarak, 1 Mayıs’ın birlik, dayanışma ve mücadele günü olarak kutlanması, içinden geçtiğimiz süreçte belirleyici önemdedir.
    Evet 1 Mayıs, mayıs ayının birinci günündür ama, 1 Mayıs’ın temsil ettiği değerler ve “içinden geçilen dünya ve Türkiye hali” açısından bakıldığında; madem ki Türk-İş, DİSK ve KESK, ortak kutlamayı gündeme getirenler; emekçilerin, sınıfın gündeminide 1 Mayıs’a bağlamışlardır. Öyleyse bugünden itibaren işyerlerinde Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası mücadelesinden çıkarılan dersler de dahil olmak üzere Meclis’ten geçirilmesi için harekete geçilen “İstihdam Paketi”, “Kamu Personel Kanunu”, “Kamu Yönetimi Temel Kanunu...” gibi sermaye güçlerinin sistemlerini yenileme ve emekçilere yönelik hakları gasp etme girişimlerine karşı mücadelenin; işyerlerindeki taleplerle birleştirilerek tartışılması ve 1 Mayıs’ta bu mücadelenin güçlenmesi için nelerin, nasıl yapılmasına tüm işçilerin ve kamu emekçilerinin katılması son derece belirleyici olacaktır. Dahası, sendikasız işyerlerinde 1 Mayıs’ın değerleri ışığında mücadelenin geliştirilmesi de yine 1 Mayıs’ın olmazsa olmazıdır.
    Demek ki;
    1-) 1 Mayıs’ın işyerlerinde, hizmet birimlerinde yaygın bir biçimde kutlanması; bu alanlarda kutlama hazırlıkları anlamına gelecek “1 Mayıs nedir, nereden çıkmıştır, işçiler 1 Mayıs’ı neden kutlar?...”dan başlayan ve işçinin, emekçinin 1 Mayıs’ı ne amaçla kutlaması gerektiğine kadar varan bir tartışma başlatılması son derece belirleyicidir. Ve bugün bu tartışma için erken değildir.
    2-) İşyerine en yakın alanlarda diğer emekçilerle ve işçilerle, semt ve mahalle halkıyla 1 Mayıs’ı kutlamak ve,
    3-) Nihayet bir meydanda ortak bir kutlamaya katılmak, önemlidir.
    Ancak son ikisinin olabilmesi için birinci maddede sözü edilen çalışmada ciddi bir aydınlatma-örgütlenme çalışması gerekir. Aksi halde; 1 Mayıs’a kadar durup da, o gün işçilerin alana gideceğini ummak hayaldir. En fazla sendikadan gelecek bir çağrıya şöyle böyle uymakla sınırlı bir kutlama olur ki; böyle bir kutlamanın genel bir propaganda ötesinde bir anlamı olamaz. Olmadığını, yakın geçmişteki her 1 Mayıs’ta gördük. Bugünkü koşullar bu gidişata son vermek için de son derece elverişlidir. Özellikle 13-14 Mart ve sonraki günlerdeki gelişmeler bunun göstergesidir.
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net